Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YALOVA'dan denize açıldığı teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay'ın (43) ölümüne ilişkin 10 sanığın yargılandığı davada, Yukay ile telefonda son kez görüşen arkadaşı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, 'tanık' olarak dinlendi. Erdek’e gelip duruşmaya katılan Tatlıtuğ, "Merhum Halit ile ne zaman yola çıksak, dümeni bırakmadığını ben bizzat çok defalar müşahede ettim. Asla gerekli önlemleri almadan dümenin kontrolünü bırakacak birisi olmadığını ben net bir şekilde bilmekteyim. Kendisinin çok tecrübeli bir kaptan olduğunu bizzat bilen bir insanım” dedi.

        Yalova'dan geçen yıl 4 Ağustos'ta saat 15.10'da Bozcaada'ya gitmek üzere denize açıldığı 'Graywolf' isimli teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay'ın, arama çalışmalarının 19'uncu gününde, Balıkesir’in Erdek ilçesinin 7 mil açığında, denizin 68 metre derinliğinde cansız bedeni bulundu. Yukay'ın cansız bedeni kaybolduktan 30 gün sonra 3 Eylül'de, TCG Alemdar kurtarma gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar tarafından çıkarıldı. 68 metre derinlikten asansör sistemiyle çıkarılan Yukay’ın cenazesi, Bursa Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsinin ardından 6 Eylül'de Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'nda toprağa verildi.

        İş insanının ölümüne ilişkin Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Yukay'ın parçalanmış yatına çarptığı öne sürülen ve önünde sürtme izleri tespit edilen 'Arel 7' isimli yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, 'Taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla Yalova'da gözaltına alınıp, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı sonrası Tokatlıoğlu, 10 Ağustos'ta İstanbul'da yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı. Cemal Tokatlıoğlu'nun, Erdek 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 23 Ekim'de tahliye edildiği öğrenildi.

        9 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

        Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gemi kaptanı Tokatlıoğlu'nun 'Taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla 3 yıldan 9 yıla kadar, şirket yetkilisi Arda G. (45) ile gemi mürettebatı Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B.'nin (60) 'Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ayrı ayrı hapis cezası istendi.

        İLK DURUŞMA 11 SAAT SÜRDÜ

        Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine 31 Aralık'ta Erdek 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Salonda, taraf avukatları ile 1’inci kaptan Cemal Tokatlıoğlu, 2'nci kaptan Muhammet F.G., şirket yetkilisi Arda G., baş makinist Erhan E., usta gemiciler İsa A., Metin S. ve Ramazan D. yer alırken, 2'nci makinist Oğuzhan D., yağcı Ahmet S., aşçı Tahir B. ve tanık E.D., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. 11 saat süren duruşmada; hakim, ihtiyaçların karşılanması için 5 defa mola verdi.

        Hakimin, gemici olan sanıkların duruşmadan vareste tutulmasına, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu'nun yurt dışına çıkış yasağının devamına, müşteki vekilinin tutuklamaya yönelik talebinin reddine karar verirken, davanın ikinci celsesi bugün görüldü. Yukay'la telefonda son konuşan kişi olarak soruşturma kapsamında 11 Ağustos'ta İstanbul'da ifadesi alınan ve hakimin dava kapsamında 'tanık' olarak bir kez daha dinlenmesini istediği Kıvanç Tatlıtuğ ile Yukay’ın eşi Ourania Stypa Yukay, annesi Aliye Ayşım Yukay ve babası Muhittin Can Yukay da duruşmaya katıldı.

        ‘KASTEN ÖLÜME SEBEBİYET VERDİLER’

        Tercüman aracılığıyla konuşan Stypa Yukay, “Sanıkların kazayı taksirle değil, bilerek yaptıklarını düşünüyorum. Geminin kontrolünü boş bir şekilde bırakarak kasten ölüme sebebiyet verdiler. Bu nedenle Halit değil başka bir kişi de ölebilirdi. Kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Kazaya bu şekilde sebep olmalarının yanında olayın ardından yaptıkları manevrayla olayın daha kötü bir hal almasına sebebiyet verdiler. Kurtarma faaliyetlerinin istenilen şekilde neticelenmemesinin sorumlusu da gemi görevlileridir. Bu olay gerçekleştikten sonra üstlerine düşen görevleri yapsaydılar, eşim kurtarılabilirdi. Ancak sanıklar bu şekilde davranmamış, müdahale etmemiş. Otopsi raporunda da eşimin boğularak öldüğü sabittir. Olay sonrası liman polisini arayıp yardım isteyebilirlerdi. Benim eşim 1 ay boyunca denizin dibinde bekledi ve 40 kilo olarak çıkarıldı. Ben, çocukları ve ailesi onu bir daha göremeyeceğiz. Bu duruma sanıklar sebep olmuşlardır” dedi.

