CEMAAT İÇİN CENNETTEN VAZGEÇME

27.06.1980 tarihinde Afyon’da yaptığı konuşmada da benzer hususlara dikkat çekmektedir:

“(20 yy.’ın içinde bulunduğu) bu kadar felaket ve helaketlerin
üstesinden gelecek insanın çok fedakâr olması lazım. Maddî-
manevî her şeyi aşmış olması lazım. Maddî-manevî çeşitli
fedakârlık hisleri içinden neşv bulması lazım, maddî manevî
füyuzat hislerinden vazgeçmesi lazım, hatta icabında cennete
gitmeyi dahi tekmelemesi lazım…”

Yukarıdaki pasajlarda şu iddialar yer almaktadır:

1. Örgüt liderine kayıtsız şartsız itaat ve teslimiyet şarttır.

2. Cennete girmek için bile örgüt liderine sormak lazımdır.

3. Cehennemden kurtulma vadedilse dahi örgüt liderinin kararına göre
hareket edilmelidir.

Bu ifadelerden Gülen’in kendisine mutlak itaat istediği anlaşılmaktadır. Bu itaatin de
hangi boyutlarda olması gerektiğini, cennete girmek için dahi izin isteyecek, cennetten
vaz geçecek ve cehennemden kurtulmayı reddedecek boyutlarda bir itaatle örneklendirmektedir.
Hâlbuki İslam inancında mutlak itaat sadece Allah ve Resûlünedir.
Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Ey İman edenler, Allah ve Resû-
lünün önüne geçmeyin…” (Hucurât, 49/1). Kaldı ki Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bile vahye
dayanmayan bazı emirlerini ashab-ı kiram, “Ey Allah’ın Resûlü! Bu sizin görüşü-
nüz mü, yoksa Allah’tan bir emir mi aldınız?” diyerek irdelemiştir. Hz. Peygamber’in,
“Vahiy değil, bu benim görüşümdür.” demesi üzerine ashab-ı kiram özgürce kendi
önerisini sunmuş ve bunun üzerine Hz. Peygamber de ashabının görüşü istikametinde
kararını değiştirmiştir.

İtaat hususunda Müslümanların nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini en güzel ifade eden
sözlerden biri Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) halife seçildiğinde yaptığı meşhur konuşmasında
yer verdiği şu ifadelerdir: “Ey insanlar! En iyiniz olmadığım hâlde size başkan olarak
seçilmiş bulunuyorum. İdaremde isabetli olduğum sürece bana yardım edin. Doğ-
ruluktan ayrılırsam beni düzeltin. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf
olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. İçinizde kuvvetli olansa,
başkasının hakkını ondan alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Allah ve Resûlüne
itaat ettiğim sürece bana itaat edin. Şayet bu itaatten ayrılırsam bana itaat etmeniz
gerekmez.”