HABERTURK.COM

AK Parti 26. dönem milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu ile İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ, öncesi ve sonrasıyla Suriyeli göçmen meselesini tartıştı. Habertürk'ten Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını yanıtlayan Ensarioğlu ve Özdağ, S-400'lerden dış politikaya değin konularda görüşlerini belitti. 

İşte Ensarioğlu ve Özdağ'ın sorulara verdiği yanıtlar:

ÜMİT ÖZDAĞ: TAMAMININ GİTMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

3.650 bin kayıtlı olduğu söyleniyor, 1,5 milyon da kayıtsız Suriyeli göçmen yaşıyor. Türkiye'de 1.4 milyon civarında Afgan, Iraklı, Bengalli, Bengaldeşli, Pakistanlı var. Bu sayı 2011 sonrasında 7 milyonu bulmuş durumda. Bu nüfusun yüzde 8,5'uğu demektir. Modern bir kavimler göçüyle karşı karşıyayız. Burada stratejik göç mühendisliği var. Bir ülkenin Başbakanı "100 bin kırmızı çizgimiz" diyorsa bunun üzeri politik, ekonomik, askeri olarak kabul edilemez demektir. Herhalde sayın Davutoğlu bunu laf olsun diye söylemedi. Türkiye bu büyük nüfusu nasıl yönetmiş? Yönetememiş. Osmanlı'da da bir göç var. Ama Osmanlı'nın sağlıklı bir iskân politikası var. Kimi nereye yerleştireceğini biliyor. Oraya yerleştirmek istemezse şiddetle orada tutmayı başarıyor. Bizde ise bir kontrol yok. Diledikleri gibi coğrafyaya yayılmış durumdalar. Bu tabloda Suriye büyümüş, demografik olarak Türkiye'nin içerisine girmiş. Kilis'te Türkler azınlıkta. Dönecekler mi? Hayır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sitesine koymuş. "Burada kalıyor" deniyor. Burada yerleştirme üzerine de bir planlamanın yapıldığını görüyoruz. Tamamının gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Hepsinin gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yasa öyle diyor. Bizim çıkardığımız yasalar var. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, Uluslararası Sözleşme var. Bazıları geçici koruma statüsü doğru değil bunlara mülteci statüsünü vermeliydik diyor. Türkiye'ye 7 milyon insan gelmiş, gelmeye de devam ediyor. İçişleri Bakanlığı'nın vermiş olduğu ciddi rakamlar var. Yakalanıp, sınır dişi edilenler var. Özetle bu rakam taşınabilir bir rakam değil.

GALİP ENSARİOĞLU: BÜYÜK DEVLET OLMAK BUNU GEREKTİRİYOR

Çok önemli bir sorun. Biz bu soruna Avrupalıların baktığı gibi bakamayız. Türkiye eğer Osmanlı'nın son bakiyesi ise o topraklardan gelen insanlar da geçmişte Osmanlı'nın tebasıydılar. Suriye ve Irak'tan bu tarafa göç eden Türkmen, Kürt ve Arap, Sünnisi var Şiisi var. Sınırın bu tarafındaki insanlarla akraba olan insanlar. Aynı aşiretin, ırkın, mezhebin, dinin insanları. Ve Osmanlı'nın tebası bunlar. Büyük devlet olmak kendiliğinden olmuyor. Büyük devlet olmanın bedeli vardır. Siz farklı sebeplerle, burada hiçbir sorun yoktur demiyorum. Burada sayın hocamın dediği 7 milyondur, 7 milyon değil aslında. Sadece kayıtlı olan 4 milyon bile çok yüksek rakamdır. Dünyadaki mültecilerin neredeyse yarısı Türkiye'de yaşıyor. Bunların tümü aynı sebeplerle göç etmiyor. Hocam Afgan, Pakistan, Bengaldeş'ten gelenlerden bahsetti. Kayıtsız olanların tümü Türkiye'de yaşamak için gelenler değil. Türkiye'den Avrupa'ya göç etmek içindir çoğu. Kalıcı olanlar da olacak tabii. Bizim Suriye ve Iraklılar'la ilgili sığınmacıların pozisyonu bunlar gibi değil. Sayın Ahmet Davutoğlu o gün itibarıyla Türkiye'nin hazırlığından bahsederek bunu söylemişti. Daha sonra yeni planlamalar, hesaplar yapıldı. Bu insanların en güvenli sığınma limanı Türkiye olmuştur. Ürdün, Lübnan'a da sığınanlar var ama sayıları bu kadar değil. Başta insani amaçlarla siz gelenleri görmezden gelip, sınırlarınızı kapatamazsınız, onları ölüme terk edemezsiniz. O gün geldikleri Antep'te, Kilis'te kamplar vardı. Bunların tamamı kontrol altındaydı. Dünyanın övgüyle bahsettiği Türkiye'nin sığınmacı politikası her zaman takdir ve övgüyle söz edilen politikaydı. Avrupa ciddi anlamda tedbirler almak, politikalarını değiştirmek istiyor, hatta seçimleri bile etkileniyor. Türkiye bu sorunları yönetmek durumdadır. Bütün dünya şu anda bunu nasıl yönettiğini takdirle izliyor. Bütün bunlara rağmen sorunlar var. Entegrasyon sorunu var. Gettolaşma sorunu var. Bütün bunların da bir şekilde devlet üstesinden gelmek zorundadır. Sadece kayıtsız olanların kayıtlı bulundukları illere ve kamplara gönderilmesi sözkonusudur. Bunları daha disiplin altına almak ve kurallara uygun olarak yaşamasını sağlamak durumundayız.

