Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından halkı bilgilendirmek ve din üzerinden yapılabilecek istismarlara karşı bilinç oluşturmak amacıyla FETÖ'nün din anlayışını bizzat kendi kaynaklarından tespit etmek amacıyla Kendi Dilinden FETÖ - Örgütlü Bir Din İstismarı Raporu hazırlanmıştır. 

5. Bölüm

G. HZ. PEYGAMBER’İN DUBLESİ (!)

29.06.1980 tarihinde Yozgat’ta yaptığı bir konuşmasında kendi cemaatinin hizmetlerinin Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından nasıl takdir edildiğini anlatırken Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bir dublesinden söz ederek onun hayy/hayatta olduğunu söylemektedir: “…Kalplerimizi istikamet içinde tutalım, gönlümüzü o sultan-ı zîşana müteveccih tutalım, onun her halimize nigehbân olduğunu bilelim… Aleyhissalatü vesselam mübarek ruhuyla perisprisiyle, dublesiyle hayydır, aramızdadır ve halimize nigehbândır…” (1980- 06-29_Gönül Dünyamızdan-06 - iman ve amel, dk.35: 59 vd.).

Gülen şu sözleri ile sınırı daha da genişleterek sahabe için de aynı kelimeyi kullanmaktadır: “…Hz. Musab’ın suretine bürünmeyi şeref saydığı için melek onun suretine bürünerek, şehit olduğu halde akşama kadar onun suretiyle savaşmıştır. Mus’ab şehit olmuştu ama dublesi oradaydı. Bu Musab’ın dublesidir. Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım edecektir. "(Melekut Alemi 3, dk.75).

10.03.1978 tarihinde yaptığı konuşmada ise: “Her insanın bir dublesi vardır, içinde yaşar. Bu, insandan ayrılabilir ve bu sayede bir insan aynı anda 20 yerde görülebilir. Ehlullahın Abdal kısmı buna mazhar olur."(Hutbeler 1 İrşad Ekseni, Melekut Alemi 2, dk.42 vd.).

Goethe’nin, uzaktaki bir arkadaşını karşısında görmesine rağmen, yanındaki diğer arkadaşının bu sureti görememesi örneği nakledilerek, kişinin ikinci bir suretinin olduğu ve ruhani varlıkların mevcudiyeti anlatılmaktadır. Bunun, evliyaullah’ın aynı anda birkaç yerde görülmesinin bir benzeri olduğu zikredilmektedir. (Bkz. Melekût Âlemi 3, dk.30).

İslam itikadı açısından Hz. Peygamber’in dublesinin olduğunu iddia etmek batıl bir inançtır. Bir Müslümanın bu tür şeylere itibar etmesi ve bunu bir gerçekmiş gibi anlatması insanların sahih itikatlarını ifsad eder. İslam’ın temel kaynakları Kur’an ve Sünnet’te bu tür asılsız iddialara mesned teşkil edecek herhangi bir bilgi yoktur. Muteber slam âlimlerinin hiçbiri de bu tür bir görüş nakletmemiştir. Böylesi temelsiz ve akıl dışı inançların başka kültürlerden sızdığı anlaşılmaktadır.

Duble söylemiyle Hz. Peygamber’in vefatından sonra dünyada tasarrufta bulunduğu iddia edilmiş olmaktadır. Yukarıda da böyle bir durumun söz konusu olamayacağı farklı başlıklar altında defalarca açıklanmıştır. Hâlbuki o da diğer insanlar gibi vefat etmiş ve âhirete intikal etmiştir. (Zümer 39/30; Al-i İmrân, 2/144). Hz. Ömer gibi, Hz. Peygamber’in vefatı karşısında dehşete düşüp durumu kabullenmekte güçlük çeken sahabîler de Hz. Ebu Bekir’in şu ifadeleriyle kendilerine gelmişlerdir: “Ey ahali! Her kim Muhammed’e (s.a.s.) tapıyorsa bilsin ki O ölmüştür. Her kim Allah’a tapıyorsa bilsin ki Allah hayat sahibi ve ölümsüzdür!” (Abdüsselâm Hârûn, Tehzîbu Sîreti İbn Hişâm, s. 342-343). Hz. Ebu Bekir, bu ifadelerinin ardından şu ayet-i kerimeyi okumuştur: “Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geri dönecek misiniz? Kim geri dönerse bilsin ki Allah’a asla bir zarar vermiş olmayacaktır. Allah şükredenleri ödüllendirecektir.” (Âl-i İmrân, 3/144). Hz. Peygamber sonrası iç karışıklıklar yaşayan, isyanlarla karşı karşıya kalan, var olma mücadelesi veren sahabe-i kiram Hz. Peygamber’in dublesinden medet ummamış, böyle bir beklentiyi akıllarına dahi getirmemiştir.

Netice olarak Allah her şeyi görmekte, her şeyi bilmekte, yalnızca kendisine dua edilmesini, yalnızca kendisinden yardım istenmesini emretmektedir. Buna karşı yukarıdaki yaklaşım, Allah dışındaki varlıklardan bir beklenti içinde olmaya sevk etmesi sebebiyle de itikadî açıdan sakıncalıdır.