Büşra Hoca'ya mektup var!
AKP'nin askeri vesayeti sonlandırmak için başlattığını savunduğu operasyonların en içten destekçilerinden olan bir dostum şöyle demişti geçtiğimiz ay:
"Ama bak seni alırlarsa benim için o kesin bir kırılma noktası olur!"
Birçokları için kırılma noktaları geçildi. Kimileri hala kendi kırılma noktalarına ulaşmayı bekliyor. Oysa mesele bu operasyonları politik olarak destekleyip desteklememek değil. İnsanların uzun tutukluluk süreleriyle mahkeme hükmü olmadan içeride tutulmaları, ortalıkta katiller dolaşırken gazeteci, öğrenci, akademisyen ve politikacıların içeride tutularak adalet duygumuzun yıpratılması. Bu asgari müşterekte buluşamayanların çoğu için de kırılma noktası Prof. Büşra Ersanlı'nın ve aynı gün Yayıncı Ragıp Zarakolu'nun tutuklanması oldu.
Böyle zamanlar için dün twitter'da Martin Luther King'den aktarılan şu sözü hatırlamak gerekiyor sanırım:
"Düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlarız."
Hapishanede kendisine daktilo bile verilmeyen Prof. Büşra Ersanlı'ya arkadaşlarının yazdığı ve bence yazdıklarını cesaretle ilan ettikleri mektubu ben de sizlerle paylaşarak bu sessizliğin bir parçası olmayacağımı söylemek isterim:
Sevgili Büşra,
Yeni yılın kutlu ve özgür olsun. Dileriz 2012’de, çok yakın bir günde, Beyoğlu’nda eskiden yaptığımız gibi akşamüstü bir çay içip gündemi kadınca değerlendirebiliriz. Seni, zihin açan öğretici sohbetlerini, esprili dilini özledik.
Nasılsın? Umarız sağlığın iyidir. Gönderdiğimiz kitapları aldığını öğrendik, sevindik. Orada sana, geçtik bilgisayarı, daktilo bile verilmemesine ise çok üzüldük. Nazım Hikmet’in bile hapishanedeyken daktilosu vardı. Senden ve düşüncelerinden bu kadar korkulması doğrusu komik. Seninle neredeyse 10 yıldır tanışırız, birlikte dünya kadar çalışma yaptık, hiçbirimiz ve çalışmalarımıza katılan kimse senden korkmadı. Yıllarca yetiştirdiğin yüzlerce öğrenci gibi biz kadın hakları savunucuları da seni, bize verdiğin emeği çok sevdik.
Bizi sorarsan, bildiğin gibiyiz. Ülkemizin ahvaline, senin tutuklu olmana, barış yanlısıyken savaş çığırtkanlığıyla suçlanmana, ifade özgürlüğünde geldiğimiz noktaya, kadınların her gün ama her gün öldürülmesine, bir türlü çıkamayan yasalara, hayatın her alanında kadınlar olarak yaşadığımız ayrımcılığa üzülüyor, kaygılanıyor ama mücadeleyi sürdürüyoruz. Kendimiz ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir Türkiye’de yaşama umudumuzu ancak böyle koruyabiliyoruz.
Geçenlerde MHP ve CHP’den kadın milletvekilleriyle bir araya geldik. Samimi ve sıcak geçen buluşmalardı, onlara kadınların taleplerini aktardık. Onlardan da hem çalışmaları hakkında bilgi aldık hem de KA.DER adına çok övücü sözler duyduk. Bu övgüleri hak etmemizde senin de payın olduğu için bilmeni istedik. Onlar da tutukluluk sürelerinin işkenceye dönüştüğü konusunda bizimle hemfikir. Kim değil ki zaten? Ama nedense siyasi irade bu konuda hala bir adım atmıyor. Mecliste yapılacak, hayatımızı ilgilendiren düzenlemelere ilişkin bir çifte standart olması ise siyasete ilişkin umutlarımızı öldüren bir durum. Ortak çıkarlar söz konusu olduğunda TBMM’de tam bir birlik var. Geçenlerde milletvekillerinin emeklilikte alacakları maaş konusunda herkesin birden aynı fikirde olabildiğini gördük! Ama diğer birçok konuda fikir ayrılığı sürüyor ve bunun acısını bütün toplum birlikte çekiyoruz. Keşke seçim zamanı olsaydı. O zaman ilgili yasalar, düzenlemeler hemen yapılırdı! Tıpkı kadın meselesinde olduğu gibi, hükümet beğenmediği konularda parmağını kımıldatmıyor. BDP ve AKP’li kadın milletvekilleriyle yapacağımız toplantılar ise çalışma programlarındaki değişiklik nedeniyle ertelendi ama en yakın zamanda bu buluşmaları da gerçekleştireceğiz.
