İşte çözüm sürecinin "en"leri!
Ecevit Kılıç yazdı...
ekilic@haberturk.com
2014’ün son günü.
Yıl boyu en çok çözüm süreci konuşuldu.
Şüphesiz 2015’te de çözüm konuşulacak.
Hatta damgasını vuracak diyebiliriz.
Hedefe ulaşıldığı takdirde final yılı olacak.
Peki, sürecin 2014 envanterini çıkardığımızda en çok kimler ve neler öne çıktı?
İşte çözümün “en”leri…
SÜRECİN DEĞİŞMEYENİ: Kesinlikle Hakan Fidan. İlk günden itibaren masada yer aldı. İşin devlet tarafındaki mimarı. Bu nedenle MİT tarihinin en çok tanınan, en çok konuşulan müsteşarı oldu. Özellikle sürecin tıkandığı, yol kazaları nedeniyle masanın dağıldığı dönemlerde devreye girdi. Sadece devlet değil Öcalan da ona güveniyor.
SÜRPRİZ İSİM: Yüzde yüz Hatip Dicle. Aslında çözüm sürecinin kırılma evrelerini onun yaşamının son beş yılında görmek mümkün. Barış görüşmelerini hedef alan operasyon kapsamında tutuklandı. Cezaevinde yattı. Çözüm süreci yolunda yapılan yasal değişiklikle serbest kaldı. Ve şimdi de heyette. Hem Öcalan hem de devlet Dicle’nin heyette yer almasını çok istedi.
YOL KAZASI: Kobani gerilimi nedeniyle 6-7 Ekim günlerinde yaşanan sokak olayları. Sadece 2014’ün değil çözüm sürecinin bugüne kadar yaşadığı en büyük kırılma oldu. 50 kişi yaşamını yitirdi. Yine de çözüm masası dağılmadı. Kriz aşıldıktan sonra taraflar yeniden masanın etrafında buluştu. Denge sağlandı.
VETO EDİLEN: Ceylan Bağrıyanık. Kadın hareketinin son yıllardaki en önemli isimlerinden biri. Özellikle de Kürt kadın hareketi içinde çok popüler. Uzun yıllar cezaevinde yattı. Heyetin genişlemesi gündeme geldiğinde HDP, Hatip Dicle ile birlikte Bağrıyanık’ın ismini verdi. Ancak, devlet kanadı reddetti. HDP hala ısrarcı.
PROVOKASYON: Sadece dört gün önce Cizre’de yaşananlar. PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmada üç kişi yaşamını yitirdi. Çözüm masasının iki tarafına göre kesinlikle provokasyon. Ve gizli bir el yeniden devreye girdi. Hatta hem Başbakan Ahmet Davutoğlu hem de Hatip Dicle adres gösterdi.
ÜÇÜNCÜ AKTÖR: Hüda-Par. Yani Hizbullah. Önceki gerilimler ve en son Cizre’de yaşanan çatışma bunu net gösteriyor. Hizbullah çözüm masasında yer almak istiyor. Zaten yöneticileri de bunu gizlemiyor. Partinin sözcüsü Sait Şahin “Masanın üçüncü ve adil tarafı olabiliriz” dedi. Peki, bu mümkün mü? Zor. Ancak hükümet, bölgedeki diğer parti ve sivil toplum kuruluşlarını, çözüm masasına olmasa da, sürece dahil etmede kararlı. Hatta bu konuda başbakan yardımcısı düzeyinde bir görevlendirme sözkonsu.
DEVRE DIŞI KALANLAR: Avukatlar. Oslo sürecinde devlet ile örgüt doğrudan masadaydı. Öcalan’ın ne düşündüğü ve ne söylediği avukatlar tarafından dışarı çıkartılıyor ve gerektiğinde Kandil’e ulaştırılıyordu. Ancak çözüm sürecinde tamamen devre dışı bırakıldılar. En son 21 Temmuz 2011’de İmralı’ya gittiler.
TEK KADIN: Pervin Buldan. Sürecin beyin takımındaki tek kadın. Yanılmıyorsam MİT’in İmralı’ya giden ve son krizle birlikte devreye giren Kamu Müsteşarlığı’nın da çözüm ekibinde kadın yok. Bedel ödeyen bir isim. Ve bir de titizliği ve görüşmelerde hiçbir şeyi muğlakta bırakmamasıyla dikkat çekiyor.
TOPARLAYICI İSİM: Çözüm sürecinin ilk döneminde kamuoyunun Beşir Atalay’a büyük bir aşinalığı oldu. Nereyse süreç ile özdeşleşti. Atalay ile Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin ve Hakan Fidan arasındaki uyum dikkat çekiciydi. Atalay’ın parti sözcüsü olmasıyla yerini Başbakan Yardımcısı olarak Yalçın Akdoğan aldı. Ancak milletvekilliği döneminde yeri geldiğinde keskinleşen üslubu ilk günlerde gözleri kendisine çevirdi. Tam tersi oldu. Sürecin siyaset sahnesindeki toparlayıcısı ismine dönüştü. Doğrucu tavrıyla dikkat çekiyor.