        ‘TEKNENİN İÇİNE GİRMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL’

        İddia edilenin aksine Halit Yukay’ın kaza sırasında iç kabinde olmasının mümkün olmadığını söyleyen Stypa Yukay, “Eşim profesyonel bir şekilde hem yat inşası hem de kullanımı ile ilgilenmekteydi. Dosyada yazdığı gibi teknenin içine girmesi söz konusu değildir. Eşimin yatı hız yatı olduğu için yüksek hızda iç kabinde bulunamazsınız. Çünkü sürekli duvarlara çarparsınız. Eşim bu nedenle hiçbir zaman içeri girmezdi. Karşı taraf yardım ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi bizimle de iletişime geçip başsağlığı dilemedi. Kendi adıma ve çocuklarım adına şikayetçiyiz” diye konuştu.

        ‘BU BİR CİNAYETTİR’

        Ourania Stypa Yukay’ın ardından söz verilen anne Aliye Ayşım Yukay da “Benim aslan parçası oğlum 183 santimetre boyundaydı. Kendisi denizci, deniz adamı. Bu insanlık dışı bir şey. Bu olay neticesinde aslan gibi oğlum vefat etmiştir. Denizde de karada da ölüm her zaman olabilir. Buna bir şey diyemem. Olayda oğlum da kusurlu olabilir. Ancak daha sonra gemi ile oğlumun teknesini ikiye bölüp etrafında manevra yapıp, olduğu yerde bırakılıp gidilmesini asla kabul etmiyorum. Benim nezdimde bu bir cinayettir ve sanıklar da katildir. Bir filika indirilseydi, bildirimde bulunulsaydı oğlum hemen bulunabilirdi. Oğlum 40 gün denizin dibinde bekledi” dedi.

        ‘BENİM AKLIM BÖYLE BİR KAZAYI ALMIYOR’

        Baba Muhittin Can Yukay da oğlunun iyi bir denizci olduğunu söyleyerek, “Oğlum 10 yaşından beri tekne kullanırdı. İyi bir denizcidir. Birlikte ve ayrı ayrı da seyahat ettik. Benim aklım böyle bir kazayı almıyor. Eşimle mutfakta oturuyoruz, bir süre sonra birbirimize bakıp ağlamaya başlıyoruz. Olayın üzerinden yaklaşık 7 ay geçti ama hala aklım almıyor. Bu olaya bir mana vermeye çalışıyoruz ancak veremiyoruz. Ben kasıtlı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

        ‘BİRLİKTE TATİL YAPACAKTIK’

        Müştekilerin dinlenmesinin ardından Halit Yukay’la son konuşan kişi olan arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ, tanık olarak dinlendi. Olay günü Yukay ile birkaç telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini belirten Tatlıtuğ, şunları söyledi:

        “Kendisiyle ailece tatil planlıyorduk. Daha önceden kendisinden tekne almıştım. Tekne aldıktan sonra da çok yakın bir dostluğumuz söz konusu oldu. 4 Ağustos günü kendisi Yalova'dan öğleden sonra avara olduktan sonra önce bizim konuşmamıza istinaden Bozcaada'da o akşam konaklayacaktı. Ertesi gün ise benim yanıma gelmeyi planlıyordu. Kendisiyle birkaç defa telefon, karşılıklı telefon açmalarımız söz konusu oldu. Ama benim anladığım dümen başındayken telefonlara cevap veremedi. Sonra o bana döndü. Sonra ben kendisinin telefonuna cevap veremedim derken saatini tam hatırlayamıyorum ama kendisiyle telefonda konuşmamız oldu. Çok kısa bir görüşmemiz oldu. Sesinden keyfinin yerinde olduğunu anladım. Kendisi gayet olumlu, pozitif durumdaydı. Kısa bir görüşmemiz oldu. Lokasyonunu sordum. O bana Marmara'nın kuzeyinden seyir halinde olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu, takriben birkaç saat sonra da Bozcaada'da konaklayacağını söyledi. Ancak ses gidip geliyordu. O bölgede 10 gün önce Yalova'dan yine avara olup, aynı istikamette Bozcaada'da ilk durak olarak durup, Bodrum'a teknemi bizzat kendisiyle ve iki tane arkadaşımla beraber gitmişliğim var. O yolda belli başlı güzergahta telefon sinyallerinin olumsuz yönde çalıştığını biliyorum. Uzunca bir süre telefonumun çekmediğine de şahit oldum bizzat kendim giderken. O yüzden kendisiyle telefonda konuşurken onun yerini takip etmek için lokasyon vermesini söyledim. Lokasyonu göndereceğini söyledi derken son konuşmamız o oldu. Sonra sinyal kesildi. O sinyal kesilince, kendimce sinyal kesildi diye bir yorumlamada bulundum.”

