Reina'da 72, Beylerbeyi'nde 68 desibel
Ortaköy'ün gürültüsü Kuzguncuk'u, Beylerbeyi'ni ve Çengelköy'ü ayaklandırdı. Peki ceza ne kadar?
Gürültü deyip geçmeyin... Zira Ortaköy’ün gürültüsü Karşı Yaka’ya vurunca Kuzguncuk, Beylerbeyi ve Çengelköylüler dört yıl önce ayaklandı...
İstanbul’un özellikle Kuzguncuk, Çengelköy ve Beylerbeyi’nde yaşayan semt sakinlerinin canlarına, Karşı Yaka’nın eğlence mekanlarından yükselen müzik sesleri ‘tak deyince’ gürültü kirliliği gündemimize oturdu.
Kuruçeşme’den başlayıp Ortaköy’e kadar uzanan eğlence bandındaki mekanlar müziğin sesini açtıkça, denizin karşı tarafında yaşayanlar da seslerini yükseltip ‘gürültü kirliliğine son’ diye imza kampanyaları düzenlemeye başlamıştı. Sloganları ise dertlerini anlatmaya yetiyordu: “Müziğe, eğlenceye değil, gürültüye karşıyız!”
Semt sakinlerinin gürültü mücadelesi etkin olarak 2004 yılında başlamıştı. Çevre Kanunu’nda yapılan yeni düzenlemelerle ses sınırını aşan anlı şanlı eğlence mekanları da 2006 yılında hem para hem de 1 hafta kapatma cezası almışlardı. Geçen yaz ise eski yıllara oranla daha ‘sessiz’ geçti. Karşı Yaka’dakiler biraz olsun kafalarını dinleyebilmişlerdi. Peki bu yıl? İşte biz de bu sorunun cevabını bulmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Dairesi’ne bağlı Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ile temasa geçtik. Öğrendik ki İstanbul’un ‘gürültü avcıları’ her gece şehirde ‘sessiz sedasız’ kontrollerini yapıyor! Biz de İstanbul’un eğlence mekanlarının ürettiği gürültüleri ve bu gürültünün Karşı Yaka’da nasıl bir etki yarattığını tespit etmek için geçen hafta Cumartesi gecesi Boğaz’daki gürültü avcılarına eşlik ettik.
Buluşma noktamız Beşiktaş İskelesi’ydi. Saat 23.00’te ekiple bir araya geldik ve tekneyle Boğaz’a açıldık. Ekipte Çevre Koruma Müdür Yardımcısı Nizamettin Mangır ve gürültü kontrollerini yapan Çevre Mühendisi Tansel Eray da bulunuyordu.
Dikiş makinesi gürültüsü de kontrolümüzde
Mangır, 2006 Haziran’ından itibaren gürültü kontrollerinin 24 saat denizden ve karadan sürdürüldüğünü söyledi: “Birimimizde 90 mühendis var. Bunun 63’ü gürültü izleme, denetim ve yaptırım konusunda A sınıfı sertifika aldı. İstanbul’u bölge bölge ayırdık. Gürültü kontrolü sadece Boğaz’daki eğlence mekanlarıyla sınırlı değil ki... Dikiş makinesi de, kasabın jeneratör sesi de klima, inşaat gürültüsü de şikayet konusu olabiliyor.” Boğaz’ın karanlık sularında ilerliyoruz. Teknemiz bol bol sallanırken Mangır sözlerine devam ediyor: “2013 yılına kadar İstanbul’un gürültü haritasını çıkaracağız. Araç sayısı, hangi saatte trağin yoğun olduğu, uçakların geçişi ve geçen uçakların tipi, insan popülasyonu... Tüm bu değerler ve daha fazlası hesaplanacak. Bu detaylı çalışmayı da 5 yıl içinde bitirmiş olacağız.” u Ortamdaki gürültüyü 5 desibel artırana ceza kesiliyor! Bu noktada en hayati soru şu: “Eğlence mekanlarına cezalar kaç desibel baz alınarak kesiliyor?” Mangır bu konuya şöyle açıklama getiriyor: “Net bir desibel yok. Örneğin ‘Sınır 70 desibel, bunu aşan mekanlara ceza kesiyoruz’ diyemeyiz. Mekan bulunduğu ortamın gürültü seviyesini 5 desibel arttırırsa cezayı keseriz. Örneğin Ortaköy’deyiz. Gürültü ölçüm cihazıyla mekanın önündeki gürültüyü ölçeriz, diyelim ki 75 desibel çıktı. O mekana kapattırırız tüm ses düzenini. Yine ölçeriz, bu kez aradaki fark 5 desibel ve yukarı ise cezayı keseriz. Yok, 5 desibelden az ise cezayı gerektirecek bir durum yok demektir. Çünkü her bölgenin gürültü arka planı vardır. Yani geçen taşıtlar, insanlar. Dalga sesi, rüzgar sesi gibi... Bunlar zaten bir gürültü oluşturuyor.”