Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Çatlı: En ünlü derin adam

        Susurluk’taki trafik kazası, Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık ilişkileri ortaya çıkardı. Ancak Ergenekon iddianamesindeki bir gizli tanığın ifadesi soru işaretlerine bir yenisini ekledi. İfadeye göre, Abdullah Çatlı kazada değil, kaza sonrası JİTEM’ciler tarafından kafasına odunla vurularak öldürüldü.

        Hilal ÖZTÜRK / GAZETE HABERTÜRK

        ABDULLAH Çatlı, Türkiye’nin yakın ve “karanlık” tarihine damgasını vuran isimlerden biri... 3 Kasım1996’da Susurluk’ta meydana gelen trafik kazasıyla

        yaşamı son buldu. Ancak parçası olduğu “derin” ilişkiler de bu kazayla gün ışığına çıktı. Ülkücü camianın “vatansever kahramanı”, sol çevreler için “faşit katil”di. Derin devlet denince akla gelen ilk simalardan biri olan Çatlı’nın adı, son olarak

        Ergenekon operasyonunda da bir gizli tanık ifadesinde ortaya çıktı.

        ‘ODUNLA DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ’

        Davanın ikinci iddianamesine ait 70 bin sayfalık eklerde, Kıskaç adlı gizli tanığın ifadesi Çatlı’nın ölümüyle ilgili çarpıcı bir iddiayı içeriyor. Gizli tanık, ifadesinde

        şöyle dedi: “Susurluk kazasında Mercedes’in arka sol koltuğunda oturan Abdullah Çatlı’nın sadece sağ kolunun kırıldı, ancak olay yerine gelen JİTEM’ciler onu

        odunla döve döve öldürdü.”

        ÇELİK ÇEKİRDEK’LE ASALA MÜCADELESİ

        1977’lerde ülkücü harekette lider kadrosunda yer alan Çatlı, 12 Eylül’den önce en “kanlı” eylemlerde yer aldı. 11 Temmuz 1978’de Ankara’da Hacettepe Üniversitesi öğretimüyelsi Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesi, 9 Ekim1978’de de

        Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’linin öldürülmesi olayı Çatlı’nın faili olduğu olaylar arasında yer aldı. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi suikastini

        gerçekleştirenMehmet Ali Ağca’nın hapisten kaçırılmasını Oral Çelik’le birlikte organize ettiği, Ağca ve arkadaşlarına pasaport temin ettiği, evinde sakladığı da iddia edildi. 12 Eylül 1980 dabesinden sonra yurtdışına çıkan Çatlı’nın, Ağca’nın Papa suikastinde tertipçi olduğu ileri sürüldü. 1983’te devlet adına Ermeni terör örgütü ASALA’ya karşı gayri resmi silahlı bir mücadeleye girdi. Çatlı “karanlık ve derin” kimliğine rağmen iki kız çocuğunun babasıydı. Kızlarından biri Gökçen Çatlı, babası için bir kitap yazdı. BabamÇatlı adını verdiği kitabında, bir kız babasını

        nasıl anlatırsa o da öyle anlattı. Gökçen Çatlı babasının sadece “sebep” olarak gösterilmesine tepki gösteriyor ve tek başına bu kadar olaya sebep olmasının

        mümkün olmadığını anlatıyordu. Gökçen Çatlı’nin ikinci kitap çalışması da yine babasıyla ilgili oldu. “Çelik Çekirdek” adı ilk kez bu çalışma sırasında ortaya çıktı.

        Çatlı’nın 1978 yılının Şubat ayında MHP GenelMerkezi’nin yakınlarındaki bir bekar evinde toplandığı arkadaşlarıyla kurduğu örgütün adıydı ‘Çelik Çekirdek...’ ABD karşıtı bir örgüttü ve amaçları ülkede sağ-sol çatışmasını bitirecek siyasi bir örgütlenme kurmaktı. MHP’den kopma niyeti taşımayan aksineMHP’yi iktidara taşımayı hedefleyen bir örgütlenmeydi. Gökçen Çatlı’ya göre babası Abdullah Çatlı’nın Çelik Çekirdek’le yaptığı ilk eylem1981 yılının sonunda ASALA’nın Batı Avrupa’daki önde gelen isimlerinden Ara Toranyan’a yönelik gerçekleşti.

        3 kez isim değiştirdi

        1956 yılında Nevşehir’de doğdu.

        1977’de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı oldu.

        25 Mayıs 1978’te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı’na seçildi.

        11 Temmuz 1978’de Ankara’da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nce hakkında gıyabi tevkif kararı verildi.

        9 Ekim 1978’de de Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı olayın üzerinden 4 yıl 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi.

        1979’da İstanbul’a yerleşerek Hasan Kurtoğlu kimliğini kullandı.

        İstanbul’da kaldığı dönemde Ağca’nın hapisten kaçma eylemini Oral Çelik’le birlikte organize ettiği, Ağca’ya pasaport temin ederek, evinde sakladığı iddia ediliyor.

        12 Eylül darbesini izleyen aylarda yurt dışına çıktı.

        13 Mayıs 1981’deki Papa suikastinin tertipçilerinden olduğu ileri sürüldü.

        22 Şubat 1982’de, İsviçre’de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı.

        21 Mart 1990’da Bostadel Cezaevi’nden kaçtı.

        1993’de Türkiye’ye geldi ve taşıdığı Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alındı. Parmak izleri yıllar sonra Ömer Lütfi Topal’ı öldüren otomatik silahlardan birinin şarjöründe de bulundu.

        Türkiye’de Mehmet Özbay sahte kimliğini kullandı.

        6 şirkete ortak olduğu ve ticaret hayatına da atıldığı, Tansu Çiller’in

        Başbakanlığı döneminde PKK’nın finansörü olarak görülen işadamlarına yönelik operasyonlarda yer aldığı iddia ediliyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