"BU İNSANLARA VATANDAŞLIK DEĞİL VATANLARINI GERİ VERELİM"

ÖZDAĞ: Osmanlı'dan 28 devlet çıktı. 28 devletin nüfusunu burada toplamaya kalkarsak. ABD, İsrail, AB, Soros vakıfları, PKK-HDP, İŞİD burada kalmasını istiyor. Ve Selefiler burada kalmalarını istiyor. Bunların hepsi bizim güçlü devlet olduğumuz için burada kalmalarını istiyor? Hayır. Bu çok safdillik olur. Geçen hafta PKK'lılar Suriye'nin kuzeyinde Arap köylülerin tarlalarını yaktılar, ürünlerini imha ettiler, insanlar aç kalsın, Türkiye'ye gitsinler diye. Biz bu insanlara vatandaşlık değil, vatanlarını geri verelim. Bunu muhacir ve ensarla mukayese edemezsiniz. Medineliler ne yaptılar? Muhacirlerle birlikte geri döndüler, 'Siz burada kalın bir yere gitmeyin' demediler. Mekke'yi fethettiler. Hem Suriyelileri burada tutup entegre edeceğiz diyeceksiniz. Afrin'de, Cerablus'ta PKK'nın Akdeniz'e çıkmasını engelliyoruz. Doğru bir harekettir. İdlib'de buradaki selefi güçlere destek vererek Suriye'nin İdlib'i alması engellenmeye çalışıyor. Bir ülkede 2 milyondan fazla kayıtsız göçmen varsa neyi yönetiyorsunuz siz?

"TÜRKİYE HİÇBİR ZAMAN SURİYE'DE CİHATÇI GÜÇLERİ DESTEKLEMEDİ"

ENSARİOĞLU: Bu rakamları nereden aldınız? 2 milyon kayıtsız göçmen yok.

ÖZDAĞ: Binali Yıldırım, İstanbul'da "547 bin göçmen var" dendiğinde "700 bine çık" diyor.

ENSARİOĞLU: Bir çalışma yok, devletin ilgili birimlerinde var. Devletin bakanı bu konuda açıklama yaptı. İstanbul'da ve her yerde polis akşamları uygulama yapıyor. Bunları bulabildikleri yerde alıp, geri gönderiyor.

ÖZDAĞ: Bu süreç doğru yönetilmiyor. Ben hiç olmazsa 1,5 milyonu açık kaynaklardan bulup tarıyorum.

ENSARİOĞLU: Böyle bir çalışma yok.

ÖZDAĞ: Gerçek durumun ne olduğunu bilmeyen bir hükümet var.

ENSARİOĞLU: Her gün sınırlardan kaçak geçişler oluyor, devlet yakaladığını yakalıyor. Yollarda uygulamalar yapılıyor.

ÖZDAĞ: İzlemiş olduğunuz açık kapı politikası yanlıştı. Suriye'de Beşar Esad rejimini desteklemek için iktidar önce Müslüman Kardeşleri destekledi. Olmadı, ondan sonra cihatçı selefi güçler desteklendi.

"AVRUPA BİRLİĞİ SURİYE'Yİ TÜRKİYE'DE TUTUN DİYOR"

ENSARİOĞLU: Cihatçı güçler desteklenmedi, bunları söylediğinizde bizi dinleyenler olmuş gibi dinliyor. Hangi terör örgütünü destekledik.

