Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel: "Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok”

        YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmeye çalıştığı"na dair eleştirilere, “Ben, Abdullah Öcalan ile Demirtaş’ı kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır, isteyen barışır. Bir kavga var mı, onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları” yanıtını verdi.

        YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gerçekleştirdiği röportajda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

        Özel, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği, ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

        REKLAM

        "Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna, ‘hayır’ demek düşmez.

        Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye ‘hayır’ diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var ve esas Türkiye orada kazanacak.

        Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye'nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele; heyecan verici, umut verici mesele orası.

        REKLAM

        Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine, ötesinde Abdullah Öcalan'ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir; bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum: Toplumsal destek azalıyor, toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı, toplumdan aldığı destekle ölçülür.

        Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında doğrudan sorduğunuzda, ‘terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin’ toplumun yüzde 90’ı bunu destekliyor.

        Bu süreci sorduğunuzda yüzde 55’e düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan ile ilgili bir soruya geldiğinde iş, destek bir anda yüzde 10’ların altına geriliyor.

        REKLAM

        Hal böyleyken ‘Öcalan'a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a adada bir ev yaptık...’ Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysaki şimdi toplumsal desteği arttırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var.

        "BENİM KİMSEYİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK GİBİ BİR NİYETİM YOK”

        Ben Abdullah Öcalan'ın adada ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş'ın, Figen Hanım'ın, tüm siyasi tutsakların, ‘Seni başkan yaptırmayacağız' deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum.

        Kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan ‘Bizi anlayan birisi çıktı’ diyen de oldu.

        REKLAM

        Ama bu söyleminize başta DEM Parti yöneticileri, eleştiriler de geldi. Öcalan ile Demirtaş’ı karşı karşıya getirmek istediğimiz söylendi. Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok.

        Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele, madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi demokratikleşme.

        Benim söylediğim Demirtaş'ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak Gezi Tutsakları da çıkacak Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak.

        "BENİM MESELEM DEMOKRATİKLEŞME”

        Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında, kayyum sorunu ortadan kalkacak. Şu anda vize sorunu yaşıyor Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum.

        REKLAM

        Bir tanesi Siyasi Ahlak Yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi, yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. ‘Teröriste ‘terörist’ densin; gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın’ diyordu Avrupa Birliği.

        Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık. Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var. Yedinci maddede açıkça ifade edilen bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben, Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim.

        O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır, isteyen barışır. Bir kavga var mı, onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları."

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