Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam

        PINAR ERBAŞ/HT CUMARTESİ

        Eva Dedova, yeni bir isim. Bu, tek başına verdiği ilk röportajı. Azeri devlet bakanı Elçin Efendiyev’in romanından uyarlanan Mahmut ile Meryem’de oynuyor. İlk filmi ve ilk başrolü.

        16'ıncı yüzyılda geçen bir hikâye... Meryem Hıristiyan bir keşiş kızı, Mahmut Müslüman ve han oğlu. Birbirlerine aşık olmalarına rağmen, farklı dinlerinden dolayı ayrı düşüyorlar... Günümüzde de benzerlerine rastlayabilirsiniz. O dönemdeki kadar sert engellere takılanlar pek kalmadı artık ama yine de var. Filmin hikâyesi böyle. Masum, saf Meryem'i oynayan Eva Dedova'nınkiyse yeni başlıyor. 1998'de annesi babası ayrıldıktan sonra annesi ve kardeşiyle Kazakistan'dan İstanbul'a gelmişler. Oyunculuk aklının bir köşesinde hep varmış. Ama bir dönem "Resme de yeteneğim var, oradan mı yürüsem" diye bir ikilemde kalmış. Menejeri Özlem Durak'la karşılaştıktan sonraysa kesin kararını vermiş; "Oyuncu olmalıyım." Onu biraz Kavak Yelleri'nden biraz da Çok Güzel Hareketler Bunlar"dan hatırlarsınız. Çok çok dikkatlileriniz de Yalan Dünya'dan çıkaracaktır. Eski sevgilisi oyuncu Sarp Apak'la oynadıkları bir bölüm vardı. Biraz çekingen, heyecanlı ama içten biri. Dahasını kendisi anlatsın.

        Film için sevgililer gününe özel ekipçe hazırladığınız videoda "Kimse imkânsız aşk yaşamasın" diyorsun. "Aşkı aşk yapan imkânsız olmasıdır" derler ama...

        Bir bakıma öyle tabii. Ulaşılamazlık aşkı daha büyük bir noktaya taşıyor. Ama bir yandan da çok zor ve üzücü bir durum.

        Başına geldi mi?

        Hayır.

        İster miydin?

        Bu çok mazoşistçe olur.

        Peki hiç filmdeki gibi farklı dinde birine aşık oldun mu?

        Oldum, evet. Sonuçta Hıristiyan'ım ve Müslüman bir ülkede yaşıyorum.

        Sorun oldu mu?

        Hiç olmadı.

        'AĞAÇLARA SARILDIM, TOPRAĞI HİSSETTİM'

        Yalancıktan da olsa 16'ncı yüzyıla gitmek nasıldı?

        Şahane. Kostümler, tarih; ki tarih her zaman ilgimi çekmiştir, doğa muhteşemdi. Elimde olsa o dönemde var olan ne kadar bitki, çiçek, böcek varsa getirmek isterdim.

        Çok mu seviyorsun doğayı?

        Tabii. Kim sevmez! Filmdeki doğa sahnelerinin çoğu Azerbaycan'da çekildi. Ben ekipten önce gittim. Doğayla iç içe kaldım, yalınlaştım. Televizyondan, internetten uzak...

        Neler yaptın?

        Ormanda vakit geçirdim. Ağaçlara sarılıyordum, toprağı hissediyordum.

        Buraları özledin mi?

        Tam tersine. Şu an orayı özlüyorum.

        Filmin geçtiği dönemde seni en çok ne çekti?

        Masumiyet. Meryem mesela, günahsız sayılabilecek kadar masum.

        Nasıl öyle kalmış?

        Yaşadığı ortam...

        Nasıl yaşıyor?

        Babası ve keçisiyle ormanda yaşıyor. Ne başka bir tanışıklığı ne bir arkadaşı var. Tüm dünya gerçeklerinden uzakta...

        Dünya gerçeklerinden kastın ne?

        Dünyada iyilik olduğu kadar kötülük, savaş olduğu kadar barış, sadakat olduğu kadar ihanet, yaşam olduğu kadar ölüm, kazanmak olduğu kadar kaybetmek, güzellik kadar çirkinlik, doğruluk kadar yalan ve aşk kadar da nefret var. Bu kavramlar eskiden de vardı, ileride de olacaklar.

        Şu an yaşadığımız şartlarda insanın günahsız kalması çok zor değil mi?

        Günahsız kalmak ulaşılması zor bir hedef. Bunun doğurusu; isteyerek ve planlayarak kötülük yapmamak olabilir. Ki bu da insanın seçimlerine bağlı. İyi ve kötüyü onlar belirliyor.

        Sen nasıl yapıyorsun o seçimleri?

        İç sesimi dinleyerek...

        'Değerini bilmek çok değerli'

        Meryem'le Mahmut'un ilişkisini günümüze taşısak sence ne olur?

        Temelindeki aşk kalır ama yaşanış biçimi değişir.

        Nasıl olur mesela?

        Daha çabuk tüketir hale gelirler. Ki bu da insanı hissizleştiriyor. Oysa geçmişte, her anın ve yaşananın değeri daha çok biliniyormuş. Değerini bilmek çok "değerli".

        Belki de bu döneme uygun olan "aşk yaşama hali" böyledir?

        Belki de. Ama yine de aşk hakkında, öyle olmalıdır böyle yaşanmalıdır diyemem. Doğrusu yanlışı, yaşayan kişilere göre değişiyor.

        Senin bu konudaki doğrun ne?

        İdealini gözünde çizersem gerçek aşkın o olduğuna inanmam. Düşünerek ya da planlayarak yaşamıyorsunuz çünkü. Duygularınız yönlendiriyor. Onu görüyorsun, bir bakmışsın aşık olmuşsun!

        ÖNERİLEN VİDEO

        Dilek Gül ile HT 360 - 22 Ekim 2026

        Dilek Gül ile HT 360'ta günün öne çıkan haberleri ve uluslararası ilişkilerdeki kritik gelişmeler ekranlarınıza geliyor. Programda, Türkiye'nin dış politika gündemini belirleyen önemli başlıklar ele alınıyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini etkileyen Türkiye-Libya anlaşması ve İstanbu...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