ÖZDAĞ: Bu sürecin Türkiye'ye maliyeti ne kadar? İki bakan hangisine inanacağız. İçişleri Bakanı 37 milyar, Milli Savunma Bakanı 40 milyar dolar diyor. Cumhurbaşkanı 37,5 milyar diliyor, daha sonra 19 Nisan'da 37 milyar dolar deniyor. Çok büyük para harcanıyor. AB çok dar bakış açısıyla 'aman Suriyeliler buraya gelmesin, Türkiye'de kalsınlar' diye çaba sarfediyor. AB kaynakları Türkiye'de Suriyelilerin kalabilmesi için kullanılıyor. Doğrudan belirli gazetecilere ve sivil toplum örgütlerine sponsorluk yapıyor. ABD diyor ki, "Siz Suriyeliler'i Türkiye'de tutun". PKK, HDP'lilerin yapmış oldukları açıklamalara bıkın. HDP tabanı değil. Bütün seçmenin Türkiye'de üzerinde uzlaştığı bir konu var.

ENSARİOĞLU: PKK özellikle doğuda hükümetin Araplar'ı getirerek Kürtler'i azaltmayı hedeflediğini idda ediyor. Defalarca açıklama yaptılar. Türkiye'nin Afrin, İdlib, Azez, Münbiç'te yapmak istediği şeyin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunları görmezden gelip hükümeti suçlarsanız, meselenin aslını kaçırmış oluruz.

ÖZDAĞ: Suçla ilgili rakamlar gerçek rakamlar değil. Rakımlar, kayıtlardan bazıları paylaşılmıyor. Bu konuda uzun zamandan beri karartma var. Kamuoyu daha yeni yeni tartışıyor. Ancak şu seçimden sonra bu konu televizyonlarda ele alınmaya başladı. Daha büyük olaylar var. Mesela Konya çok huzurlu bir yer. Suriyelilerle ilgili olayların büyük bölümü Konya'da oluyor. Ama üzerinde ambargo var basına yansıtılmamaya çalışılıyor. Kilis'te, Reyhanlı'da Türkler azınlıkta. Kendisini bu ülkeye ait hissetmeyen milyonlarca Arap var. Arap entegre olmaz, bu kötü bir şey değil. Hakim kültür olmasının gereği bu. Ürdün, Lübnan Suriyelileri entegre etmek için bir amaç taşımıyorlar. Ama nedense ABD, AB, Soros vakıfları Türkiye'ye entegre edin diyor. Bu politikayla Türkiye toprak bütünlüğünü kaybeder. 2040 yılında sadece Suriyeli nüfusu 7.2 milyon olacak. Suriye'de savaştan kaçan insanlara bizi kapıları açmamız normal. Ama İstanbul'da Suriyeliler badybilding yaparken ben askerin Suriye'de savaşın doğru olmadığını düşünüyorum.

ENSARİOĞLU: Hocam kalkıp eğer Türkiye, Suriye'deki selefi örgütlere yardım etti derse bu haksızlık olur. Ama Özgür Suriye Ordusu gibi Türkiye'nin kabul ettiği gruplar vardır. Bunları eğitmiştir, Afrin'e, Azez'e girerken kullanmıştır. Hala bunlara eğitim verip, bunlarla birlikte programı devam ediyor. Amerika'nın 'bunların burada kalsın', Avrupa'nın 'Bunlar burada bulunsun' dediği ayrıdır, bizim burada konuşacağımız şey ayrıdır. Bu sorunun yarattığı sonuçlarla boğuşmak istemez. İster ki Türkiye'de kalsın. Türkiye'ye para da teklif ederler. Sözlerini tutmadılar ayrı bir şey. Türkiye tamamen insani sebeplerle kapılarını açtı. AK Parti Suriye'de istikrar, huzur olsun bu insanlar kendi topraklarına tekrar geri dönsün gayreti içerisindeler. Ama zoraki geri gönderme değildir bu. Türkiye'nin 30 km. güvenli talebi, bir Türkiye'nin güvenliği iki ABD'nin PKK ile yapmak istediklerinin önüne geçilmesidir. Orada yaşam alanları inşa edilerek bu insanların kendi topraklarında yaşamasını sağlamaktır. Türkiye'nin çabası budur, PKK'nın yüzlerce açıklamaları var, AK Parti Arapları şehirlere yerleştiriyor, oradaki demografik yapısını değiştirecek, onlara vatandaşlık verilecek ve böylece seçimlerde üstünlüğü ele geçirecek gibi bir sürü laf dedi.

