‘Başarıyla başa çıkmak başarısızlıktan zor’
Maceraperest Ben Saunders, dünyada ondan başka hiçbir kimsenin sağ salım dönmeyi başaramadığı bir rotayı tamamladı geçen yıl. Güney Kutbu'ndan döndükten sonra ise bir süre kendisiyle baş başa kalması gerekmiş. İşte bir buzul kâşifinin yol notları
Gizem Sevinç SELVİ/HT PAZAR
İlk duyduğumda “Delirmiş galiba” dedim, “Bu devirde 105 gün kutup seferi mi yapılırmış?” Yapmış. İngiliz kâşif Ben Saunders (38) sıra dışı bir adam. 2004’te Kuzey Kutbu’nu tek başına kayak yaparak aşan en genç insan olmuş. 2014’te ise “Komutan Robert Falcon Scott’ın başarısız 1912 kutup seferini tamamlayacağım” diye yollara düşüp Güney Kutbu’nda 3 bin kilometre yol katetmiş. “Eee?” demeyin, onun dışında bugüne kadar bu yolculuktan sağ salim dönen yok! İşte bir kâşifin yol itirafları.
Bir insan neden kutuplarda kayak yapmak ister ve bunun için bunca emek sarf eder?
Akıllı insan işi değil sanki! “Neden” sorusu benim için cevaplaması en zoru. Öyle çok nedeni var ki... Oralara âşığım bir kere... İnsan eli değmemiş, yapay hiçbir şey yok ve tertemiz. Doğa çok güçlü, hava iyiyse her şey muhteşem ama kötüyse çok tehlikeli. Yani doğayı tecrübe ediyorsunuz ve bu saflığı seviyorum. İşin garip yanı evdeki hayatım çok daha zor.
Nasıl yani?
Birileriyle konuşuyorum, cevap yetiştiriyorum, kitap yazıyorum, dergi hazırlıyorum! Yani ev hayatım daha vahşi! n Hikâyeyi başa sarsak. İlk büyük yolculuğumu 20’lerimin başındayken yaptım. Londra yakınlarında yaşıyorum, hayatım İngiltere’de geçti. Büyüdüğüm yer kocaman bir milli park gibi. Dağlar, tepeler... Çocukken dışarıda vakit geçirmeye bayılıyordum.
Her şeye burnunu sokan meraklı çocuklardan mıydınız?
Kesinlikle. Annem bu yüzden sürekli panik haldeydi. Biraz da şehrin dışında olduğumuzdan erkek kardeşimle çok iyi arkadaştık ve sürekli macera peşindeydik. Zamanla seyahat hayatımın odak noktası haline geldi. Aynı zamanda bu konular hakkında okumayı da çok seviyordum.
‘BIRAKIP DÖNMEYİ GURURUMA YEDİREMEDİM’
O yüzden mi Avaunt Magazine’i yapıyorsunuz şimdi?
Evet bir dergim var, benim için büyük bir proje. Çocukken öyle büyük bir hevesle National Geographic okurdum ki! Amcam biriktirirdi, gerçi hâlâ merakla okuyorum. Tüm o keşif fotoğraflarına bakmayı, hikâyeleri çok seviyorum. Belki de bana onlar ilham verdi.
Sonra ilk hayal kırıklığı!
Ah hayal kırıklığı ne kelime, tam bir başarısızlık! Rusya’nın kuzeyinden Kuzey Kutbu’na gidiyordum. Gerçekten çok zordu! Akla gelebilecek her şeyle ilgili sorun yaşadık. Düşündüğümüzden geç yola çıkabildik, kutup ayısı, soğuk ısırığı... Bir parmağım dondu. Kuzey Kutbu’na ulaşamadık, yolun 3’te 2’sini tamamladık. Beyhude bir çaba! Ama şimdi baktığımda müthiş bir tecrübe olduğunu ve o yolculuktan büyük dersler çıkardığımı görüyorum. Yine de o zaman çok aşağılanmış hissetmiştim.
Daha sonra başardınız ama zor zamanlarda nasıl motive oluyor insan?
Bazen sadece gurur! Bırakıp dönmeyi gururuma yediremedim. Onun dışında çeşitli nedenler var; örneğin Antarktika zamanı öyle çok insandan destek mesajları, mailler aldık ki... Mesela 6 ay arayla ikisine de kanser teşhisi koyulmuş Amerikalı, evli bir çift vardı ve inançla bizi izliyorlardı. Böyle hikâyeler varken bırakamazsınız, çünkü mesele sadece benimle ilgili olmaktan çıkmıştı artık. Ve bu garip dünyada farklı bir şey yapma isteğim çok yoğundu.
'NE BEKLİYORDUN OĞLUM'
Zafer nasıl bir his?
Ama Kuzey Kutbu dediğiniz denizin ortasında bir yer, hareket eden buz parçası dışında hiçbir şey yok! 74 günün üzerine oraya vardım ve karşılaştığım koca bir hiç! Kendine dönüp “Ne bekliyordun oğlum” diyorsun tabii. Antarktika’da da durum benzerdi, çıktığım en zor yolculuktu. Finiş çizgisini geçiyorsunuz ve hiçbir şey olmuyor.
“Peki şimdi ne olacak” hissiyle nasıl başa çıktınız?
Geçen yılım bu duyguyla başa çıkmaya çalışmakla geçti. Dinlediğim bir konuşmacı “Başarıyla başa çıkmak başarısızlıktan çok daha zordur” dedi bir keresinde. Kesinlikle haklı. Çünkü gerçekleşmeyen hedef orada durmaya devam ediyor. Bir daha deneyebilirsiniz ama başardıysanız bitti demektir