270 SAATİ AŞAN FAZLA MESAİ HAKLI FESİH SEBEBİ AMA 6 GÜNE DİKKAT

Soru:  Özel şöfor olarak çalışıyorum, yılda 800-900 saat fazla mesai yapıyorum, ücretimi de alıyorum. Yaptığım fazla mesai bana sorulmadan zorunlu bir şekilde oluşuyor. Fazla mesaide yılda 270 saat sınırı olduğuna göre haklı fesih ve tazminat hakkım oluşuyor mu? (İsmi saklı) 

Yanıt: İş Kanunu’na göre, haftalık 45 saati aşan süreler fazla çalışmaya girer. Fazla çalışma süresi günde 3 saati, yılda 270 saati aşamaz.

İşverenin, fazla çalışma için işçinin yazılı onayını alması gerekir. Yargıtay’ın kararlarına göre, iş sözleşmesinde fazla çalışma karşılıklarının ücrete dahil olduğuna yönelik hüküm bulunması halinde bile fazla çalışma yılda 270 saati aşıyorsa, işçi açısından haklı fesih sebebi ortaya çıkar. Bu gerekçeyle iş akdini fesheden kişi kıdem tazminatını alabilir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2 Temmuz 2015 tarihli kararında, İş Kanunu ve ilgili yönetmelik uyarınca fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçilerden yazılı onay alınması gerektiği vurgulandı. Karara konu dosyada davacı işçi, yıllık yasal sınır olan 270 saatten fazla mesai yaptırıldığını ve bu hususun çalışma şartlarının uygulanmaması olduğu iddiasıyla iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürdü. Yargıtay kararında, davacının fazla çalışma yapmaya muvafakat ettiğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığına dikkat çekilerek, ücrete fazla çalışma karşılıklarının dahil olmasının peşinen muvafakat niteliğinde olmadığı, mahkemece 270 saati aşan çalışmaların varlığının araştırılıp var olduğunun tespiti halinde, davacının fesih hakkının doğduğunun kabul edilmesi gerektiği kaydedildi.

Ancak, burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. 270 saati aşan fazla çalışma dolayısıyla iş akdinin feshedilebilmesi için, 6 günlük hak düşürücü süreye dikkat edilmesi gerekir. Hak düşürücü süre, fazla çalışma süresinin 270 saati aştığının anlaşıldığı tarihte başlıyor. Örneğin haziran ayı itibarıyla yıllık fazla çalışma süresi 270 saati aşmış, ancak iş akdi ağustos ayında feshedilmişse hak düşürücü süre dolduğu için haklı fesih olarak kabul edilmiyor. Hak düşürücü süreye dikkat etmeden iş akdini feshedenler, hem işlerini, hem de kıdem tazminatı alacaklarını kaybeder.

Fazla çalışma için daha önce her yılın başında işçiden yazılı onay alınması gerekiyordu. 2017 yılında yönetmelikte değişiklik yapılarak, her yıl onay zorunluluğu kaldırıldı, işe girişte bir kere yazılı onay alınması yeterli hale geldi. Ancak, fazla çalışma yapmak istemeyen işçi, verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir.

KULLANILMAYAN İZİN PARASI İŞTEN AYRILIRKEN ÖDENİR

Soru: Taşeron düzenlemesi ile kadroya geçenlerin kullanılmayan izin süreleri nasıl hesaplanır, ertesi yıla devreder mi? Amirlerimiz “Kullanılmayan izniniz yanar, kullanın” diyorlar. Bu konudaki haklarımız nedir?  (Hasan K.)

Yanıt: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/d maddesine tabi çalışanlar hakkında 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. 4857 sayılı Kanun uyarınca, kullanılmayan izinler, süre sınırı olmaksızın sonraki yıllara devreder. Kadroya geçenlerin yıllık izin süresinin hesabında, alt işveren değiştiği halde çalışmaya devam edilen aynı işyerindeki hizmet süresi dikkate alınıyor.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın taşeron işçilerin kıdem tazminatı ve izin haklarıyla ilgili daha önce verilmiş görüş yazıları bulunuyor. Buna göre, iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesi hükümleri uygulanacak. Bu durumdaki işçilerin kıdem tazminatının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştığı süreyle sınırlı olarak ödenmesinden, son çalıştığı kamu kurum veya kuruluşu sorumlu olacak.

Taşerondan kadroya geçen işçilerin yıllık ücretli izin sürelerinin belirlenmesinde, geçişten önce alt işverenler yanında çalıştırıldığı sürelerin tamamına bakılıyor. Buradan yola çıkarak, alt işveren yanında çalışırken kullanılmadığınız izin sürelerinin parasının, kadroya alındığınız kurumunuz tarafından ödenmesi gerekir. Ancak, kullanılmayan izin paraları çalışırken ödenemez. Emeklilikte veya işten ayrılırken alabilirsiniz.

