İşte Türkiye'nin mayın gerçeği! Mayının çocuk kurbanları!(1)
Şırnaklı Beşir: Yazabilmek için yalnızca iki el istiyorum
GAZETE HABERTÜRK / ÜMRAN AVCI / Yazı Dizisi (1)
uavci@htgazete.com.tr
Iğdır’da şehit olan 2 askerimiz, toprağa gömülü 982 bin 717 mayını bir kez daha gündeme getirdi. Sivil-asker demeden can alan mayınlar binlerce çocuğu da sakat bıraktı. Onlardan biri de 9 yaşındaki Şırnaklı Beşir Erdem. Elsiz kollarını iki yana sallayan Beşir, “Yazabilmek için yalnızca iki el istiyorum” diyor.
Ağrı Dağı Korhan Yaylası’nda devriye gezen 2 askerimizinmayına basarak şehit olması, mayın sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Resmi rakamlara göre Türkiye’de toprağa gömülü 982 bin 717 mayın var. Bu rakama PKK’nın tuzak olarak döşediği mayınlar dahil değil. Asker-sivil tanımadan can alanmayın, binlerce kişinin de sakat kalmasına neden oldu. Bu yazı dizisindemayın kurbanı çocukların öyküsünü okuyacaksınız...
OYUNCAK SANIP EVE GÖTÜRDÜLER
Şırnak’ın İdil İlçesi’nde yaşayan Beşir Erdem, henüz 9 yaşında. Sol eli yok, sağ kolu dirseğinden kopuk. Sol gözü görmüyor, bir ayağı da sakat. Küçük Beşir’i “yarım” bırakan olay, 11 Kasım2010’da yaşandı. O tarihte 6 yaşında olan Beşir, okulun arkasındaki arazide bulduğu cismi oynamak için evlerinin bahçesine götürdü. Yanında 4 yaşındaki kardeşi Nurcihan da vardı. Nurcihan’la koşa kaşa evin bahçesine gittiler. Yeni oyuncaklarıyla oynamak için. Önce tekerlek gibi çevirdi oyuncağı. Sonra içinimerak etti, açmaya çalıştı ama olmadı. Yere çarpıp kendi kendine açılmasını sağlayacaktı. Öyle de yaptı. Elindeki cismi yere vurdu var gücüyle... Ani bir patlama, duman ve 6 yaşında yarımkalan bir çocuk...
Apar topar Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı Beşir. Ardından helikopterle Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne götürüldü. Tam 1 ay tedavi gördü orada. Sol elini ve sol gözünü olay yerine bıraktı, sağ kolunu da dirseğine kadar hastanede. Bir ayağı da kesilecekti.
GENELKURMAY TEDAVİ ETTİRDİ
Genelkurmay Başkanlığı devreye girdi. Beşir’in hiç olmazsa bir ayağı kurtulsun, kesilmesin istediler. Bu nedenle Beşir bu kez Ankara’ya getirildi uçakla. GATA’da 4 kez ameliyat oldu. Bacağı kesilmedi ama sakat kaldı.
DEMİRDEN DE OLSA ELİNİ TUTMAK İSTİYOR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın GATA’yı ziyareti sırasında, Başbakan’la fotoğraf çektiğini ve sohbet ettiğini anlatıyor küçük Beşir. Evlerinin en korunaklı yerinde o fotoğrafı saklıyor. Babası korucu, sosyal güvenceleri yok. Beşir’e protez takılabilmesi için rehabilitasyona gitmesi gerekiyor, Ankara’ya. Ancakmaddi güçleri yok. Yardımistemeye de utanıyor baba Abdülgafur Erdem, ama başka çaresi yok. Oğlunun demirden de olsa elini tutmak istiyor.
"MAYIN BİZİ PATLATTI"
12 Temmuz 2012’de Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesi’nde meydana gelen mayın patlamasında Ertan Tilaver (14) hayatını kaybetti, Adem Yiğit (12) ise ağır yaralandı. Patlamada yaralanan Adem Yiğit’in ailesinin kapısını çaldık... Adem, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Ertan’la koyun otlatıyorduk. O öndeydi. Bir patlama oldu, Ertan’ın olduğu yerden bir duman peydah oldu. Orada patladık. Düşüp bayılmışım. Kalbime ve akciğerime saplanmış parçalar. Dört sefer ameliyat oldum. Mayın çok kötü. Bak bizi patlatıyor. Patladı, yarı sakat kaldım. Kolum tam tutmuyor. Çok üzülüyorum. Arkadaşlarım görünce utanıyorum. ‘Kolun sakat olmuş’ diyorlar. Koşarken yere düşüyorum. Dengemi sağlayamıyorum... Ama bu olaydan sonra karar verdim, okuyup doktor olacağım..”