"BURADAKİLERİN GİTMESİ İÇİN ORAYI GÜVENLİKLİ HALE GETİRMEMİZ LAZIM"

ÖZDAĞ: PKK'lıların HDP'li milletvekillerinin tweetlerinde 'Suriyeliler burada kalsın' deniyor. Oraya bir PKKistan kurulmaya çalışılıyor. İçişleri Bakanı'nın açıklaması var, 'Yüzde 67.2'si buradan geliyor' diyor.

ENSARİOĞLU: PKK sanki Suriye'ye gitti orada Türkmen ve Arapları çıkaracak sanki orada devlet kuracak. ABD'nin oradaki üs kurma gayreti farklıdır. ABD orada YPG'yi kullanarak Suriye'de Rusya ve İran'ın mülkünün üzerinde kendine bir alan açmak istiyor. Buradaki amacı Suudi Arabistan'ın ve İsrail'in güvenliğini sağlamak istiyor. Burada PYD'yi kullanıyor. Sadece Türkmenlere ve Araplara zulmetmedi PKK. Kuzey ırak'ta 350 bin kişi Kürt, PKK zulmünden kaçan Kürt yaşıyor. AK Parti'nin orada yapmak istediği onların ekmeğine yağ sürmek midir, yoksa Cerablus, İdlip, Afrin'de farklı bir şey mi yapıyor. Oradakilerin buraya göç etmesini önlemek ayrıca buradakilerin oraya gitmesi için orayı güvenli yer haline getirmek istiyor.

ÖZDAĞ: Suriyeliler geri dönmesin, Türkiye'de vatandaşlık verelim derseniz.

ENSARİOĞLU: Kim söylüyor bunu? Bunu söyleyen yok.

ÖZDAĞ: İçişleri Bakanı "Türkiye'de doğan 300 bin bebeğe vatandaşlık verelim" dedi. Onlara verince annesine, babasına, kardeşlerine verir misiniz?

ENSARİOĞLU: 7 yılda kaç tane vatandaşlık verilmiş, onu da söyleyin.

ÖZDAĞ: Şu ana kadar açıklanan rakam 76 bin kişiye verildiği söyleniyor.


ENSARİOĞLU: Öyle bir niyetimiz olsa 7 yıl içinde 76 kişiye vatandaşlık verilmişse bu sizin tezinizi çürütür. İsteseydik verirdik. 2 milyon kayıtsızı biliyorsunuz da , kayıtlı olmayanı bilmiyorum diyorsunuz.

ÖZDAĞ: Bayramda gidiyorlar. Bayramda gidilebilecek memleketleri var. Demek ki orası kalınabilecek, yaşanılabilecek bir alan.

ENSARİOĞLU: Gidenlerin orada evleri yok, evleri yıkılmış. Gidenler akrabalarını ziyaret ediyorlar. Bir kısmı orada yeni ev yapıyorlar.

ÖZDAĞ: Biz deporte edelim demiyoruz, dönmesinin şartlarını oluşturalım diyoruz. Esad hükümeti bazılarının evlerine el koymuş. Bu geri dönme çerçevesinde yapmamız gereken Suriye hükümetiyle oturup 'şu yasaları temizle, bu insanlar geri döndükleri zaman burada oturabilmeliler' demeli.

"İŞİD ÖRGÜTÜ SURİYELİLERİN TÜRKİYE'DE KALMASINI İSTİYOR"

ENSARİOĞLU: Bunu İran ve Rusya ile görüşeceksin. Esad diye bir şey yok orada artık. Mesele Esad'ı aşmış orada. Burada yaşayacaksa entegre olacak.

ÖZDAĞ: Türkler 40 senedir Avrupa'da yaşıyorlar ve entegre olmuyorlar. Araplar da entegre olmayacaklardır. Çünkü Arap kültürü hakim kültürdür. Bulgaristan'dan gelen 350 bin civarında Türk Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Rus, Bulgar gizli servisiyle kontrol edildi, sorgulandı. Burada 3,5 milyondan fazla Suriyeli kayıtlı. Türkiye'de bu topraklarla en ufak duygusal bağı olmayan, bir bölümü iç savaştan dolayı Türkiye'yi suçlayan insanların içinden Arap istihbarat servisinin eleman devşirmesi çok kolay. Bakın bilgi, devşiriyorlar. Değişik Arap istihbarat servisleri devşiriyorlar. Bunların ne kadar Muhaberat olduğunu bilmiyoruz. Muhaberat Türkiye'de çok ciddi eylemlere imza atmıştır. onların ne kadar elemanı olduğunu bilmiyoruz. İŞİD Türkiye vilayeti sürecini başlattı. İŞİD örgütlenebilmek için Suriyelilerin Türkiye'de kalmasını istiyor. Sosyal zemini oluşturması kolay.

