Bir daha tekrar edeyim. 10 maçın 3'ünü yani maçlarının yüzde 30'unu kaybeden takım şampiyon falan olamaz.

Kaybetmek kötü bir şeydir. Berabere kalmak bir yere kadar tolere edilir ama kaybedince negatif enerji sarar dört bir yanı.

F.Bahçe maçlarının yüzde 30'unu kaybetti. Bu kabul edilebilir marjın ötesinde. Devre sonuna kadar kalan 7 maçının 6'sını kazanması şart bana göre.

Bu tabloda herkesin kusuru var. Transferi geç yapan yönetimin, oyuncuların, sakatlık sorunları yaşatan fizik ekibinin-sağlık ekibinin ve elbette teknik adamın.

Gelelim kaybedilen 3 maça...

Alanya maçı bir sezon boyu olabilecek 3 bireysel hatanın sonucunda gelen bir mağlubiyetti. İlk gol yenene kadar pozisyonu olmayan Alanya'ya galibiyet hediye edildi. Antalya maçı ise bir ders maçıydı. İlk 45'te kaleci Altay, TV ekranına 1 kez girdi; o da rakip golü attığında. Antalya o derece gelemiyordu. O gol de Jailson'un korkunç hatalarından biriydi. Ama 2. 45'te gerek Antalya gerekse F.Bahçe pozisyonlar bulup değerlendiremedi. Ama o maçta ders alınmadı ki Kayseri'de benzer bir mağlubiyet geldi. Büyük harflerle yazayım ki daha da vurgulamış olayım:

1- AH, VAH, TÜH BU DA KAÇTI DEME LÜKSÜ YOK HİÇBİR TAKIMIN, HELE DEPLASMANDA...

2- 1 GOLLÜK CANI OLAN "KAPANALIM ÇIKALIM TAKIMLARI"NA KARŞI GOL YEMEMELİSİNİZ. YILLARCA MUSLERA TAKIMINI HEP BÖYLE YARIŞTA TUTTU.

3- KORNERİ, DURAN TOPU, HATTA TACI BİLE BOŞA ATMA LÜKSÜNÜZ YOOOOOK.

☆☆

Bu kesin gerçekler ışığında Ersun Yanal'a sesleniyorum... Bu takım öyle 'süper kalite' bir takım değil hocam. Maç çözecek oyuncusu belki bir tek Kruse...

O da takıma bir türlü istenilen liderliği yapamadı. Yani senin takımın Ersun Hocam, "Bugün kötü oynadılar ama kazandılar" denecek bir takım değil. O zaman 2 şey yapmalısın.

1- Oyuncu gelişimini artırmalısın.

2- Yeni oyunlar bulmalısın.

Bugün için "Ne yapayım abi atsınlar" demek bir yere kadar seni kurtarsa da gün sonunda tablo sana yazar. Hem Antalya hem Kayseri maçlarında rakip ceza alanda 40 kez topla buluşan, Kayseri maçında kaleye 6 isabetli şut yollayan, 8 korner atan, 3 topu direkten dönen takım "Yanal futbolu" oynamıştır. Ama sonuç alınamıyorsa bariz bir biçimde oyuncu kalitesi-takım enerjisi-özgüven eksikliği ortada demektir. Bunları geliştirmesi gereken de sensin hocam.

Millet boşuna taç hocası tutmuyor. Ben geçtim taç hocasını; Daum'un yıllarca ekmek yediği duran top setlerinden bir tane bile göremedik. Bu takım, Zanka-Serdar gibi gol şansı yüksek stoperler-Vedat-Ozan-Tolga gibi uzun oyunculara sahipken daha çok duran top golü atmalı. Zajc dışında şut deneyen orta alan oyuncusu yoksa sen çalıştırmalısın. Topu 30 metre taşıyıp ceza alan çizgisine kadar getirip şut atmayan Ozan'ı değil, seni sorumlu tutuyorum hocam. Oyuncularına şut atma çalıştırmadığın; onlara o özgüveni sağlayamadığın için. Denuz Türüç kullandığı kornerlerden birini taca diğerini arka direkte kimsenin olmadığı yere attı. Bu sadece 2 duran topu boşa harcamak değil, aynı zamanda rakibe de 2 kez atak şansı vermek demek. Deniz'in korner çalışmasını sen sağlamalısın. Emre'nin artık duran top kullanmaması lazım. Topu tam kaldıramadığını görmelisin hocam. Kanatlara inen oyuncuların rakip yerleşmişken bir kez bile bel hizası sert orta yapmadılar hocam. Bel hizası sert ortaya sen dokunamasan da rakip kendi kalesine atabilir. Ama senin beklerin hep Vedat'a şişiriyorlar. Rakipler de 3 uzun ile Vedat'ı tutup etkiyi sıfıra indiriyorlar. O zaman bel - diz hizası sert orta çalıştırmalısın hocam. 'Kornerde Gönül ön direkten arkaya aşırır, Lugano arka direkte golü atar' duran top organizasyonu hala Beşiktaş'ta bile işliyor hocam. Bir tane; bir tane bile böyle organizasyonun var mı? Geriye oynanmayan taç atışın var mı? Çizilmiş organize gol girişimi hücumun var mı?

Lütfen Youtube'dan 'PSV-G.Saray 3-1' yaz ve PSV'nin attığı ilk golü izle. Gerets o çizilmiş hücum ile atılan golün aynısını G.Saray'ın başına geçtiğinde de attırmıştı. Bir tane, hatta 2 tane çizilmiş plan bulmalısın hocam.

Gelelim frikiklere. Bir zamanlar frikik kazandığında Alex - Carlos - Baroni'si ile "yüzde 50 gol" diye heyecanlanan Fenerliler şimdi "Nasıl olsa top barajda" diye düşünüyor. Deniz de Emre de frikikçi değiller. Kruse de değilse eğer o zaman 2-3 farklı frikik organizasyonu üretmelisiniz hocam.

Garry - Moses ve hatta Vedat'a gol vuruşu; Ozan - Tolga'ya şut idmanı yaptırmalısın hocam. Deniz ve başka kim ise kornercin, defalarca korner - duran top çalıştırmalısın hocam. Beklerine bel ve diz hizası sert orta öğretmelisin, evet gerekirse baştan başlayarak... Stoperlerine korner organizasyonu çalıştırmalısın ve Gustavo'yu daha öne çıkması için cesaretlendirmelisin. Bayern'de 4-3-3'ün sol içinde zımba gibi şutlar atabilen bir oyuncuydu Gustavo. O zamanlarını hatırlat ona hocam. Ve de artık söylemekten dilimde tüy bitti kaleci antrenörünü Atletico Madrid'den transfer ettir hocam. De Gea - Courtois ve şimdi de Oblak. Hepsi sırasıyla dünyanın en iyi kalecileri olduysa orada bir keramet var demektir. Birinci antrenörü alamıyorsanız yardımcısını alın ama Altay'ın birincil işi olan gol kurtarma konusunda gelişmesini sağlayın.

Yani özetle hocam; yetenekle iş çözemeyecek bu takım o belli oldu. "Ne yapayım ben mi atayım" devri de bitti. Daha sıkı çalıştırmalısın takımını; milli arada milli olmayan oyuncularını muhakkak çok ama çok sıkı çalıştırmalısın Ersun Hocam...

Bundan sonrası top sende... İyisi de sende kötüsü de...

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri