Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Spor Futbol Süper Lig Galatasaray "Ben bunlara pabuç bırakmazdım!" - Fenerbahçe Haberleri

        HTSPOR.COM / ÖZEL RÖPORTAJ / Erdem EROL

        Sarı-Kırmızılı camiaya 1990-96 yılları arasında başkanlık yaptığı dönemde eşsiz başarılar kazandıran Alp Yalman, HTSPOR.COM'a çok özel açıklamalar yaptı. Yalman Sarı-Kırmızılı camianın son durumunu, Adnan Polat yönetimini değerlendirirken, ezeli rakip Fenerbahçe'nin içine düştüğü zor durum hakkında da çarpıcı açıklamalar yaptı.

        Yalman özellikle Fenerbahçe'nin şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırmasının ardından statyumda yaşanan olaylar ve Aziz Yıldırım'ın protesto edilmesi hakkında da "Benim başkanlığımda böyle aşırı bir tepki yaşanmadı. Ancak Aziz Bey'in yerinde olsaydım bunlara pabuç bırakmazdım" diye konuştu.

        Galatasaray'ın da transferlerini masaya yatıran tecrübeli spor adamı, "Çanta almıyorsunuz, futbolcu alıyorsunuz" diyerek bir anlamda da şimdiki yöneticilere ders niteliğinde ifadeler kullandı.

        FENERBAHÇE KAYBETMEDİ BURSA KAZANDI

        -Trabzonspor’un son şampiyonluğunun üzerinden 26 yıl sonra Anadolu'dan bir takım şampiyon oldu. Fenerbahçe’nin şampiuyonluğu kaçırmasını ve Bursaspor’un şampiyon olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Aslında 26 yıl dememek lazım geçen seneden sonra bir takım daha şampiyon oldu. O kadar takım aynı ligde oynuyorsa bir tanesi şampiyon olacak. Bu hiçbir takımın kendi hegemonyasında değil. Bursaspor sezonun başından sonuna kadar hakikaten takım olduklarını gösterdi. Üstün bir beraberlik ve azim sergilediler ve hak ettikleri şampiyonluğu kazandılar. Burada Fenerbahçe kaybetti dememek lazım. Bursa kazandı demek lazım.

        -Sezonun son haftalarına girilirken yine şaibe üzerine söylemler gündeme geldi. Siz bu sezon ligin bu tür söylemlerle karşı karşıya kaldığına inanıyor musunuz?

        Ben böyle bir düşüncenin olmasına dahi tahammül edemiyorum. Böyle bir şeyi düşünmüyor dahi olmak lazım. Ben hiçbir spor yapan insanın böyle bir şey yapacağı kanaatinde değilim. Düşünmek bile istemem.

        -Ama örneklerine zaman zaman rastlıyoruz. Almanya’da ve Türkiye’de süren davalar var.

        Ahlaksızlık heryerde gözüküyor. Ama ahlaksızlığı sanki doğalmış heryerde varmış gibi düşünmemek lazım.

        DAHA ÖNCE ŞAHİT OLDUM

        -Fenerbahçe-Trabzonspor maçının son anlarında bir anos krizi yaşandı. Fenerbahçe birkaç dakika şampiyonluk kutladı. Böyle bir şeye siz daha önce şahit odunuz mu?

        Olmuştum. Galatasaray Ankara’da PTT ile oynuyordu. Bende tesadüfen Fenerbahçe maçındaydım. Galatasaray’ın mağlup olması lazımdı ki Ankara'da Fenerbahçe şampiyon olsun. Maçın bitmesine 10 dakika kadar vardı. O zaman haberleşme de çok kolay değil. Birdenbire Galatasaray'ın mağlup olduğu haberi geldi. Maç durdu. Fenerbahçe sahada tur atmaya başladı. Sonra anlaşıldı ki bırakın mağlup olmasını Galatasaray 7-1 galip. Ben de İnönü Stadı'ndaydım maçı seyrediyordum. Ben bunun canlı şahidiyim.

        3.LÜK BAŞARI DEĞİL

        -Galatasaray’da son yıllarda yanlış giden bir şeyler mi var?

        Niye sordunuz şimdi bunu?

        -O zaman Galaasaray’ın başarılı mı başarısız mı olduğunu sorayım?