ENSARİOĞLU: Hocam bu insanlar İŞİD'den kaçtı geldi buraya Allah'tan korkun. İstihbarat birimlerin bu tip grupların içine sızması, eylem planlaması olabilecek şeylerdir. Türkiye'nin de bu tür çalışmaları dışarıda vardır. İddia sahibi ülkelerin bu tür gayretleri vardır. 80 ülkeden İŞİD'e gidip savaşmışlardır. Bu 80 ülkede en fazla tedbir alan, sınır dışı eden Türkiye'dir. Bu konuda Avrupa'nın güvenlik birimlerini de uyaran Türkiye olmuştur. 3-4 tane büyük eylemleri oldu. El Muhaberet destekli bombalama eylemleri de oldu. Şu anda onların gayretleri olabilir, Türkiye buna karşı tedbirlerini ciddi şekilde alıyor. Şu anda sorun yok diye bir şey demedik. Çok ciddi tedbirler alıyoruz. Siz de İstanbul'da bu tedbirlerin arttırıldığını gözlemleyebilirsiniz.

ENSARİOĞLU: Türkiye için büyük yük. O yüzden çok takdir ediliyor Türkiye. Bunu çok iyi yönettiği konusunda bütün dünyanın takdiri var. Ancak bunun tabii ki maliyeti var. Eskiden Türkiye'den Avrupa'ya gidilirdi. Almanların yapmadığı işlerde Türkler çalışırdı. Türkiye'de inşaatlarda ve bazı ırgatlıklarda artık Türkler çalışmıyor. Şu anda ticaret yapanlar da var. Yatırım yapan birçok paralı Suriyeli var. Bunların ekonomiye sağladığı katkıları da var. Kâr zarar diye bakarsanız bunun içinden çıkamazsınız, bilemezsiniz çünkü. Siz eğer kapıları açmışsanız hazır olmanız lazım. Türkiye 'Ben bunlara 7 yıl, 10 yıl bakacağım diye bir hesabın içinde olmadı'. Bu insanları güvenli bir şekilde geldikleri yerlere döndürmektir AK Parti'n9in amacı. İttihatçı bakış tarzıyla bakarsak 'Bir 20 yıl sonra ne olur' AK Parti'nin böyle bir amacı yok. AK Parti'nin hedefi bunları en güvenli şekilde oraya gitmelerini sağlamaktır. Türkiye ÖSO'yu resmi olarak tanımıştır. Silahı da açık vermiştir, hiçbir gizli saklısı yoktur. Biz bunların kendi ülkelerine güvenli şekilde dönmelerini isteriz. Ancak ne yaparsanız yapın bir kısmı ülkelerine gitmeyecek. Burada iş kurmuş, yatırım yapmış, çocuğu okumuş, burada çevre edinmiş. Burada 15 yıl kalmışsa nereye gidecek? Bizim amacımız buraya yerleştirmek değil, güvenli şekilde dönmelerini sağlamak, kendi ülkelerinde güven ve huzuru tesis etmek. Devletin de AK Parti'nin de niyeti bu.

"PKK İLE MÜCADELEDE GEREKİRSE 15 TRİLYON HARCANMALIDIR"

ÖZDAĞ: 40 milyar dolar Suriyelilere harcamasaydık bütçe açığımız olmayacaktı. Cebimizden harcamadık borç olarak harcadık. Bunu borç olarak Türkiye ödüyor. Biz bu parayla en büyük hastaneden 16 tane, üçüncü havalimanından 5 tane, 4 binden fazla okul yapabiliriz. Büyük bir para 40 milyar dolar.

ENSARİOĞLU: Onlardan ne kadar kazanmışız? Onunla ilgili bir çalışmanız var mı?

ÖZDAĞ: Sayın Ensarioğlu 'Türk insanının çalışmadığı işlerde çalışıyorlar' dedi. Bu Afganlar için daha doğru. Suriyeliler, asgari ücretten daha aşağı çalışarak asgari ücretli çalışan Türk insanının elinden imkanı elinden alıyorlar. Bu yoksulun sömürüsüdür. Hem Suriyeli yoksul sömürülüyor, hem Türk yoksul sömürülüyor.