        ‘MESAJIM ULAŞMAYINCA İÇİME HİS DÜŞTÜ’

        Telefon görüşmesinin ardından Yukay’a mesaj attığını belirten Tatlıtuğ, “17.09’daki 37 saniyelik telefon konuşmamızın kesilmesinden sonra kendisine ‘Kardeş kapandı telefon’ yazdım. Nasıl olsa müsait olunca bana tekrar telefon açar dedim. Lakin göndermiş olduğum mesajların da karşı tarafa ulaşmadığını fark edince içime bir his düştü. Sonra kendisiyle çalışmış olduğu hem de yakından da iş birliği içerisinde olan arkadaşı Eren’e telefon açtım. Durumu bildirdim. Ben kendisine ulaşamadığımı söyleyerek ‘Ama ne olur ne olmaz. Bu bilgi sende kalsın. Ben sana bu bilgiyi vereyim. İlerleyen dakikalarda sen ulaşırsan, ben ulaşırsam tekrar bir istişare içerisine girelim’ dedim. Bu görüşmenin üzerinden bayağı bir zaman geçti. Sonra telaş ve panik başladı. Derken kolluk kuvvetleri, deniz kolluğu, karakol kuvvetleri derken bilgiler geçildi. Ondan sonra arama çalışmalarına başlandı” diye konuştu.

        ‘TELEFONUNDA ORTAM SES AZALTICI MOD OLMASINA RAĞMEN SES DUYDUM’

        Halit Yukay’la görüşmesinin detaylarını da anlatan Kıvanç Tatlıtuğ, şöyle konuştu:

        “Daha önce verdiğim ifademde de, sağanak ve rüzgarın içine girmiş gibi bir ses duydum. Kendisiyle uzun zamandır arkadaşlığım var. Halit, çok önemli bir durum olmadığı sürece kesinlikle telefonuna cevap vermezdi. Benim gördüğüm, benim bildiğim, bizzat kendim şahit olduğum dümeni bırakacak bir kaptan, görevini bırakacak bir kaptan değildi. Ayrıca telefonunda ve telefondaki kulaklığında kullandığı bir ortam sesi azaltıcı engelleyici yani gürültü kesici modu olduğu için gürültü gelmez. Ekseriyetle dümen halindeyken, yani seyir halindeyken dümenin bıraktığına ne şahit oldum ne gördüm. Seyir esnasında seyir güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde hareket etmezdi. Dediğim gibi konuşmamız sırasında sesi gayet rahattı ve dışarıdan herhangi bir gürültü veya uğultu sesi gelmiyordu. Biz bu son görüşmede konuşmaya devam ederken aniden ses kesildi ve bu ses kesilirken sanki sağanak bir rüzgarın içine girmiş gibi bir ses duymuştum. Akabinde görüşmemiz sona erdi.”

        Halit Yukay’ın profesyonel bir tekne kullanıcısı olduğunu söyleyen Tatlıtuğ, “Merhum Halit ile ne zaman yola çıksak dümeni bırakmadığını ben bizzat çok defalar müşahede ettim. Bir durum olması halinde dümenin kontrolünü bana vermekteydi. Asla gerekli önlemleri almadan dümenin kontrolünü bırakacak birisi olmadığını ben net bir şekilde bilmekteyim. Kendisinin çok tecrübeli bir kaptan olduğunu bizzat bilen bir insanım. Hatta ve hatta çevredeki tekne sahibi ve ekseriyetle Halit'in tekne üretmiş olduğu kişilerin İstanbul'da ikamet ettiklerini bildiğimden öte evvel ilk Halit'le özellikle seyahat etmek isterler, Halit teknede olduğu zaman kendilerini daha güvende hissederler” dedi.

        Hakim, gemici olan sanıkların duruşmadan vareste tutulmasına, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu'nun yurt dışına çıkış yasağının devamına karar verip, duruşmayı erteledi.

        Anadolu Ajansı, DHA ve İHA tarafından geçilen tüm Balıkesir haberleri, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Balıkesir Haberleri alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

        Günün Önemli Manşetleri

        Benzer Haberler