İKİSİ DE SSK’LI EŞ VE BABADAN SADECE TERCİH EDİLEN AYLIK BAĞLANIR

Soru: Annem ev kadını, bir işte çalışmıyor. 2018 yılında vefat eden SSK’lı babamdan dolayı emekli aylığı almakta. Annem, SSK’dan emekli olan babasını da 1987 yılında kaybetmişti ve bugüne kadar babasından hiç maaş almadı. Annem hem eşinden hem babasından çift aylık alabilir mi? Sosyal Güvenlik Kurumu görevlileri, anneme her iki aylığın bağlanamayacağını söyledi, doğru mudur? (Cüneyt Çelik)

Yanıt: Cüneyt Bey, annenize verilen bilgi doğrudur. Dedeniz de babanız da SSK emeklisi olduğu için çift maaş alamaz. Ancak, tercih ettiği aylık bağlanabilir. Hangisi yüksek ise o aylığın bağlanmasını isteyebilir. İkisinden biri BAĞ-KUR’lu olsaydı, dedeniz 1 Ekim 2008 öncesinde vefat etmiş olduğu için her iki aylığı alabilirdi, ancak mevcut durumda sadece bir aylığı alabilir.

ARABULUCUYA BAŞVURUDA 30 GÜNLÜK SÜRE NE ZAMAN BAŞLAR?

Soru: Özel eğitim ve rehabilitasyon kurumunda çalışıyorum. 26 Kasım 2016 tarihinde işe başladığım iş yerinden eylül ayı sonunda bedelli askerlik için 21 gün ayrı kalacağım. Patronum, ben askerde iken ders yazamayıp maddi zarara uğrayacağını söyleyerek, terhisten hemen 1 gün sonra iş akdimi feshedeceğini ve hiç bir tazminat hakkımın olmadığını söylüyor. Benim bu konudaki haklarım nelerdir, bilgi verirseniz çok sevinirim. (Orhan A.)

Yanıt: Orhan Bey, işvereniniz askerlik dolayısıyla iş akdinizi feshettiği takdirde kıdem tazminatınızı ödemek zorunda. Çalışma süreniz 1.5 yıldan fazla, 3 yıldan az olduğu için ya iş akdiniz feshedilmeden 6 hafta önce yazılı olarak bildirim yapması, ya da 6 haftalık ücret tutarında ihbar tazminatı ödemesi gerekir. Kıdem tazminatınızın ise 2 yıl 10 ay üzerinden ödenmesi lazım.

İşyerinde en az 30 kişi çalışıyorsa, fesih bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalısınız. Arabulucuda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilirsiniz. Davayı kazandığınız takdirde işveren boşta geçen sürelere ilişkin dört aya kadar ücret öder. Bir ay içinde işe başlatmazsa kıdem tazminatınıza ve dört aya kadar ücrete ilave olarak, mahkemenin vereceği karara göre 4 ay ile 8 aylık ücret arasında değişen tutarda işe başlatmama tazminatı ödemek durumunda kalır. Bir hususa dikkatinizi çekmek isterim. Arabulucuya başvurmak için tanınan 30 günlük süre işten çıkartıldığınız tarihte değil, size iş akdinizin feshedildiğine dair bildirimin yapıldığı tarihte başlar. Örneğin fesih bildirimi 6 haftalık ihbar süresinde yapılmış ise bildirimi aldığınız tarihten itibaren 30 gün içinde arabulucuya başvurmalısınız.

EYT KANUNU ÇIKACAK MI?

Soru: SSK’lı olarak 15 Kasım 1997 tarihinde çalışmaya başladım. Şu an 2901 prim günüm bulunuyor. Mevcut durumda 17 yıl sonra emekli olabiliyorum. EYT (emeklilikte yaşa takılanlar) kanunu bugün çıksa benim emeklilik yaşımı nasıl etkiler? (Süleyman Aydın)

Yanıt: Süleyman Bey, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) konusunda yasal düzenleme yapılacak mı, yapılacaksa nasıl bir düzenleme yapılacak bunlar belli değil. Mevcut duruma göre, normal emeklilik için 25 yıl sigortalılık, 5825 prim günüyle 56 yaşında emekli aylığı bağlatabilirsiniz. Şayet bir kanun çıkar ve 8 Eylül 1999 tarihinden önceki aynı şartlarla emeklilik olanağı sağlanırsa, 4/a’dan 5000 prim gününü doldurmak şartıyla 50 yaşında emekli olabilirsiniz.

Geçen yıl TBMM açılmadan önce AK Parti dışındaki tüm siyasi partiler, emeklilikte yaşa takılanlar ile ilgili bir yasal düzenleme konusunda mutabık görünüyorlardı. Ancak TBMM açıldıktan sonra bu konudaki yasa teklifleri görüşülemedi. Yeni yasama döneminde görüşülebileceğine dair bir ışık görünmüyor.

İŞYERİ AÇAN EMEKLİNİN AYLIĞINDAN KESİNTİ YAPILMAZ

Soru: Annem BAĞ-KUR emeklisi, ayrıca babamdan (4/c) dul aylığı almakta. Bir işyeri açmayı düşünüyor, işyeri açarsa maaşlarında bir kesinti olur mu?

Yanıt: Annenizin işyeri açması, kendi emekli aylığı veya babanızdan kalan dul aylığında herhangi bir kesintiye yol açmaz. Kendi işyerini açan 4/a, 4/b veya 4/c’li emekliler, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının yüzde 10’u oranında sosyal güvenlik destek primi ödemek zorunda idi. Bu uygulama 29 Şubat 2016 tarihinde sona erdi. Dolayısıyla artık işyeri açan emeklilerin aylıklarında herhangi bir kesinti yapılmamaktadır.