Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İstanbul Cup'ta zafer ulaşarak göğsümüzü kabartan Çağla Büyükakçay, Balçiçek İlter'in sunumuyla HABERTÜRK TV'de yayınlanan "Güne Bakış" programına konuştu. 

Büyükakçay duygularını şöyle anlattı:

"Benim için bu şampiyonluğun değeri çok çok önemli. Senelerdir çalışıyorum, çalışmaya da devam edeceğim. Hayatımda hiçbir şey değişmeyecek. Şampiyonlukla taçlanması, çalışmamın meyvesini almak çok güzel. Ben başladığımda rol modellerim yoktu, gençlere örnek olduğum için de çok mutluyum. Kendi evimde, kendi seyircilerimin önünde kupaya uzanmak çok güzel oldu."

Milli tenisçi, bugünlere nasıl geldiğini şu sözlerle açıkladı:

"Çok büyük fedakarlıklar yapılıyor. Küçük yaşlardan itibaren arkadaşlarınızdan çok farklı bir hayatınız oluyor. Doğum günü partilerine gitmiyorsunuz, özel günlere katılamıyorsunuz. Ama çok da güzel artıları var. Hem hayata duruşla ilgili, zorluklara karşı durmakla ilgili... Çok zor zamanlarım da oldu, bunlardan ders aldım. Her şey güllük gülistanlık olmayacak ama sevdiğim işe odaklanacağım. Adana'da doğdum büyüdüm. Şans eseri ailem sosyal hayatlarını bir tenis kulübünde geçiriyordu. En büyük şansım bu oldu diyebilirim. Çocuklarının tenisle ilgilenmesini istemişler. Müzikle de ilgileniyordum ama teniste başarı geldikçe ben de çok fazla mutlu oluyordum. Ailem müthiş destek verdi. Tamamen bir şans eseri. Ailecek de teniste bir çığır açma isteğimiz vardı. Çünkü 'neden bir ilk olmayalım, neden Türkiye'den bir tenisçi çıkmasın' diye düşündük. Bu noktaya da geldiğim için çok mutluyum."

"BÜTÜN HEYECANA RAĞMEN BAŞARDIM"
Final maçının son sayılarında ellerinin titrediğini belirten Büyükakçay, karşılaşmayla ilgili, "İstanbul Cup'ta ben hiç maç kazanmamıştım, o yüzden ilk maçtan itibaren çok önemliydi. İlk maçı kazandıktan sonra müthiş bir şey hissettim, yine bir sonraki maça odaklandım. Ama yarı finalden sonrasını gerçekten hayal meyal hatırlıyorum. Yaptığım şeyler tarihe yazılıyordu. Benim içimde de özellikle kendi seyircimin önünde olduğum için müthiş duygular uyandırdı. Final maçı bambaşka bir şey. Son puanlarda elimin titrediğini hatırlıyorum. Ne kadar iyi oynarsanız oynayın, maçı bitirmek çok zor bir şey. Ben de o şampiyonluk düşüncesini bir kenara itip maça konsantre olmaya çalıştım. Sonunda bütün heyecana rağmen başardım. Hayatımın en güzel günlerinden bir tanesi. Hem kendime bir Türk kızı olarak kanıtladığım için hem de Türk halkı için çok mutluyum, gururluyum" dedi.

Çağla Büyükakçay, "Bir uğurun var mı" sorusunu şöyle cevapladı:

"Benim uğurum yok ama kıyafetler konusunda takıntılıyım açıkçası. Mesela çok güzel kıyafetlerim olabiliyor ama maç kaybettiysem, kötü anısı varsa pek giymeyi tercih etmiyorum. Bu kıyafetim de tanıtmam gereken bir koleksiyondu. Maçları kazandıkça başka kıyafetlerim olmasına rağmen giymeye devam etmeyi tercih ettim. Bana uğur getirdiğine inanıyorum. Maalesef böyle batıl inançlar olabiliyor. Bunun dışında bütün hafta aynı şekilde hareket ediyorum. Bu insanlara garip gelebiliyor. Mesela aynı saatte uyanıyorum, aynı şeyleri yiyorum, aynı saatte uyuyorum. Hiçbir rutinimden vazgeçmemeye çalışıyorum. Onlar da belki biraz batıl ama işe yaradığını düşünüyorum."

Dünya sıralamasında 82. sıraya çıkan tenisçi, hayalleriyle ilgili, "Benim hayatımda bir şey değişmeyecek, ben 10 senedir profesyonel tenis oynuyorum. İlk 100 oyuncusu olma algısı var teniste. Bunu daha önce Türkiye'de hiçbir kadın başarmadığı için ben bu engeli aştım. WTA şampiyonluğu yine bir engel her sporcu için. Wimbledon oynamak tabii ki her tenisçinin hayali, ben de hiç ana tabloda yer almamıştım. Direkt girdiğim ilk grand slam Wimbledon oldu, hayalimdeki gibi. Hayatımda fiziksel bir değişiklik olmayacak ama ilkleri yaşadım" diye konuştu.

"GÜNDE 6 SAAT ÇALIŞIYORUM"
Büyükakçay, son olarak bu başarıya ulaşmak için nasıl çalıştığını şu sözlerle anlattı:

"Tenis bireysel bir spormuş gibi gözüküyor. Arkada çalışan çok iyi bir ekip var. Antrenörüm, mental koçum, fizyoterapistim... Bunlar hep oyuncunun iyi olması için hazır bir ekip. Günde en az 6 saat idman yapıyorum, haftanın 6 günü. Bu fiziksel, mental olarak farklılık gösterebiliyor. 7/24 bir iş gerçekten. Senede 25 hafta seyahat ediyorum. Dünyanın her yerine gidiyorum. Hayatım kortlar ve otelden ibaret oluyor. Bütün stresle, iyi ve kötü şeylerle kort içinde mücadele ediyoruz. Yıllarca çalışmak gerekiyor bunun için. Çok azim ve çalışma gerektiriyor."