        Futbolundan bahsediyorsak veya herhangi bir sportif branşından bahsediyorsak Galatasaray şampiyon olmadığı zaman çok başarılı değil demektir. Ama kulüp olarak başarılı mı değil mi dersek kulübün idaresi sporda alınan neticelerden biraz daha değişik bakışla bakıyor olmak lazım. Galatasaray gayri menkullerini, borç idaresini, gelir giderinin balansını, gelirlerinin artmasını temin edebiliyor mu? Ettiği fazlalıkları doğru kullanabiliyor mu? Bunlara bakarak Galatasaray kulübü iyidir iyi idare ediliyor veya kötü idare ediliyor demek lazım. Sportif olarak bakarsanız futbolda 3. oldular bu benim için bir başarı değil. Ama bu bir hezimet de değil.

        TUTMAYINCA TUTMUYOR

        -Yönetim anlayışı, planlaması transfer politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Ben Galatasaray'da genel olarak idarenin en azından gayretli olarak iyi bir şey yapmak çabasında olduğu kanaatindeyim. Transfer politikası ise değişik bir şey. Tutmadığı zaman tutmuyor. Tutmadığı zaman da iyi olmuyor. O zamanda kötü yapılmış deniyor. Bu sene alınan bir takım oyuncuların belli bir düşünce tarzına uygun olarak alındığı kanaatinde değilim. Alınan oyuncuların işte mesela özellikle Jo ve giden Nonda. Hem gelişleri hatalı hem gidişleri hatalı. Şimdi Galatasaray’ın santraforu sakat, elindeki tek santrafor Nonda. Galatasaray'daki en çok gol atan adamda o. E onu göndermenin bir manası yok. Yabancıya yer açmak istiyorsanız o zaman başka birisini gönderirisiniz. Zaten o tarihten sonra mesela kaleci oynamadı. Kaleciyi gönderselerdi. Dışarıdan bunları söylemek daha kolay. Ama öyle yapsaydı daha doğru olurdu. Veya Nonda'yı gönderiyorsa alınacak insan Jo mu olmalıydı?

        BİR DENGESİZLİK YOK MU?

        -Devre arasında yapılan transferleri taraftar yere göğe sığdırıamadı. Bu transferlerin arkasında olan isim Haldun Üstünel de yeğe göğe sığdırılamadı. Bu futbolcuların devre arasında gelişleri, havaalanında taraftarlarca nasıl karşılandığı hala hafızalarda. Bunda da bir dengesizlik yok mu?

        Çok dengesiz. Taraftar bakımından da çok dengeli bir yaklaşım değil. Jo’nun sadece kariyerine bakarak transfer ediliyor olması çok doğru bir hareket değil. Jo ile oturup konuşmak lazım. Jo'nun ayrıldığı kulüplerle oturup konuşmak lazım. Neden ayrıldığını iyi tetkik etmek lazım. Çünkü çok kritik bir zamanda çok kritik bir mevkiye bir adam alıyorsunuz. Bir parça daha fazla ince eleyip sık dokumak lazımdı. Herhalde Jo'dan daha iyi birisi bulunurdu. Getireceği fayda bakımından söylüyorum.

        ÇANTA ALMIYORSUNUZ!

        -Şampiyon olunmadığı zaman başarısız olarak kabul ediyorsunuz. Bundan sonra Galatasaray ne yapmalı?

        Mesela Neill çok faydalı. Burada hakikaten bir iki şeye dikkat ederek transfer yapmak lazım. Bir; Galatasaray'ın mali yapısına bakmak lazım. Galatasarayın havaya atacak parası olduğu kanaatinde değilim. Kumar oynama şansı çok fazla yok. Her transferde bir hata payı mutlaka vardır. Olabilir. Biraz kısmet, biraz kimya gerekiyor. Gelen oyuncunun hem memleketine, hem kulübüne, hem tesislerine hem takım arkadaşlarına nasıl adapte olacağı, onlarla beraber nasıl oynayacağı çok önemli. Onları iyi tetkik edip, deneyip ondan sonra almak lazım. Mesela ben dışarıdan alacağımız bazı oyunculara 'gel bir tesisleri gör. Biz seni görelim' dediğimde “Ben denenecek ada mıyım” dediği zaman “Sadece ben seni denemeyeceğim. Sen de geleceksin burayı deneyeceksin. Ondan sonra bana ben yaparım yada yapmam” diyeceksin. Yoksa kaç para istesin 5 lira. Ben sana 5 lira değil 4.5 lira veriyorum razı mısın. 4.75’e anlaştık. Bu iş değil. Çanta almıyorsunuz. Bir hizmet alıyorsunuz. Alacağınız şey adamın performansı.

        -Ve garantisi de yok değil.

        O işin garantisi adamın kendine, geleceği yere güveni ve size aşılayacağı karşılıklı güven.

        ANTRENÖR OYUNCULARI KADAR İYİDİR!

        -Rijkaard Galatasaray'a teknik direktör olarak geldiğinde görüşünüz nasıldı?

        Çok memnun oldum. Hala da memnunum.

        -Sezon değerlendirmesini yaptığınızda Rijkaard'ı genel anlamda başarılı mı başarısız mı buluyorsunuz?

        Eğer şampiyon olmadıysa o branşı başarılı bulmuyorum dedim. Galatasaray'da şampiyon olmadı. Ama başarıya gidecek yollara Galatasaray'ı götürebilir mi derseniz evet götürebilir. O kanaatteyim. Bütün mesele, bir antrenör oyuncuları kadar iyidir. Oyuncular da antrenörleri kadar iyidir. Eğer antrenörü doğru oyuncularla bir araya getiremezseniz o zaman çok büyük bir iddiada bulunamazsınız. Beraber nasıl çalıştıkları çok önemli. Bu bir senfoni. Hep beraber oluyor olması lazım. O ahenki idari olarak kuruluyor olmasında yardımcı olmak eğer kurulmuşsa devamını temin etmek diğerlerininde o ahenk içinde kendilerine düşeni yanılmadan yapmaları.

        -Siz bu ışığı görüyor musunuz?

        Görüyorum.

        RİJKAARD’LA DEVAM EDİLMELİ

        -Yani Rijkaard ile devam edilmeli diyorsunuz.

        Bence edimeli. Çünkü hiçbir yerde özellikle sporcunuza kabahatin sadece antrenörde oldupğunu söylemiyor olmak lazım. Eğer o antrenör hakikaten çok çok kötü değilse. Ve Rijkaard kötü değil. Bir sporcunun da antrenörüne onun istediği ölçülerde yardımcı olmak, hatta onun dediği gibi olmak mecburiyeti olduğunu anlatmak lazım.

        BAŞKAN SADECE İYİ GÜN BAŞKANI DEĞİLDİR

        -Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yaşananlar ortada. Tribünlerden istifa sesleri yükseldi. Şimdi Aziz Yıldırım bırakacak mı bırakmayacak mı bunlar konuşuluyor. Bu sadece Fenerbahçe'nin değil bütün kulüp yöneticilerinin zaman zaman yaşadığı bir sorun. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Aziz Bey herhangi bir taraftar kadar Fenerbahçeli. Hatta onlardan daha da Fenerbahçeli. Onun da kazanamadıkları şampiyonluğa ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyorum. O an içinde beelki de çaresizlikten bıkkınlığını dile getirmiş olabilir. Ama bir başkan sadece iyi gün başkanı değildir. İşlerin iyi gitmediği zaman da orada olup toparlıyabiliyor olmasını bekliyorum. Ki Aziz Bey öyle bir insan. Son bir maçta kaçmış bir şampiyonluk değil bu. Daha evvelki puanlarının gidişinin neticesinde oraya kadar geldi. Düşünün ki 1 maçtaki 1 gol her şeyi fark ettiriyor. Buna muvaffakiyetsizlik demek de çok kolay değil. Mesela Galatasaray'ın Milan'la oynadığı bir maç var. Maçın son 6-7 dakikasına girerken Milan Şampiyonlar Ligi'ne gidiyordu. Son 3 dakikaya giderken UEFA’ya düştü. Maçın sonunda da evine gitti. Bu futbol. Bu böyle.

        İNSAN KENDİ STADINI YAKAR MI?

        -İyi gün değil kötü gün başkanı olması lazım dediniz. Fenerbahçe Trabzon maçı sonunda yaşananları izlerken neler düşündünüz?

        Bakın biraz evvel Jo'nun gelişinde Galatasaray taraftarının göstermiş olduğu dengesiz karşılama şekli bu maçın neticesinde de benzer bir şekilde kendisini gözterdi. Tabii ki üzülüyorsun ama insan kendi stadını yakar mı? Kendi kendisine zarar verir mi? Böyle bir şey olabilir mi? Fenerbahçe belki de bütün lig boyunca oynadığı en iyi maçlardan birini oynadı. O oyuncuları geldikleri zaman olmadık yerlere çıkaracaksınız, ondan sonra da stadı yakacaksınız. Seviçte de üzüntüde de bir denge olması lazım.

        -Siz Galatasaray'a başkanlık yaptığınız dönemde böyle aşırı tepkilere, böyle olaylara maruz kaldınız mı?

        Yok hatırladığım kadarıyla böyle aşırı bir tepki görmedim.

        PABUÇ BIRAKMAZDIM.

        -Görseydiniz ne yapardınız?

        Pabuç bırakmazdım. Aziz beyin yerinde olsaydım ben pabuç bırakmazdım.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Aci Ailesi Timur Cihantimur Ve Eylem Tok'un İade Kararı Hakkında Konuştu!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