Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Zuhruf Suresinde başlıca tevhit, iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta, batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim, Mûsâ ve İsa Peygamberlerden söz edilmektedir.

ZUHRUF SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

1.Ha mım

2.Vel kitabil mübın

3.İnna cealnahü kur'anen arabiyyen lealleküm ta'kılun

4.Ve innehu fı ümmil kitabi ledeyna le aliyyün hakım

5.E fe nadribü ankümüz zikra safhan en küntüm kavmem müsrifın

6.Ve kem erselna min nebiyyin fil evvelın

7.Ve ma yet'tıhim min nebiyyin illa kanu bihı yestehziun

8.Fe ehlekna eşedde minhüm batşev ve meda meselül evvelın
9.Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünne halekahünnel azızül alım

10.Ellezı ceale lekümül erda mehdev ve veale leküm fıha sübülel lealleküm tehtedun

11.Vellezı nezzele mines semai maem bi kader fe enşarna bihı beldetem meyta kezalike tuhracun

12.Vellezı halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en'ami ma terkebun

13.Li testevu ala zuhurihı sümme tezküru nı'mete rabbiküm izesteveytüm aleyhi ve tekulu sübhanellezı sehhara lena haza ve ma künna lehu mukrinın

14.Ve inna ila rabbina le münkalibun

15.Ve cealu lehu min ıbadihı cüz'a innel insane le kefurum mübın

16.Emittehaze memma yahlüku benativ ve asfaküm bil benın

17.Ve iza büşşira ehadühüm bima darabe lir rahmani meselen zalle vechühu müsveddev ve hüze kezıym

18.E ve mey yüneşşeü fil hılyeti ve hüve fil hısami ğayrumübın

19.Ve cealül melaiketellezıne hüm ıbadür rahmani inasa e şehidu halkahüm setüktebü şehadetühüm ve yüs'elun

20.Ve kalu lev şaer rahmanü ma abednahüm ma lehüm bi zalike min ılmin in hüm illa yahrusun

21.Em ateynahüm kitabem min kablihı fe hüm bihı müstemsikun

22.Bel kalu inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim mühtedun

23.Ve kezalike ma erselna min kablike fı karyetim min nezırin illa kale mütrafuha inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim muktedun

24.Kale e ve lev ci'tüküm bi ehda mimma vecedtüm aleyhi abaeküm kalu inna bima ürsiltüm bihı kafirun


25.Fentekamna mihüm fenzur keyfe kane akıbetül mükezzibın

26.Ve iz kale ibrahımü li ebıhi ve kavmihı innenı beraüm mimma ta'büdun

27.İllellezı fetaranı fe innehu seyehdın

28.Ve cealeha kelimetem bakıyeten fı akıbihı leallehüm yarciun

29.Vel metta'tü haülai ve abaehüm hatta caehümül hakku ve rasulüm mübın

30.Ve lemma caehümül hakku kalu haza sıhruv ve inna bihı kafirun

31.Ve kalu lev la nüzzile hazel kur'anü ala racülim minel karyeteyni azıym

32.E hüm yaksimune rahmete rabbik nahnü kasemna beynahüm meıyşetehüm fil hayatid dünya ve rafa'na ba'dahüm fevka ba'dın deracatil li yettehıze ba'duhüm ba'dan suhriyya ve rahmetü rabbike hayrum mimma yecmeun


33.Ve lev la ey yekunen nasü ümmetev vahıdetel le cealna li mey yekfüru bir rahmani li büyutihim şükufem min fiddativ ve mearice aleyha yazherun

34.Ve li büyutihim ebvabev ve süruran aleyha yettekiun

35.Ve zuhrufa ve in küllü zalike lemma metaul haytiod dünya vel ahıratü ınde rabbike lil müttekıyn

36.Ve mey ya'şü an zikrir rahmani nükayyıd lehu şeytanen fe hüve lehu karın

37.Ve innehüm le yesuddunehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm mühtedun

