Aşk bir akıl tutulması mı?
İnsanlığın var oluşundan beri sırrına erilemeyen iki konu; beyin ve aşk. Bilim insanları beynin sırlarına zaman içerisinde biraz da olsa ulaşsa da aşk gizemini hala koruyor. Neden aşık oluyoruz, aşık olduğumuz kişiyi seçiyor muyuz, aşık olduğumuzda vücut kimyamız ve nörobiyolojimizde ne tür değişimler meydana geliyor, aşk acısını beyin nasıl algılıyor. Kısaca aşık beyinde neler oluyor dersiniz? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Derya Uludüz yazdı
Aşk sırasında beynin birçok bölgesi ışıldar ama ön beyin bölgesi dediğimiz, akıl yürütme yoluyla beynimizi yöneten frontal alan devreden çıkar. Yani beynin doğru kararlar alma mercii tatile çıkar. O zamana kadar frontal alanın denetiminde olan diğer tüm bölgeler kendi başına karar almaya başlar. Gerçekleşen bu durumda aşkın bir akıl tutulması olduğunu söylemek bilimsel olarak da doğru bir tanımlama olacaktır.
Aşkın sembolü geçmişten beri kalp olmuştur. Sevdiğiniz birini gördüğünüzde kalbinizin daha hızlı attığını hissetmeniz, “ilk görüşte aşık oldum” dediğiniz kişiyi o ilk görme anında kalp atışlarınız ve nabzınızın hızlanması aşkın kalpte başladığı yanılgısını doğursa da aşka dair tüm duyguların kontrolü beyindedir. Kalp de beynin hizmetindedir.
Hipokrat’ın da dediği gibi “duygular beyinde doğar”
Beyinde başlayan aşkın tezahürü kalpte olur dersek çok da yanlış olmaz. Aşkın neredeyse ilk belirtisi; nabız artışı ve çarpıntı şeklinde kendini gösterirken, çoğu aşık kişide; terleme, mide asidi salgısı, bağırsak hareketliliği ve sıklıkla iştah azalması şeklinde etkilere rastlanır. Tüm bunları sıralarken aşkın bir hastalık olduğu fikri kafanızda belirmiş olabilir. Tam manasıyla bir hastalık hali olmasa da kişiye göre hastalık olarak da algılanabilir ama bunun tıbbi bir temeli yoktur.