Akromegali geç fark ediliyor! Tanısı 5-10 yıl gecikiyor
Halk arasında 'büyüme hastalığı' olarak bilinen Akromegali, ciltte et benlerinde ve benlerde artış, dudak, burun ve dilde büyüme ve eklem ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Nadir hastalıklardan biri olan Akromegali ile ilgili ayrıntılı bilgiler veren Prof. Dr. Tomris Erbaş, hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu belirtti ve erken tedavinin önemine vurgu yaptı
ABONE OLBüyüme hormonunun aşırı miktarda salgılanması sonucu gelişen bir hastalık olan Akromegali, her bir milyonda 30 ilâ 130 kişide görülürken, ülkemizdeki hasta sayısının 3.000-11.000 aralığında olduğu tahmin ediliyor.
“Genel olarak az sayıdaki akromegali ve gigantismli (devlik) hastada genetik nedenler hastalığın gelişiminden sorumlu tutulmaktadır” bilgisini veren Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tomris Erbaş, hastalığın ortaya çıkması ile ilgili şu bilgileri aktardı: “Vücudun 'orkestra şefi' olarak bilinen hipofiz bezinin “adenom” adı verilen iyi huylu tümörleri, normalden fazla miktarda büyüme hormonu salgılanmasına neden olur. Hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu, insülin benzeri olan ve büyüme faktörü 1 (IGF-1) adı verilen başka bir hormonun karaciğerden salgılanmasına neden olur. IGF-1, vücutta doku ve organların büyümesini sağlayan diğer önemli bir hormondur.”
Akromegali belirtilerinin görülme sıklığı ve şiddetinin kişiden kişiye değişebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Erbaş, erken belirtilerin hafif olduğunu, baş ağrısı ve eller ile ayaklarda şişme-büyüme şeklinde olabildiğini dile getirdi. “Zaman içinde hastalar el parmaklarında ve ayakkabı numarasında, özellikle de ayakların genişliğinde artış fark edebilir. Yavaş ilerleyen kemik ve yumuşak dokudaki genişlemeler, hastanın yüz özelliklerinin de değişmesine neden olur. Burun, dudak ve dilde büyüme, kaş bölgesinde belirginleşme, diş aralarında açılma ve alt çenede öne doğru ilerleme olur. Hastaların şimdiki durumunu yıllar önce çekilmiş eski fotoğrafları ile karşılaştırılarak yüzde oluşan değişiklikler daha kolay anlaşılabilir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Erbaş, diğer belirtileri şöyle sıraladı: “Baş ağrısı, görme bozukluğu, aşırı terleme, kalın, yağlı ve kokulu cilt, ciltte et benleri ve benlerde artış, ses kabalaşması, yorgunluk ve halsizlik, uyku apnesi, eklem ağrıları, adet düzensizliği ve memeden süt akıntısı, cinsel istekte azalma, erektil disfonksiyon gibi belirtiler görülebilir.”