38.Hatta iza caena kale ya leyte beynı ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel karın


39.Ve ley yenfeakümül yevme iz zalemtüm enneküm fil azabe müşterikun

40.E fe ente tüsmius summe ev tehdil umye ve men kane fı dalalim mübın

41.Fe imma nezhebenne bike fe inna minhüm müntekımun

42.Ev nüriyenne kellezı veadnahüm fe inna aleyhim muktedoirun

43.Festemsik billezı uhıye ileyk inneke ala sıratım müstekıym

44.Ve innehu lezikrul leke ve li kavmik ve sevfe tüs'elun

45.Ves'el men erselna min kablike mir rusülina e cealna min dunir rahmani alihetey yu'bedun

46.Ve le kad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihı fe kale inni rasulü rabbil alemın


47.Felemma caehüm bi ayatina iza hüm minha yadhakun

48.Ve ma nürıhim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahüm bil azabi leallehüm yarciun

49.Ve kalu ya eyyühes sahırud'u lena rabbeke bima ahide ındeke innena le mühtedun

50.Felemma keşefna anhümül azabe izahüm yenküsun

51.Ve nada fir'avnü fı kamihı kale ya kavmi e leyse lı mülkü mısra ve hazihil enharu tecrı min tahtı e fe la tübsırün

52.Em ene hayrum min hazellezı hüve mehınüv ve la yekadü yübın

53.Fe lev la ülkıye aleyhi esviratüm min zehebin ev cae meahül melaiketü mukterinın

54.Festehaffe kavmehu fe etauh innehüm kanu kavmen fasikıyn

55.Felemma asefununtekamna minhüm fe ağraknahüm ecmeıyn

56.Fe cealnahüm selefev ve meselel lil ahırın

57.Ve lemma duribebnü meryeme meselen iza kavmüke minhü yesıddun

58.Ve kalu e alihetüna hayrun em hu ma darabuhü leke illa cedela bel hüm kavmün hasımun

59.İn hüve illa abdün en'amna aleyhi ve cealnahü meselel li benı israıl

60.Ve lev neşaü le cealna minküm melaiketen fil erdı yahlüfun

61.Ve innehu le ılmül lissaati fe la temterunne biha vettebiun haza sıratum müstekıym

62.Ve la yesudodennekümüş şeytan innehu leküm adüvvün mübın

63.Ve lemma cae ıysa bil beyyinati kale kad ci'tüküm bil hıkmeti ve li übeyyine leküm ba'dallezı tahtelifune fıh fettekullahe ve etıy'un

64.İnnellahe hüve rabbı ve rabbüküm fa'büduh haza sıratum müstekıym

65.Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezıne zalemu min azabi yevmin elım

66.Hel yenzurune illes saate en te'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş'urun

67.El ehıllaü yevmeizim ba'duhüm li ba'dın adüvvün illel müttekıyn

68.Ya ıbadi la havfün aleykümül yevme ve la entüm tanzenun

69.Ellezıne amenu bi ayatina ve kanu müslimın

70.Üdhulül cennete entüm ve ezvacüküm tuhberun

71.Yütafü aleyhim bi sıhafim min zehebiv ve ekvab ve fıha ma teştehıhil enfüsü ve telezzül a'yün ve entüm fıha halidün

72.Ve tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta'melun

73.Leküm fiha fakihetün kesıratüm miha te'külun

74.İnnel mücrimıne fı azabi cehenneme halidun

75.La yüfetteru anhüm ve hüm fıhi müblisun

76.Ve ma zalemnahüm ve lakin kanu hümüz zalimın

77.Ve nadev ya malikü li yakdı aleyna rabbük kale inneküm makisun

78.Lekad ci'naküm bil hakkı ve lakinne ekseraküm lil hakkı karihun

79.Em ebramu emran fe inna mübrimun

80.Em yahsebune enna la nesmeu sirrahüm ve necvahüm bela ve rusülüna ledeyhüm yektübun

