Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Almanya Federal Cumhuriyeti 24 Eylül'de federal meclis seçimleri için sandık başına gidiyor. Seçimlere 3 gün kala son anketler görevdeki Başbakan Angela Merkel'i önde gösterirken, Merkel'in Hristiyan Demokratlar'ını Martin Schulz'ün liderlik ettiği Sosyal Demokrat Parti takip ediyor.

Aşırı sağcı, İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin de yüzde 5 barajını aşması beklenen seçimlerde, Türklerin kurduğu Alman Demokratlar Birliği (AD-D) de ilk kez oy pusulalarındaki yerini alacak.

Göç, iklim değişikliği, sosyal eşitsizlik ve güvenlik gibi başlıkların öne çıktığı seçim kampanyasının en çok konuşulan konularından biri de şüphesiz Türkiye politikası oldu.

42 partinin katılacağı, 598 koltuklu Almanya Federal Meclisi (Bundestag) seçimleri öncesinde, Türkler başta olmak üzere Almanya'daki azınlıkları kucaklama iddiasıyla yola çıkan Alman Demokratlar Birliği, Türkiye-Almanya ilişkilerinde son 1 yıla yayılan gerilimin de etkisiyle, seçim kampanyası döneminin dikkat çeken partilerinden biri olmayı başardı.

AD-D Genel Sekreteri Halil Ertem, Ankara-Berlin hattında yaşanan gerilimin gölgesinde yapılan seçim çalışmalarını, partinin hedeflerini ve seçim kampanyası döneminde yaşadıkları zorlukları haberturk.com'a anlattı.

"ÖTEKİLEŞTİRİLEN AZINLIKLARIN SESİ"

Partinin kurucularından da olan Ertem, 2016'nın Haziran ayında Almanya'da kurulan ve sosyal-liberal bir ajandaya sahip olan Alman Demokratlar Birliği'nin ülkede 'ötekeleştirilen tüm azınlıkların sesi' olduğunu belirtiyor ve "Hedeflerimizin başta geleni etnik azınlıklara karşı hoşgörüyü arttırmak ve tüm azınlıklara karşı mevcut olan ırkçı yaklaşımları sonlandırmaktır. Barışı, güvenliği ve istikrarı koruma adına her türlü kavgadan sakınmayı görev olarak kabul ediyoruz. Azınlıklar ve ADDemokratlar’ın en dikkat çekici ortak noktası ise her iki tarafın Almanya derin devleti ve Almanya medyasının kumpas ve hakaretlerine maruz kalmalarıdır." ifadelerini kullanıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, 24 Eylül'deki seçimlerden zaferle çıkarsa üst üste dördüncü dönemine başlayacak. Merkel, dördüncü dönemini de tamamlarsa Helmut Kohl ile birlikte en uzun süre (16 yıl) görevde kalan Alman lider olacak.

Ertem, seçim kampanyası döneminde karşılaştıkları zorluklar için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na (AGİT) bir başvuruda bulunduklarını belirtiyor. Başvurunun sebebi ise, partinin karşı karşıya kaldığı para cezaları nedeniyle seçim kampanyası döneminde mali sıkıntıya düşmesi olarak açıklanıyor. AD-D, Alman yargısının bu tutumunun politik olduğunu düşünüyor ve Alman medyasında sesini duyuramamaktan şikayet ediyor.

"TÜRKİYE-ALMANYA GERGİNLİĞİNİN SEBEBİ 'MERKEL DEVLETİ'"

AD-D Genel Sekreteri Halil Ertem'e Türkiye ile Almanya arasındaki gerilimin Alman kamuoyuna yansımalarını sorduğumuzda, "Türk-Alman vatandaşları 'Türkiye politikasının' elit Alman politikacılar tarafından saptırıldığının ve iç ve dış stratejik hatalardan kaynaklandığının farkındalar" cevabını alıyoruz.

Ancak Ertem gerginliğin sebebi olarak mutlak gücü elinde tutan 'Merkel devleti'ni gösteriyor ve "Terör konusunda gerçek bir işbirliği içinde olmadıkları için gerilimin fitilinin ateşlendiğini görmezden geliyorlar. Bu konuyu hiç çekinmeden saygısızca seçim kampanyalarında kullanarak asıl oluşturdukları ekonomik sefaleti örtbas etme çabaları içindeler." diyor.

ERDOĞAN AFİŞLERİ VE 'ERDOĞAN-MOBİL'

Alman Demokratlar Birliği'ni Almanya ve Türkiye'de gündem haline getiren konulardan biri seçim kampanyası döneminde Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını ve sözlerini kullanması olmuştu.

Konuyla ilgili konuşan AD-D Genel Sekreteri Halil Ertem bu tercihlerini "Recep Tayyip Erdoğan için hissettiğimiz saygı ve güvenin açık bir göstergesidir" sözleriyle açıklıyor ve ekliyor:

"Seçim kampanyası esnasında olumlu neticeler veren afiş fikrimiz Almanya'daki elit partilerin yaptıkları kötüleme kampanyasına tepki olarak hazırlandı."

Alman Demokratlar Birliği, Erdoğan'ın Almanya'daki Türklere yönelik 'Türkiye düşmanı partilere oy vermeyin' çağrısının ardından bu sözün kullanıldığı afişleri Almanya sokaklarına asmış ve bu afişlerde Erdoğan'ın fotoğrafını kullanmıştı. Son olarak Erdoğan-Mobil ismi verilen bir araç Erdoğan'ın sözlerini ve Erdoğan'a yazılmış şarkıları çalarak sokaklarda dolaşmaya başladı.

Ertem, bu 'agresif' kampanyanın gerçek sonuçlarını seçimlerden sonra analiz edebileceklerini ancak aldıkları olumlu tepkilerden dolayı seçim sonuçlarına dair ümitli olduklarını belirtiyor.

Data analiz şirketi 4U'nun müdürü ise Almanya'daki Türklerin birçoğunun sadece Türk televizyonlarını izlediklerini ve bu nedenle Erdoğan'ın çağrısının 300 bin oyun yönünü değiştirebileceğini belirtiyor.

ALMANYA SEÇİMLERİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

* Seçimler 24 Eylül Pazar günü yapılacak ve Alman hükümeti ile Almanya Federal Meclisi'ndeki (Bundestag) 598 vekil bu seçimler sonucunda belirlenecek

* Görevdeki Başbakan Angela Merkel seçimden zaferle çıkması durumunda üst üste dördüncü dönemine başlayacak. Merkel'in dördüncü dönemini de tamamlamayı başarırsa, Helmut Kohl ile birlikte en uzun süre hizmet eden Alman lider olacak. Merkel şu ana kadar 3 ABD Başkanı, 4 İngiltere Başbakanı ve 4 Fransa Başbakanı gördü.

* Alman seçmenler seçim günü iki oy kullanacak. Oylardan biri siyasi partiler için, diğeri ise yerel adaylar için olacak. Meclisin yarısı yerel adaylara verilen oylarla diğer yarısı ise siyasi partilere verilen oylarla belirlenecek.

* Son anketler Merkel'in partisi Hristiyan Demokratlar'ı (CDU) yüzde 35-40, Sosyal Demokrat Parti'yi (SDP) ise yüzde 20-25 seviyelerinde gösteriyor. Bu da CDU-SDP koalisyon hükümetinin devamı anlamına gelebilir.

* Almanya Federal Meclisi seçimlerinde farklı partilerden 90'ın üzerinde Türk vatandaşı yarışıyor.

* Almanya seçimlerinde 720 bin Türk kökenli Alman vatandaşı oy kullanabilecek.