Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SERDAR ALİ ÇELİKLER | 3 OLUMLU GELİŞME
Fenerbahçe dün ligin 2. devresinin ilk deplasmanına çıktı. Beklendiği gibi zorlu başladı ve devam etti. Ligin ilk devresinden farklı olmadan takım güvenli-dikkatlikonsantre- az pozisyon vermeye gayret eden ama pozisyon üretemeyen görüntüyü sürdürdü. Artık biliyoruz ki Pereira içeride ya da dışarıda “1-0 olsun bizim olsun”cu. Ama içeride biraz daha fazla atak düşünüyor. Takımının gemlerini biraz daha fazla salıyor. Dışarıda ise tam dikkat ve savunma tandansı ile oynuyor. Dün de böyleydi. Ama ligin ilk yarısına göre temel 3 olumlu fark görüyorum.

1- Ozan takıma dahil oldu. Böylece daha dikine oynayabilen bir orta 3’lü oluştu. Ayrıca Ozan da Souza da daha çok rakip ceza alanına sızmaya çalışıp daha çok adamla çoğalma girişimlerinde bulunuyor. Henüz yeterince top alamıyorlar ama alacaklardır.

2- Takım geçiş oyununu çok iyi yapmaya başladı. Zaten Pereira’nın en çok takdir edilesi yanı buydu; takım hücumdan savunmaya geçişi çok hızlı, agresif ve düzgün yapıyordu. Dün net gözlemledim ki savunmadan hücuma geçiş oyununda da epey mesafe katedilmiş. Duran top savunmasından bile hücum hattına hemen dönmek istiyorlar.

3- Birbirlerini tanıdıkça set oyununda daha iyi pas yapıyorlar. Rakip pasla çıkmaya çalıştığında da 3 orta alan başta olmak üzere herkes şok pres arıyor.

Bu olumlu yönlere rakip 10 kişi kaldıktan sonra RvP ile Fernandao’nun aynı anda sahada olması; Volkan Şen’in dahli gibi hücum mantalitesi de güzeldi. Ama özellikle hediye penaltıya kadar geçen 45 dakikalık süredeki futbol kalan çok zorlu 7 deplasmana yetmez. (Son hafta Sivas deplasmanını saymıyorum)

Pereira’nın deplasmanlarda hücum oyununa geçiş sonrası forvetlerine daha fazla hareketli olmalarını söylemesi ve takımını bu yönde çalıştırması lazım. Bir de Volkan’ın yan top zaafına artık bir çözüm bulunmalı. 

Kendi adıma, devre sonuna doğru yükselişe geçen; kupa maçlarında gelişimini gördüğüm F.Bahçe’yi ligin 2. yarı başlangıcında beğendiğimi söylemeliyim.

YABANCI HAKEM HALA GEÇ DEĞİL
Kuddusi’nin hakemleri sağ olsun; 2 yıldır söylediğim; “Yabancı Hakem Şart” fikrimi her geçen hafta kamusallaştırdılar. Artık herkes tarafından dillendiriliyor. Çünkü bu hakemlerle olmayacağını herkes biliyor, görüyor, anlıyor. İşte Alper Ulusoy... FIFA Hakemi de oldu... Bu kadarlar işte... En iyi denilenleri bu... Kuddusi Müftüoğlu’nun istifası geldi, yavaş yavaş ısınıyor..

Ama onun istifası da çözüm değil. Bu yeteneksiz-baskı altında yönetemeyen eyyamcı ordusu 10. MHK Başkanı’nı yer bunlar yine kalırsa bir şey değişmez. Yıldırım Demirören’e sesleniyorum; Sayın Başkanım hala geç değil.. Şimdiden çalışmaya başlasanız 3-4 hafta sonra hazır olursunuz. Son 10 haftayı yabancı hakemler yönetsin... Ne Fener tanırlar ne G.Saray... Gelir kimsenin baskısı altında kalkmadan maçlarını yönetirler. Hata da yapsalar eyyam ile kapatıp başka hatalar yapmazlar... Başkan olarak da devrim yapmış olursunuz...

İBRAHİM YILDIZ | FENERBAHÇE İYİ HAKEM KÖTÜ
Fenerbahçe, zor bir deplasman olan Eskişehir’i farklı yenerken hakem hataları oyuna damga vurdu.

Kırmızı–Siyahlılar bu sezon kötü günler geçiriyor. Buna rağmen lig şampiyonluğuna aday rakibine karşı dişe diş bir mücadele ortaya koydu. Samet Aybaba’nın teknik direktörlüğe gelmesiyle birlikte, ligin dibinden kurtulmak için elinden gelen tüm gayreti sahaya yansıtma çabasındaydı Eskişehirspor.

Fenerbahçe ise Alves, Diego ve Hasan Ali Kaldırım’ın kadroda olmaması nedeniyle farklı isimlerden oluşan bir 11’le sahaya çıktı. Son kupa maçında başarılı olan Robin van Persie’nin ise yedek kulübesinde yer alması sürpriz oldu. Pereira, oyuna Fernandao ile başlayarak “şaşırttı” diyebiliriz. Diego’nun yokluğunu ise Ozan Tufan ile gidermek istemişti Portekizli hoca.

Oyununun ilk 45 dakikasına baktığımız da, Fenerbahçe’nin orta alanda ki sorunu çözemediğini görüyoruz. Diego’nun yönettiği pas trafiğini Ozan yapamayınca, sahneye Nani çıktı. Fakat bir uyumsuzluk söz konusuydu. Nani’nin verdiği paslar yerini bulmazken, savunma arkasına sarkan oyuncu da yoktu. Caner ilk yarı süresince doğru dürüst atağa kalkıp bir orta yapamadı. İş yine Gökhan’a kalmıştı. Gökhan-Markoviç ikilisinin sağ kanatta yaptıkları pas alışverişi atakları şekillendirdi. Öteki maçlara göre Markoviç, daha istekli ve yaratıcıydı.

Pereira, oyuncularına uzaktan şut atmaları konusunda talimat vermişti. Uzak ya da yakın nereden bulurlarsa bulsunlar, şut atmayı denedi Sarı-Lacivertliler. Soğuk ve sert zeminde yapılması normal bir taktikti. Ne var ki, şutların çoğu kaleyi bulmadı.

Hakem Alper Ulusoy’a ayrı bir paragraf açmak gerekir. Fenerbahçe adına verdiği penaltıya sanırım herkes gülüyordur. Nani’nin topu kaybettikten sonra rakibine arkadan müdahalesini yanlış değerlendirip penaltı noktasını göstermesi, dünkü maçın öne çıkan vahim bir hatası olarak kayda geçti. Kaldı ki, daha önce elle oynamaya göz yuman Ulusoy, o pozisyona penaltı düdüğünü çalsa bu kadar tartışılmazdı. İkinci yarı özellikle kırmızı karttan sonra oyunun hakimi Fenerbahçe oldu. Bu pozisyonda Alpaslan’ın gördüğü kırmızı kart, yine penaltı kararında olduğu gibi tartışılan ağır bir karardı. Fenerbahçe’de Mehmet Topal, Kjaer ve Nani arkadaşlarına oranla dün daha iyi performans gösterdiler. 3-0‘lık galibiyet Sarı-Lacivertliler’i liderliğe taşırken, Eskişehir’i biraz daha umutsuzluğa itti.

TOPAL GÖREV ADAMI
Fenerbahçe orta alanında savunma görevini eksiksiz yapan Mehmet Topal, kaptığı toplar dışında zaman zaman verdiği paslarla Diego’nun eksikliğini gidermeye çalıştı. Sahanın en iyilerindendi.

HAKEM ULUSOY ŞAŞIRTTI
Alper Ulusoy asıl penaltıyı vermedi. Nani’nin pozisyonunda faulü kimin yaptığını anlayamadı. Kırmızı kart ağırdı. Takdir haklarını adaletli kullanmadı. Her iki karar şaşırtıcı ve tartışılır.

GECENİN KÖTÜSÜ ULUSOY'DU
Fernandao’nun şutunda top Sezgin her iki koluna da çarptı. Bu pozisyonda “Devam” demek şaşırtıcıydı. F.Bahçe lehine vermediği penaltı hakemde baskı yarattı

Hakemler, Antalya’da hem övgüler aldılar hem moral depoladılar. 4 gün boyunca hatalarını gördüler, doğruları öğrendiler. TFF Başkanı Yıldırım Demirören de hakemlere güven konuşması yıptı. 35 senedir bu camiadayım. Hakemlere hiçbir sezon bu kadar destek verilmemişti. Altın çağ yaşıyorlar ama bu sahaya yansımıyor. Dünkü maçta da bunu gördük:

1: 5. HAKEM KABAK GİBİ ELİ GÖREMEDİ
28’de Fernandao’nun sert şutuna kaptan Sezgin önce sağ kolunu, sonra da açık sol elini kullanarak topu engelliyor. Bu kesinlikle elle oynama. Hakem iyi bir görüş alanında değil. Ama bu mazeret olamaz. Kaldı ki, pozisyon 5. hakemin önünde kabak gibi açık. Kemal Yılmaz kalitesindeki bir yardımcı hakemin de görüş alanı içerisinde. Böyle bir pozisyona “Devam” demek son derece şaşırtıcı ve de kendisinden büyük umutlar beklenen Alper Ulusoy için büyük bir hataydı.

2: BASKI PENALTI VERDİRDİ
45’te hakem Ulusoy pozisyona yakın olmasına rağmen Emre ve Nani arasındaki mücadeleye düdük çalarak penaltı kararı vermesi Eskişehirliler’in topyekun itirazına sebep oldu. Bu kargaşa içerisinde iki sarı çıktı. Hakem Alper Ulusoy’un, Fenerbahçe lehine veremediği penaltının hakeme baskı yaptığı kanaatindeyim. Çünkü göğsünde FIFA kokartı varsa, bu pozisyona faul çalınmaz ve penaltı verilmez.

3: SUÇLU MEHMET, SUÇSUZ ALPASLAN
İhraç olayı 64’te yaşandı. Eskişehirli Alpaslan, Mehmet Topal’ın önündeki topa kurala uygun kayarak müdahale ediyor. Mehmet, zamanlama hatasından dolayı Alpaslan’ın yerdeki ayağının üzerine basıyor. Burada hakemin kart gösterme şekli yanlış. Hakem sarıyı çıkardığında karşısında Mehmet var. Yerdeki oyuncuya kırmızı göstermek çok da yanlış değil. Ancak bu pozisyon için kalkmasını beklemeliydi. Neticede suçlu Mehmet Topal, suçsuz Alparslan. Fenerli oyuncu sarı kart görmesi gerekirken, Alparslan ikinci sarıdan kırmızı kart gördü. Bu da hakemin son hatalı kararıydı.

NOTUM : 7.7 KÖTÜ