ENSARİOĞLU: Bu söylemle devam ederseniz Türk ile Suriyeliyi çatıştırırsınız.

ÖZDAĞ: Benim uyardığım, emperyalist bir proje var.

ENSARİOĞLU: Terörle mücadelede Türkiye 1 trilyon para harcamış. Kalkıp da siz hastanelerle tarif edip bunun yapılmaması gerektiğini mi söyleyecektiniz? Yapılması gereken yapılır.

ÖZDAĞ: Politikacıların değişik tarihlerde açıklamaları var. Harcanan paranın 100 milyar dolar olduğunu söyleyeyenler de var.

ENSARİOĞLU: 35 yıllık toplamda harcanan paradan bahsediyoru. Harcanan para 600 milyar dolardır. Bunun zincirleme etkisi ekonomiye 1 trilyon dolardır.

ÖZDAĞ: Türkiye'de PKK devletinin kurulmaması için 15 trilyon bile harcanır. Suriye'de Esad'ı devireceğiz, Suriye'de cuma kılacağız diye sonunda Kilis'te cuma namazı kılamayacak hale gelmektir.

"TÜRKİYE BÖLGESİNDE İDDİA SAHİBİ OLAN BİR ÜLKE"

ENSARİOĞLU: Türkiye ABD'nin dostudur, NATO ile müttefiktir bir şey şey söylersiniz. Ama döner bakarsınız ki, Türkiye'de bütün darbelerde ABD'nin rolü vardır, FETÖ'yü sahiplenen bir ABD vardır. ABD edilgen bir Türkiye istiyor. Böyle ortaklık olmaz. Efendi köle ilişkisidir bu. Türkiye'nin S-400 meselesi egemenlik, bağımsızlık meselesidir. Bir ülke bağımsızım demekle bağımsız olunmuyor. Bağımsız olmak kendi politikalarınızı uygulama gücünüzdür. Alışık olmadıkları bir Türkiye ile karşılaştılar. Rusya, İran, Suudi Arabistan, İsrail, ABD'nin de itirazı bunadır. ABD burada darbe yaptı, FETÖ'yü sahiplendi, biz ABD'yi düşman ilan edelim, dış politikada böyle bir şey yok. Rusya'ya bağlı olalım, böyle bir şey de olmaz. Bu coğrafya kaderdir sözü en çok Türkiye'yi etkileyen bir şey olsa gerek. Kavimler göçünden tutun da savaşların neredeyse merkezi olmuş bir ülke. Avrupa Türkiye'yi bir tampon olarak görüyor diğer taraftan sizi içine alıp almamakta tereddüt ediyor. Ortadoğu'da müslüman ülkeler var. Bu müslüman ülkeler içinde petrol yataklarının, en önemli enerji hattının kenarındasınız. Osmanlı İmparatorluğu'ndan gelen büyük devlet olma iddiasındasınız, bunun gerekleri var. Dünya Ortadoğu'da yeni bir düzen kuruyor. Almanya buradan pay istiyor. Bugün İran da, Türkiye'de bölgesinde iddia sahibi. Türkiye ile İran'ın bir bilek güreşi var. Bütün bunların içinde siz oyunları bozarken, güçlü ülke olmak isterseniz gerekleri var. Ülkenizin savunma sistemleri olması lazım, Akdeniz'e uçak gemilerinizi indirmeniz lazım. Türkiye bu iddiada bugün.