Tek iyi haber, kadına yönelik şiddetle ilgili yasanın hazırlıklarının hızla sürüyor olması. Tabii ki bu hazırlıklar ve yasanın maddeleri konusunda, içinde KA.DER’in de bulunduğu kadın örgütlerinin eleştirdiği birçok nokta var. Tüm çabamız daha iyi, kapsayıcı bir yasamız olması için. Adında “kadın” olmayan kadın bakanlığı, kadın örgütlerinin de fikrinin alınacağını söylemişti ama gelecek hafta bakanlıkta yapılacak toplantıya sadece bazı kadın örgütleri davet edildi. Örneğin biz davet edilenler arasında değiliz. Siyasetle ve yasalarla ilgilenen en önemli kadın örgütlerinden biri olmamıza rağmen sürece kimi zaman davet edilip kimi zaman davet edilmeyişimiz tam bir “iktidar”ın kimde olduğunu gösterme davranışı değil mi? Bu çok sevdiğimiz ülkede ömrümüz böyle çifte standartlarla uğraşmakla geçecek galiba!
30 Kasım senin doğum günündü ya, arkadaşlarımız sana ulaştırmak için çeşitli doğum günü dilekleri gönderdiler. Çok sayıdaki dileklerin birkaçını aktarıyoruz:
Sevgili Büşra Hocam,
Sağlık, mutluluk ve huzur içinde, sevgi dolu bir yaşam dileğiyle, yeni yaşınızı kutluyorum. Sevgi ve saygılarımla.
Büşra’cığım, seni en kısa zamanda aramızda görmek dileğiyle, haksızlıkların yaşanmayacağı, mutlulukla kutlayacağın nice yaş günleri diliyorum. Sevgiler.
Büşra'cığım, bu üzüntülü geçen son doğum günün olsun. En kısa sürede seni aramızda görmek dileğiyle, sana barış içinde kutlayacağın nice nice güzel yaşlar diliyorum. Sevgiler
Kendi adıma dileğim, inandığı değerleri savunan insanların hapse atılmadığı, tutuklanmadığı bir ülkede yaşamak. Böyle bir ülke ise bugün bedel ödeyen insanların sayesinde olacak ancak. Büşra, seni en kısa zamanda aramızda görmeyi, KA.DER siyaset okulunda yeniden eğitimci olmanı istiyoruz.
Sevgili Büşra Hocam,
Sizinle yüz yüze tanışma şansım olmadı ama yazılarınızla, fikirlerinizle çok önceden tanışmış sayılırız. Şimdi onlar yüzünden özgürlüğünüzü elinizden almaları bizi üzmekle veya kızdırmakla kalmıyor, canımızı acıtıyor...
En kısa zamanda bu haksızlığın son bulmasını umuyor, doğum günüzü kutluyorum. İyi ki varsınız.
Büşra’cığım,
Bugünler de geçecek, hem de hızla... Baksana dünya, hatta Türkiye ne kadar hızla dönmeye, dün ancak hayal ettiğimiz kimi şeyler gerçek olmaya başladı. Yaşadığımız başdönmesinde sana yeniden mahpusluk düştü ama ayılacağız... Sana barış, eşitlik ve özgürlük içinde yaşayacağın uzun yıllar, sağlık ve huzur dilerim. Seni sevgiyle kucaklıyorum.
Sevgili Büşra, kedili, kitaplı, öğrencili ve bol kahkahalı nice yıllara.
Can acıtıcı herşeye bir zaman sonra gülebilme, ruhumuzda açılan kara deliklere kahkahalarla yama yapabilme yeteneğimiz sayesinde bu günleri de ilerde şakalarla anabilme umudumu koruyorum. Çok sevgiler.
İşte böyle. Bazen bize kendi evimiz bile dar gelirken senin orada olman iyice nefesimizi, sesimizi boğuyor. Bütün bunları aşmanın tek yolu olarak bildiğimiz dayanışma duygularımızla sana sabır diliyor ve umutlu bekleyişimizi sürdürüyoruz. Kendine iyi bak. Çünkü bize ve bu ülkeye lazımsın.
En iyi dileklerimizle,
KA.DER’li arkadaşların