Bülent Aydemir

ESAD Rejimi güçlerinin topçu saldırısıyla 6 şehit verdi Türkiye İdlib'de; 7 de yaralımız var. Rusya'nın da desteğiyle yapılan bu saldırıyla birlikte Türkiye bir karar aşamasına geldi çünkü Suriye'nin başka bölgelerinde de Mehmetçiğe yönelik saldırı riski var. Türkiye'nin önünde iki seçenek bulunuyor: Rusya ya da başkaca bir gücün mutabakatı aranmadan kahraman Mehmetçiğin imkân ve kabiliyetleriyle sahada varlığını sürdürecek Türk Silahlı Kuvvetleri ya da İdlib'de sınırdan 10-15 kilometre derinlikte, M4-M5 otoyolunun kuzeybatısına dizerek gözlem noktalarını terör ve göç tehdidini burada göğüsleyecek. Asla asker çekme düşünülmüyor ancak angajman kuralları değişebilir. Türkiye, gözlem noktalarına belli mesafe yaklaşan her unsuru tehdit sayarak, ateş etmesini beklemeden karşılık verebilir.

ADIM ADIM GELEN TEHDİT

İdlib'de Esad güçlerinin TSK'nın 12 gözlem noktasından 3'ünü ablukaya alması yeni değil. Gerginliğin dozu inip çıkmakla birlikte birkaç aydır bu riskli durum devam ediyordu. Daha önce defalarca üslerimizin sağına soluna havan-top mermisi düştü; açıklama hep aynıydı: Radikal muhalif unsurları hedef aldık. Bu kez Esad'ın cüreti, Rusya'nın da ön açmasıyla doğrudan saldırıya dönüştü; TSK tarafından anında karşılık verildi ancak meselesinin kati şekilde çözülmesi gerekiyor. Bunun için Esad'ın gözlem noktalarımız üzerindeki baskı ve kuşatmanın kaldırılması, üslerimizin tam güvenliğinin sağlanması ve tahkimat yollarının açılması gerekiyordu.

ESAD TÜRKİYE'Yİ DİNLEMİYOR

Esad, bugüne kadar Türkiye'nin uyarılarını dinlemediği gibi, sahadaki Türk askerinin güvenlik amacıyla hareketlenip yeni üs bölgesi tesisini de reddediyor. Esad, İdlib mutabakatına göre Türkiye'nin kendi sorumluluk sahasında kendisini koruma refleksini dahi kabullenmiyor. Bu aşamada, "Esad'la görüşün" demek yersiz olduğu gibi aynı zamanda densiz bir telkindir. Saldırıdan sonra rejim hedeflerine yönelik misliyle karşılık verildi ama Mehmetçik vurulduktan sonra Türkiye açısından konuşulacak değil ancak vurulacak askeri hedefler vardır. Bu saldırı ile Astana süreci çıkmaza girmiştir. Sadece İdlib'de değil, El Bab ve Tel Rifat'ta da PKK ile Esad'ın Türkiye yönelik saldırıları söz konusudur.

KARAR AŞAMASI

Türk askerinin kendi imkân ve kabiliyetleriyle sahada olduğu Suriye'deki riskleri bertaraf etmek amacıyla Türkiye'nin atacağı birkaç adım var. Türkiye, Suriye'deki askeri varlığını nerelerde sürdürecek, sürdürecekse bunun şartları ne olacak? Şimdi bunun kararının verilmesi gerekiyor. Öncelikli İdlib'de Türk askerinin 3 kontrol noktasında rejim tarafından kuşatılması durumunu ortadan kaldırmak lazım. Bazı yerlerde askerimizin lojistiği Rus askeri polisinin desteğiyle sağlanıyordu. Kuşatmanın kaldırılması, üsler arasındaki lojistiğin tam manasıyla sağlanması gerekiyor. Zira Mehmetçiğin güvenliği düşmanın insafına bırakılamaz. Üslere yaklaşma mesafesi belirlenerek, bu mesafeyi ihlal eden tüm hareketli hedeflerin vurulması başta olmak üzere askeri angajman kurallarının değiştirilmesi, gözlem noktalarının M4-M5, güneydoğu istikametinden, güneybatı aksına sıralı olarak çekilmesi gibi öneriler var. Ancak bunlardan önce yapılması gereken, terör gruplarının kontrolünde olan İdlib'in teröristlerden temizlenmesi... Herkes bu terör gruplarını bahane ederek sahaya müdahale ediyor. Terörist olmazsa bombalama gerekçesi ortadan kalkar; göç de olmaz. İdlib'deki en önemli meselelerden biri de Esad'ın, otobanları, ticaret ve lojistik yollarını ele geçirerek hakimiyet sahasını genişletmek, kontrolü altındaki kitleleri doyurmak ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak. M4 ve M5 otoyollarını kontrol eden Esad, Halep'in Akdeniz'e çıkışını sağladığı gibi başkent Şam bağlantısını da tesis etmiş olacak.