ENSARİOĞLU: Türkiye geçmişteki rejimde yaşadığı sıkıntılardan dolayı direk konuşamazsınız ama Suriye rejiminde daha etkin olan İran ve Rusya vardır. Türkiye hem ABD ile hem Rusya ile görüşüyor. İran güçlendi. Köklü bir devlet geleneği var. Yanıbaşında aslında geçmişte savaştığı ve ABD'ye bağımlı olan Irak var. Irak'ın demografik yapısı yüzde 60 oranında Şii barındırıyor. Irak, İran ve Rusya ile yakınlaştı. ABD'den uzaklaştı. Neredeyse Bağdat, Tahran'dan yönetiliyor. Yanında Suriye Nusayri devleti var. Yüzde 7 oluşturuyor Nusayriler ama yönetimi onlar oluşturuyor. Askeri, ekonomik, politik anlamda Rusya ile ilişki içerisindeler. Lübnan'da İran'ın etkisi belirgin. İran'dan Lübnan'a kadar olan Şii hilali tahkim eden İran, Türkiye'yi Ortadoğu'dan soyutlayarak etkinliğini azaltma gayreti içinde, hem de ABD'yi orada tehdit görüyor. Suudi Arabistan'ın ve İsrail'in güvenliği tehdit ediliyor. ABD insani amaçlarla orada değil. PYD eliyle orada kendine alan açtı. Suudi Arabistan ve İsrail'in güvenliği açısından kendine askeri saha açmak istedi. Türkiye'ye eskisi gibi güvenmiyor. İncirlik'i eskisi gibi kullanamayabilir. ABD ile Rusya görüşme halindeler. Aynı şeyi Rusya da yapıyor. Rusya da ABD'nin geçmişten beri denetim halinde olan Irak'ta PKK ile alan açıyor. Türkiye 30 kilometrelik güvenli bölge oluşturup, hem Suriye'de bizim Kilis'te Gaziantep'deki kamplarını orada inşa ederek bunları Suriye'ye taşımak. Bunların güvenli bölge içinde daha sonra kendi topraklarına geri dönmenin koşullarını sağlamak ve en önemlisi kendi iç güvenliğini sağlamaktır.

ÖZDAĞ: S-400'lerin satın alma kararının kurumsal sürecini doğru bulmuyorum ama madem bu kararı verdik, egemen devlet olarak her türlü baskıya rağmen bunları almalıyız. Meclis'te yaptığımız konuşmada 'Bu devletin ve milletin kararıdır sakın geri adım atmayın' dedik. Geri adım atarsan dünyaya madara olursun. ABD, Türkiye'ye karşı uzun bir süreden bu yana ciddi operasyonları üstüste gerçekleştiriyor. FETÖ eliyle yapılan Ergenekon operasyonu, Süleymaniye baskınından bugüne devam eden yoğun operasyon zinciriyle karşı karşıyayız. Kuzey Irak'ın kuzeyine kurdukları yapının benzerini şimdi PKK/YPG için kuruyorlar Suriye'nin kuzeyine. Sıra İran ve Türkiye'ye de gelecek süreç böyle devam ederse. Şimdi mesele bu süreci durdurmak. Trump bir tweet attı, bir güvenlikli bölge oluşturulabilir dedi ve ABD askerinin bölgeden çekileceğini ifade etti. Fakat o günden bugüne hiçbir değişiklik olmadı. Aksine ABD etkinliği arttı. Şimdi deneyimli askeri uzmanlar bölgeye geldi. PKK'nın 20 bin olan terörist sayısı 70 bine çıktı. İleri tekniği öğrendiler. Erbil'de ABD askeri karargahında İŞİD'e karşı deney çalışmalarında hava kava muharebelerini öğrendiler. Türkiye 30 km. diyor onlar 5-6 km. diyor ve 'Burada müttefik orduları, Amerikalılar, sizin kabul edebileceğiniz Kürt ve Arap aşiretleri olacak' diyor. Böyle bir anlaşma olmaz. Münbiç anlaşması bizi bir yere götürmedi. Karşılıklı devriye geziyor. Bizi istediğimiz 30 km.lik derinlikte bir güvenlikle olursa ne olur? Bu sefer biraz aşağıda PKK devleti kurulur. Olması gereken bu bölgenin tamamının Suriye'nin toprak bütünlüğü içine dönmesi. Bizim Suriye ile el sıkışmamızla olur. Doğu Akdeniz'de ciddi sıkıntı ile karşı karşıyayız. İsrail'le, Yunanistan'la kavgalıyız. Bunlar bizim meşru çıkarlarımızı ihlal ediyorlar Akdeniz'de. Mavi vatan dediğimiz vatan parçasını Rumlar arkalarına Fransız ve ABD desteğini alarak kontrol etmeye, o zenginlikleri kullanmaya çalışıyorlar. Biz şu tuzağa düşmeyelim. Bugün Deniz Kuvvetlerimizle Akdeniz'deyiz, aramaları yapıyoruz. Burada Doğu Akdeniz konusunda dört parti ortak öneri verdi. Bu İYİ Parti'nin önerisiydi. Ancak Akdeniz'de tehlikeli şekilde yalnızız. Suriye, Mısır, İsrail'le ilişkilerimizi düzeltmeliyiz. Bu yalnızlıktan kurtulmalıyız. AB üyesi Almanya'dan deniz kuvvetlerimiz, denizaltılarımızın yedek parçasını alıyor, gemilerin de motorlarını alıyor. Türkiye güçlü bir ülke. Ama bütün dünya ile sanki silahlı kuvvetlerini kullanarak mücadele etmesine gerek yok. Oyunu bozduk ama bu pozisyon üstünlüğünü diplomatik yollarla muhafaza etmeliyiz.

