Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Gülenay BÖREKÇİ / HT CUMARTESİ

Ömer Tosun’un çocukluğu, gençliği Kapadokya’da geçmiş, o toprakların bereketi ve özel enerjisiyle büyümüş. Hayatı ise tesadüflerle gelişmiş, şekillenmiş. Uzun yıllar bankacılık ve finans alanında çalıştıktan sonra, aile mesleği halıcılığa yönelmiş. Yaşadığı yörenin arkeolojik zenginliklerine ve tarihine duyduğu tutkulu sevgi ve hayranlığın etkisiyle de sürekli araştırmış, denk geldiği özel parçaları koleksiyonuna katmış. Bugün bu eserlerin tamamı otelinde sergileniyor. Otelin kuruluş hikâyesi enteresan: Ömer Bey, yıllar önce olağanüstü güzel bir manzaraya bakan bu araziyi görüyor ve kelimenin tam anlamıyla âşık oluyor, konsept de zaten o gün filizleniyor. İşte onunla sohbetimiz...

Konsepti nasıl anlatırsınız? Nasıl bir mekân yaratacağınızı baştan biliyor muydunuz, yoksa bu konsept zaman içinde mi oluştu?

İnsanlar kendilerini tatilde değil, bir masalın içinde hissetsinler, güzel bir hikayeyi yaşasınlar istiyordum, konsepti zamanla oturttuk. Esas amacım insanların mutlu olduğunu, gülümsediğini görmekti...

Topladığınız antika ve tarihi eserleri sadece vitrin arkasında sergilemek yerine hayatın tam içine, insanlarla iletişim halinde olabilecekleri bir mekâna yerleştirdiniz. Restorandan koridorlara hatta odalara her yer Nevşehir Müzesi’ne kayıtlı tarihi eserlerle dolu. Gençliğimden gelen bir tutku bu; köklerime, kültürüme, tarihe olan bir tutku. Burada sergilenen eserler, yaşanmışlıkları sergileyen en özel parçalar, her birinin ayrı bir hikayesi var. Tarihe de meraklıysanız adeta bir puzzle’ın parçalarını birleştirircesine geçmişin bütün o hikâyelerini bu eserler aracılığıyla okuyabiliyorsunuz. Açıkçası kendime saklamak doğru gelmedi, ilham kaynaklarımı herkesle paylaşmak istedim.

Hangi uygarlıkların eserleri yer alıyor koleksiyonunuzda?

Bazıları Anadolu’nun ilk uygarlıkları olan Hititler ve Urartulara ait. Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden çok sayıda eser de var. Hepsi birbirinden önemli, kıymetli. Bakın şurada Urartu dönemine ait, M.Ö. 800’den kalma 2 adet ruton, yani şarap kabı duruyor. Şu altar nadir bulunan bir parça, 17’nci yüzyıla ait. 16’ncı yüzyılda üretilmiş Osmanlı miğferini, Hitit döneminden kalma kartal koleksiyonunu ve bir eşi bulunmadığına inandığım 17’nci yüzyıl keçesini zaten görmüştünüz. Ama konsept gereği kendinizi müzede değil, o dönemlere ait bir mekânda hissediyorsunuz. Ekolojik sebze bahçemiz, kendi şarabımızı ürettiğimiz bağımız da mekânın bir parçası. Bahçede dolaşan tavuskuşları, ortalıkta uçuşan barış sembolü beyaz güvercinler de... Dünyaca ünlü şef Murat Bozok’un yarattığı lezzetlerin sunulduğu Lil’a Restaurant’ı da unutmayalım. Hepimiz doğal hayatın güzelliğini yaşamaya hasretiz sonuçta. 

Museum Hotel, Türkiye’nin tek Relais & Chateaux unvanlı mekânı...

Relais & Chateaux, 1954’te belli bir kalite misyonunu benimsemiş oteller tarafından Fransa’da kurulan bir organizasyon. Otelcilik alanının en prestijli konsorsiyumu, yani seyahat açısından gerçek bir referans noktası. Bugün 5 kıtada 60 ülkede, 500’e yakın Relais & Chateaux unvanlı otel var. Siz gidip talip olamıyorsunuz, onlar seçiyorlar. 

Aynı zamanda seyahat acenteniz var...

Boutique Style’da “tailor made” tabir edilen, kişiye özel seyahat programları hazırlıyoruz. Programlarımız müşterinin zevkleri, beklentileri, seyahatin amacı ve zamanı gibi birçok unsura göre farklılık gösteriyor. Paket tur düzenleyen yurtdışı seyahat acentelerinin sıradan kopyalayapıştır programlarından sıkılanlar için birebir. Asya’nın hâlâ ıssız kalmayı başarmış cennet koylarını da keşfedebiliyorsunuz, İskoçya ve İrlanda’da bourbon viski turuna da çıkabiliyorsunuz. Venedik’teki San Marco Kilisesi’nde size özel bir konser dinleyebiliyor, Bordeaux’da bağbozumuna katılabiliyorsunuz. Victoria’s Secret defilesine VIP davetiyeyle girip ünlülerle tanışmanızı ya da Çin Seddi’nde akşam yemeği yemenizi bile sağlayabiliyoruz. Seçenekler sınırsız, her yer sizin.