Başlıktaki şartlı cümleyle girmek istedim yazıya. Bu aralar Türkiye ekonomisiyle birlikte en çok konuşulan ikinci konu; Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği, S-400 ve F-35 çıkmazı, yaptırımlar... Tabi ki bu konuların iç siyasete ve ekonomiye yansımaları...

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Ankara'ya geldi; önemli konular konuşuldu. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Trump'la bir telefon görüşmesi yapmıştı, ondan önce de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Beyaz Saray'da Trump'la ve Kushner'le görüşmesi olmuştu ve yansıyan fotoğrafı biliyorsunuz...

Sadece bu kadar mı? Hayır. ABD ile Türkiye arasında geçmişte olduğu gibi bir arka kapı diplomasisi de işliyor. Bazı isimler, karar vericilere de sorarak, bilgilendirerek ABD ile yaşanan sorunların çözülmesi için adımlar atıyor, temaslarda bulunuyor. Bu, iyi bir şey. Kimse hiçbir şey yapmazsa sorunlar daha da derinleşir ve korkarım ki çözüm konusunda da çok geç kalınmış olur. Şu sözü çok duyuyorum: "ABD, müttefiki olarak Türkiye'yi bırakmak istemiyor. Türkiye'nin de iradesi bu yönde. Önceliğimiz Avrupa ve Amerika." Gelgelelim ilişkiler o kadar da toz pembe değil. Gerçekleri konuşmakta fayda var.

YAKICI S-400 MESELESİ

Türkiye-ABD ilişkilerinde sorunları alt alta sıraladığınızda;
- CAATSA yaptırımları
- S-400'ler ve F-35'ler
- Suriye meselesi
- Türkiye'de tutuklu bulunan ABD yerel konsolosluk görevlileri
- İran ambargosunda muafiyetin kalkması gibi zor başlıklar var.

Hatırlatmakta fayda var John Bolton, İrana’a uygulanacak yaptirimlar dogalgaz ticaretini de kapsiyor. Yani 10 milyar metrekup/yil dogalgaz ithalatimiz da tehlikede...  Hakan Atilla, Halkbank dosyası ve FETÖ konusunu herkes ezberledi artık. Bu listeye şimdi Doğu Akdeniz'de artan gerilim ve stresi eklemek yanlış olmaz. Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner'in, "100 Yılın Barış Planı" olarak açıkladığı, İsrail-Filistin barışmasına yönelik hazırlıklar. ABD bunu haziran-temmuz gibi lanse edecek.

KURUMSAL TEPKİ YÜKSELİYOR

ABD'de, Pentagon, Dışişleri, Beyaz Saray, Kongre... Bu kurumlardan kiminle temas kurulursa kurulsun Türkiye'ye yönelik ciddi tepkiler geliyor. Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin olumsuz seyrettiğine yönelik bir kanaat hakim. Bunun için ABD'nin ekstra bir tehditte bulunmasına gerek olmadığını söylüyorlar. IMF'nin kredi şartlarının da o kadar kolay olmadığını vurguluyorlar. Tüm bu olumsuz fikirlere rağmen, Türkiye ile ilişkilerin iyi tutulmasına yönelik bir irade var ancak bunu şartlı bir opsiyon açma çabası olarak okuyabiliriz. Görüşmelerde, iki taraf da "Ne kadar iyiydik, bu hale nasıl geldik" şarkısını söylüyor ama kimse ilişkilerin bu noktaya gelmesinin sorumluluğunu üstlenmiyor ya da sebebini bilmiyor. Bir gerçek var ki birilerinin bir şeyler yapması lazım.

YAPTIRIMLAR KAÇINILMAZ

Ankara, her fırsatta ABD'nin geçmişte uyguladığı silah ambargolarının Türkiye'yi zorunlu olarak bu noktaya taşıdığını vurguluyor. Suriye kaynaklı terör tehdidi üzerine Türkiye'nin S-400'e mecburen yöneldiği ifade ediliyor. "Bizim sıkıntımızı dinlemediniz, anlamadınız" serzenişine ABD'den, "Hatalarımız var ama sizin de çok hatanız var" yanıtı geliyor.
ABD'nin şu anda Türkiye'yi NATO'dan çıkarma gibi bir düşüncesi yok ama bu olmayacağı ya da Türkiye'nin kendi iradesiyle çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Gerilim devam ederse günün sonunda süreç oraya evrilebilir.