"SİZE KÜFREDEN YÖNETİMLE İLİŞKİ KURAMAZSINIZ"

ENSARİOĞLU: Türkiye kendi bağımsızlığında ödün vermeden, milli bir duruşla, aslında hocamızın dediği gibi milli, önemli meseleler siyaset üstüdür. Bunlar devletin geleceğidir. Bu millet, devlet hep var olacaktır, var olmalıdır. Milli meselelerde ortak tavır takınabilelim. Sırf hükümeti karalamak için farklı rakamlarla önümüze gelirseniz bu siyasi tartışmaya döner ki burada boğulmayalım. Çok kritik bir süreçtesiniz. Türkiye belki cumhuriyet tarihi boyunca bu tavırları ilk kez sergiliyor ve başarı elde ediyor. Böylesine bir dönemde dünyanın alışkın olmadığı bir şey. AB 'siz işgalcisiniz' diyor. Kıbrıs'tan gidemezsiniz.

ÖZDAĞ: Türkiye ilk defa bunu yapmıyor. Kıbrıs'ta devlet kurduk.

ENSARİOĞLU: Hocam tartışmamız bu değil, o zaman Musul-Kerkük'ü verdik, Batı Trakya'yı verdik derim. Türkiye bedel ödemesi gerekiyorsa bedel öder. Türkiye hiç diplomasi yürütmüyor mu? Türkiye İsrail'le bile en kötü dönemde farklı bir şekilde görüşüyor.

ÖZDAĞ: Doğu Akdeniz'deki politikaya destek verdik. Ama Suriye politikası yanlış diyoruz, İsrail, Mısır politikası yanlış diyoruz. Bunları düzeltmek gerekir diyoruz.

ENSARİOĞLU: Mısır'da ne yapacaksınız?

ÖZDAĞ: Rejimle görüşeceksiniz

ENSARİOĞLU: Onlar olması gereken zamanlarda olur. ABD Libya'da istediği adamı destekleyecek, Suudi Arabistan'la kuracak, o zaman siz ABD'nin her yapmak istediğine göz mü yumacaksınız?

ÖZDAĞ: Kötü olan Türkiye-Mısır ilişkilerinde ihvancı dış politikadan kaynaklanıyor.

ENSARİOĞLU: Mısır ilk defa özgür seçim yapmış. İhvan dediğiniz terör örgütü değil.

ÖZDAĞ: Müslüman Kardeşler'le Ortadoğu'ya bakmak yanlış.

ENSARİOĞLU: Mısır ilk defa seçime gitmiş ve İhvan'ın desteklediği aday kazanmış.

ÖZDAĞ: Ömer El Beşir devrildi. Onunla görüştük, ilişkilerimiz iyiydi. Şimdi onunla görüşmemiz iyi, Suriye ile kötü. Beşar Esad ailesine en küçük sempatim yok.

ENSARİOĞLU: Siz sıcağı sıcağına aynı zamanda bir nebze de size karşı yapılmış olan bir siyasi hamleyi yok sayarak kendi pozisyonunuzu da inkar ederek bir ilişki kuramazsınız. Mısır, Sudan, Libya'da da hepsinin bizimle ilişkili bir tarafı vardır. Sudan ile Türkiye iyi ilişkiler içindeydi. O rejim Türkiye'ye Sudan'da üs kurduracaktı. Adayı Türkiye'ye tahsis edecekti. ortak bir çok yatırımı teşvik etti. Bu Suudi Arabistan'ı, ABD'yi rahatsız etti.

ÖZDAĞ: Bir rejimin demokratik olup olmaması bizim iyi ilişkiler geliştirmemize engel değil.

ENSARİOĞLU: Mısır'da yönetim sizinle iyi ilişkiler içindeyken darbe planlanır, insanlar katledilirse siz bunlarla iyi ilişkiler içinde olamazsınız. Bir müddet sonra tekrar iyi ilişkilenirsiniz. İlelebet Mısır'ı, Suriye'yi gözden çıkaramazsınız. Adam sana küfrederke sen adamla ilişki kuramazsın.Bunun bir usulü yolu var, ülkelerin tavırları var. Şu anda Sisi rejimi Türkiye ile hasmane bir tavır içinde. Suudi Arabistan'ın desteği, İsrail'in kışkırtmasıyla.