"HİÇ YAZ GELMESİN HEP KIŞ OLSUN"
Aynı olayda oğlu Ertan Tilaver’i kaybeden anne Tülay Tilaver, 6 yaşındaki oğlu Muhammed’i koltuğunun altına almış oturuyordu. Koynundan yıpranmış ve flu bir fotoğraf çıkarıp gösterdi. Ne kadar akıllı, ne kadar güzel ve ne kadar mutlu bir çocuk olduğunu anlatıp aynı titizlikle yine yüreğinin üstüne yerleştirdi. Sonra da Muhammed’- ine sarılıp son sözünü söyledi: “Muhammed’i de mayına basmasın diye yanımdan ayırmıyorum. O hep burada, benim dizimin dibinde...” Baba Resul Tilaver ise acısını başka türlü anlattı: “Buralarda hayat çok zor, çileli. Üstüne bir de evlat acısı eklendi. Ertan’ımı yaz sıcağında kaybetmiştim. O yüzden hep kış olsun istiyorum. Yaz sıcağı geldi ya içimiz yine ateş gibi. Acı gitmiyor. Bizim ciğerimiz yandı, başkalarının yanmasın. Mayınları kaldırsınlar...”
Beşir Erdem, şimdi ilkokul 3’e gidiyor. Bir yıl ara verdiği eğitimine kaldığı yerden devam etmek istiyor. Elsiz kollarını iki yana sallayıp isteklerini sıralıyor: “El istiyorum. Yazabilmek için iki el yalnızca. Tek gözle de görebiliyor, aksak da olsa yürüyebiliyorum. Ama elim yok. Yazı yazamıyor, defterimi toplayıp çantama koyamıyorum...”
"MAYIN BARIŞI TANIMAYAN SİLAH"
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten’in verdiği bilgiye göre, Türkiye’de iki kez mayın döşendi. Birincisi 1950’li yıllarda döşenen mayınlar. Resmi raporlarda, bunun gerekçesi “yasal olmayan sınır geçişlerini engellemek” olarak açıklanıyor. En fazla mayın 610 bin rakamıyla Türkiye-Suriye sınırında bulunuyor. İkincisi ise terörle mücadele kapsamında 1990’lı yıllarda döşenen mayınlar. Bunların sayısı 77 bin civarında. Bu mayınlar, Doğu ve Güneydoğu’da genel olarak operasyon ve çatışmaların olduğu yerlere kurulan geçici karakolların etraflarına güvenlik amacıyla döşendi. Bu karakollar taşındıktan sonra mayınların toprağa gömülü kaldığı belirtiliyor.
‘ONU HAREKETE GEÇİREN KURBANIN KENDİSİ’
Öğreten, “Köylüler, kimi zaman daha önceki karakolun döşediği mayınlara basan askerlerin olduğunu söylüyor. Çünkü karakollar mayınları temizleyerek bölgeden ayrılmıyorlar. Bölgeden tamamen ayrıdıklarında da o bölgeleri hayvan otlatmak için kullanan köylüler, boş arazilerde oyun oynayan çocuklar mayının kurbanı oluyorlar” dedi. Mayınların barışı tanımayan silahlar olduğunu anlatan Muteber Öğreten, “Bir kez döşediğinizde orada aktif bir şekilde kalır ve harekete geçeceği anı bekler. Onu harekete geçiren de bizzat kurbanın kendisidir” diye konuştu.
"DEFTERİMİ ÇANTAMA KOYAMIYORUM"
BEŞİR Erdem, şimdi ilkokul 3’e gidiyor. Bir yıl ara verdiği eğitimine kaldığı yerden devam etmek istiyor. Elsiz kollarını iki yana sallayıp isteklerini sıralıyor: “El istiyorum. Yazabilmek için iki el yalnızca. Tek gözle de görebiliyor, aksak da olsa yürüyebiliyorum. Ama elim yok. Yazı yazamıyor, defterimi toplayıp çantama koyamıyorum...”
YARIN: ESMANUR: YARASIZ BİR YÜZ İSTİYORUM - MAYINLARIN TOPLANMASI İÇİN SÜRE DOLUYOR