81.Kul in kane lirrahmani veledün fe ene evvelül abidın

82.Sübhüne rabbis semavati vel erdı rabbil arşi amma yesıfun

83.Fezerhüm yahudu ve yel'abu hatta yülaku yevmehümüllezı yuadun

84.Ve hüvellezı fis semai ilahüv ve fil erdı ilah ve hüvel hakımül alım

85.Ve tebarakellezı lehu mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve ındehu ılmüs saah ve ileyhi türceun

86.Ve la yemliküllezıne yed'une min dunihiş şefaate illa men şehide bil hakkı ve hüm ya'lemun

87.Ve lein seeltehüm men halekahüm le yekulünnellahü fe enna yü'fekun

88.Ve kıylihı ya rabbi inne haülai kavmül la yü'minun

89.Fasfah anhüm ve kul selam fe sevfe ya'lemun

ZUHRUF SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

ZUHRUF SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

ZUHRUF SURESİ MEALİ

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla
Hâ. Mîm. ﴾1﴿ Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık. ﴾2-3﴿ O, katımızda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır. ﴾4﴿ Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim? ﴾5﴿ Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik. ﴾6﴿ Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı. ﴾7﴿ Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir. ﴾8﴿ Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı» derler. ﴾9﴿ O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır. ﴾10﴿

Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru),ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız. ﴾11﴿ Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz. ﴾12-13﴿ Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz). ﴾14﴿ Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür. ﴾15﴿ Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?! ﴾16﴿ Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir. ﴾17﴿ Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parçası mı sayıyorlar?) ﴾18﴿ Onlar, Rahmân'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir. ﴾19﴿ Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. ﴾20﴿ Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar? ﴾21﴿ Hayır! «Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» derler. ﴾22﴿

Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi. ﴾23﴿ Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz. ﴾24﴿ Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu? ﴾25﴿ Bir zaman İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. ﴾26﴿ Ben yalnız beni yaratana taparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir. ﴾27﴿ Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler. ﴾28﴿ Doğrusu bunları da atalarını da kendilerine hak ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim. ﴾29﴿ Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler. ﴾30﴿ Ve dediler ki: Bu Kur'an iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı? ﴾31﴿ Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır. ﴾32﴿ Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık. ﴾33﴿

Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık). ﴾34﴿ Ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur. ﴾35﴿ Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. ﴾36﴿ Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. ﴾37﴿ O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der. ﴾38﴿ Zulmettiğiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksınız. ﴾39﴿ (Resûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin? ﴾40﴿ Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız. ﴾41﴿ Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter. ﴾42﴿ Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın. ﴾43﴿ Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız. ﴾44﴿ Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan başka tapılacak tanrılar (edinin diye) emretmiş miyiz? ﴾45﴿ Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti. ﴾46﴿ Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi. ﴾47﴿

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık. ﴾48﴿ Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz. ﴾49﴿ Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler. ﴾50﴿ Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?» ﴾51﴿ «Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?» ﴾52﴿ «Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?» ﴾53﴿ Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir. ﴾54﴿ Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk. ﴾55﴿ Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık. ﴾56﴿ Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar. ﴾57﴿ Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur. ﴾58﴿ O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur. ﴾59﴿ Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık. ﴾60﴿

Şüphesiz ki o (İsa),kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur. ﴾61﴿ Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. ﴾62﴿ İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin. ﴾63﴿ Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur. ﴾64﴿ Ama aralarından çıkan guruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline! ﴾65﴿ Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? ﴾66﴿ O gün, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler. ﴾67﴿ Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. ﴾68-69﴿ Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz! ﴾70﴿ Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir. ﴾71-73﴿

Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir. ﴾74-75﴿ Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir. ﴾76﴿ Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der. ﴾77﴿ Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz. ﴾78﴿ Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız! ﴾79﴿ Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar. ﴾80﴿ De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum! ﴾81﴿ Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir. ﴾82﴿ Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar. ﴾83﴿ Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O'dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir. ﴾84﴿ Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz. ﴾85﴿ Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefâat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır. ﴾86﴿ Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette «Allah» derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar? ﴾87﴿ (Resûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu. ﴾88-89﴿