CAATSA yaptırımları meselesi var ki can yakıcı ve yıkıcı olabilir. Her ne kadar ABD, "Bunun sizinle ilgisi yok. Bu yasa Rusya için çıkarıldı" dese de Kongre'ye sunulmuş bir teklif var ve Türkiye'yi de çok yakından ilgilendiriyor. Bu teklif onaylanırsa zaten Mueller dosyasından dolayı sıkıntıda olan Trump'ın, Türkiye'nin muaf tutulmasına yönelik pek de bir şey yapamayacağı söyleniyor. Rusya-Trump ilişkilerinden rahatsız olan Kongre, Trump'a böyle bir kredi açmayacaktır. S-400'lere bir formül bulunamazsa Türkiye'ye yönelik çok ciddi yaptırımlar gelecek. ABD'liler diyor ki, "Bizim gelmiş geçmiş en büyük silah projemiz olan F-35'leri, riske atmak istemiyoruz. S-400'lerden vazgeçmezseniz, Türkiye F-35 projesinden çıkarılacak. S-400'lerin bir parçası dahi Türkiye'ye indirilirse yaptırımlar başlayacak."

SURİYE AVANTAJ OLABİLİR

İki ülke arasındaki sorunların case by case çözümünde Suriye konusunda daha avantajlı bir başlık olabileceği değerlendiriliyor. Suriye'de "ufak-tefek" şeylere takılmadan sağlanabilecek uzlaşının diğer alanlarda ivme sağlayabileceği belirtiliyor. Suriye meselesindeki çerçeve şu:

1- Bazı yerlerde 20, bazı yerlerde 32 km'ye ulaşan derinlikte bir güvenli bölge oluşturulması.
2- PYD'nin bu güvenli bölgeden çıkarılması
3- Güvenli bölgenin terörist unsurlardan arındırılması
4- ABD ile Türkiye'nin bu bölgede beraber çalışması, ortak devriyeler.

Bence çok ufak-tefek olmayan bazı açmazlar da var bu meselede. Örneğin, Astana bileşenleri Rusya ve İran, buna ne der? ABD Münbiç'ten çıkmaktan vaz mı geçti? Putin'in önerisi, Adana Mutabakatı uygulanmayacak mı?

Şu tezi savunanlar da var: "Türkiye, ABD'nin bölgeden çekilmesini doğru bulmuyor. ABD çekilirse Türkiye, Rusya ve İran'la baş başa kalacak. Türkiye'nin itirazı terör örgütü YPG'nin bölgede varlığı ve ABD'nin bu örgütü silahlandırması. Suriye meselesinde güvenli bölgeyi halledelim; YPG'nin ne olacağını daha sonra konuşuruz." Buna bir itirazım var; Rusya-ABD dengesini sağlamak ve bu dengeyi korumak o kadar da kolay bir iş değil.

Trump ile Erdoğan'ın telefon görüşmesinde bir kez daha teyit ettiği, 75 milyar dolarlık ticaret hacminin kısa vadede hayata geçirilmesi pek gerçekçi bulunmuyor. Şu anda 20 milyar dolar seviyesinde bulunan ticaret hacminin üzerine, ticari engellerin kaldırılmasıyla, 2-3 milyar dolar daha konulabileceği belirtiliyor.

TARİHİ DÖNEMEÇTEN GEÇİLİYOR

ABD'ler her fırsatta Türk muhataplarına; "Tarihi bir dönemeçte olduğumuzun, ilişkilerimizin tarihi bir süreçten geçtiğinin farkında mısınız?" diye soruyor. Aslında Türk yetkililer de aksiyon alınmazsa, iki ülke ilişkilerinin 30-40 yıl bu türbülanstan çıkamayacağının farkında...

Bu resimde, ABD Başkanı Trump'ın Türkiye ziyaretine çok büyük önem atfedilmiş durumda. Benim de yazının başlığındaki önerim şu: "Trump'ın ziyareti 15 Temmuz darbe girişiminin 3. yıldönümüne getirilirse, hem FETÖ elebaşını Türkiye'ye teslim etmeyen ABD bürokrasisine mesaj verilmiş olur hem de ilişkileri rotasına sokmada çok büyük bir anahtar vazifesi görür."

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri