Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Paulo COELHO/ HABERTÜRK PAZAR

Daha önce de yazdığım gibi, gerçeğin pek çok yüzü vardır ve insanlık tarihindeki en kötü suçlardan bazıları onun adına işlenmiştir. Uygarlıkların bütün kültürleri yok edilmiş, farklı bir yol arayanlar katledilmiştir. Bunlardan biri de “gerçek” adına çarmıha gerilmiştir. Ancak ölmeden önce “gerçek”in müthiş bir tanımını yapmıştır. Gerçek bize kesin ve net olanı ya da derinlerde gizli olanı veren şey değildir, başkalarından daha iyi olduğumuzu hissettiren şey de değildir. Gerçek bizi önyargılarımızın esiri yapan şey de değildir, aksine insanoğlunu özgür kılan şeydir. “Gerçeği bilin, gerçek sizi özgür kılar” demişti İsa. İşte bu sözün bazı yansımaları...



GERÇEK NEDİR

30 Ocak 2001’de İspanyol gazetesi La Vanguardia’da aşağıdaki haberi okumuştum: ‘Gerçek nedir?’ Mahkeme başkanı Josep Maria Pijuan, tecavüz kurbanı olarak dinlenen 11 yaşındaki kızın önceden verdiği ifadenin tam olarak gerçeği yansıtıp yansıtmadığını doğrulamaya çalışıyordu. Sorguyu izleyen avukatlar önceden verdiği ifadedeki çelişkileri toparlayamayacağına inanıyordu. Bir noktada hâkim kıza neredeyse felsefi denebilecek bir soru sordu: “Gerçek nedir? Senden anlatmanı istediklerini sandığın şey mi?” Kız bir an durdu ama sonra hiç tereddütsüz cevap verdi: “Gerçek bana verdikleri acıdır.” Tanınmış prestijli hukukçu Avukat Jufresa, bunun tüm kariyeri boyunca duyduğu en müthiş tanımlama olduğunu söyler.

GERÇEK VE ÖTEKİLER

“Dostlarınıza baktığınızda kendinizi görmeye çalışın” dedi Japon üstat Okakura Kakuso. “Ama bu ben merkezci bir davranış olmaz mı?” diye sordu öğrencilerinden biri. “Sadece iyi şeyleri görüyor olsaydık bu doğru olurdu” diye cevap verdi Kakuso. “Ama gerçek şu ki, başka birine baktığımızda mutlaka onda bir kusur arar, kötü tarafını keşfetmeye çalışırız çünkü bizden daha kötü olmasını isteriz. Bizi incittiğinde asla onu affetmeyiz çünkü aynını kendimiz yapsak asla affedilmeyeceğimizi düşünürüz. Onu sert sözlerle yaralamaya çalışırız ve bunu gerçekleri söylediğimizi iddia ederek yaparız, oysa yaptığımız tam tersine gerçekleri kendimizden saklamaktır. Ve kimse ne denli kırılgan olduğumuzu anlamasın diye gururumuzun ardına saklanırız. İşte tüm bunlar yüzünden şunu unutmamalıyız: Ne zaman dostumuzu yargılarsak, aslında sanık sandalyesinde oturan biz oluruz.”

GERÇEK NEREDE SAKLI?

“Bazı öğrencilerim gerçeğin nerede saklı olduğunu sorup duruyorlardı” dedi Maal-El; “Bunun üzerine ben de parmağımla rastgele bir yönü işaret ettim, esas önemli olanın sadece üzerinde düşünmek değil o yolu yürümek olduğunu göstermek istemiştim.” “Ama bana soruyu soran kişi gerçeğin nerede saklı olduğunu anlayabilmek için parmağımla işaret ettiğim yönü değil de parmağımı incelemeye başladı.” “İnsanlar bir üstadın kapısını çaldıklarında, belli engelleri aşmalarına yardım edecek deneyimler edinme arayışında olmalılar. Oysa ne yazık ki gerçekte durum çok farklı: İnsanlar çoğunlukla her şeye en az çabayla cevap bulma derdindeler.” “Ustalarının sunduğu gerçekleri hiç sorgulamadan kabul edenler asla kendi yollarını bulamazlar.” (Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)