HTŞ DE ÇIKARILMALI

Bir başka önemli mesele de HTŞ ve Esad ile Rusya'nın terör örgütü olarak gördüğü gruplarla mücadele... Esad, son bir ayda 300'ün üzerinde askerini kaybetti. Ayrıca Halep'te Rus istihbaratı FSB'ye bağlı iki istihbarat görevlisi ile ODR'nin "K" grubuna bağlı iki özel harekat askeri öldürüldü. Rusya'da öldürülen 4 devlet görevlisi için yas tutulurken, Rusya, bu saldırıdan ÖSO ve rejim muhaliflerini sorumlu tutuyor. Rus görevliler, rejimle muhaliflerin çatışmasının ortasında kaldı ancak çatışma bölgesinde bulunan Rus özel harekatına bağlı eğitmenler helikopterle tahliye edilirken, araçla kaçmaya çalışan FSB memurları, muhaliflerin ateşi altında kaldı. İsabet alan araçta sağ kalan bir Rus istihbarat görevlisi ise kafasına ateş edilerek öldürüldü. Rus medyasında öldürülen bu Rus asker ve istihbaratçılarının fotoğrafları yayınlanıyor.

İdlib'de önceki gün havada ABD'ye ait MQ-9 Predatör SİHA görüntü alıyordu. Rus uçakları da havadaydı ve hava sahası Türk F-16'larına kapalıydı. Türkiye, obüs atışlarıyla rejim saldırısına misliyle karşılık verdi. Rus uçakları ise Urma es Sugra'da sivil ayrımı yapmadan hedefleri bombalamaya devam etti. Türk F-16'ları, yaralı askerleri tahliye eden helikopterlere koruma sağladı; muharip görev yapmadı.

Bu bölgede bulunan HTŞ ve diğer radikal örgüt bakiyeleri de dahil her türlü tehdit Türkiye'nin angajman yaklaşma kurallarına dahil edilmeli ve aksi davranışta vurulmalı. O zaman üslere saldırılara hiçbir gerekçe gösterilemez. Özetle HTŞ, Türk askerinden uzaklaştırılmalı ve bölgeden çıkarılmalı.

ASTANA YIKILIYOR MU?

Suriye'de işler karışıyor ve Rusya ile yaşanan gerilim şüphesiz ki ABD'nin ve desteklediği PKK/YPG'nin işine yarıyor. Türkiye, egemenlik hakları gereği Esad'ın saldırısına yanıt veriyor ve vermeye de devam edecek Ancak HTŞ gibi grupların oradaki varlığı önümüzdeki sürecin en önemli sorunlarından biri olacak. Bu saldırıyla Astana sürecinin tıkandığı kesin ancak tümüyle yıkılır mı? Göreceğiz. Dün, Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Kobani hattındaki Türk-Rus ortak devriyesi de gerçekleştirilemedi. Türk askeri konvoy halinde iken, Serakib'in güneyinde M4'ten M5'e, batıdan doğuya doğru giderken vuruldu. Türkiye, şehit her bir Mehmetçiğin hesabını Esad'a misliyle ödetmeli ancak Rusya'nın tutumuna da yanıt verilmeli. Bir yandan Esad'a İdlib'de kullanması için güçlü tanklar veren Rusya, diğer yandan General Yuri Borenkov ile rejime yeni topçu birlikleri kurduruyor. Rusya'nın çok dostane olmayan bu tutumu karşısında ne yapılacak kestirmek güç.
Astana sürecinin yıkılmasının Türkiye açısından doğuracağı olumsuz sonuçlar var ama Rusya açısından da olumsuzlukları olacaktır. En basit anlamıyla Astana sürecinin yıkılması, Suriye'yi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir.