Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

İran’da bulunan Alamut Kalesi’nde yaşayan, çevresindeki insanlara cennet vaadinde bulunup onları kendisine mürit yaparak koşulsuz şartsız kendisine bağlayan ve Şiilik mezhebine bağlı olan İsmaililik mezhebinden olan Haşhaşiler isimli tarikatını kuran Hasan Sabbah’ın ilgi çekici hikayesi kendisini takip eden bir çok insanın dilinde. Peki, ama efsane haline gelmiş Hasan Sabbah’ın gerçek hikayesi nedir?Hasan Sabbah Kimdir? Merak edenler için detayları ile birlikte Hasan Sabbah’ı araştırdık

Tam adı, Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari olan Haşhaşi tarikatının lideri olan Hasan Sabbah, 11. yüzyılın ortalarında, tam olarak bilinmemekle birlikte 1046-47 ya da 1053-54 yıllarında On iki İmam Şiiliği'nin önemli bir merkezi olan Kum kentinde doğduğu söylenmektedir. Babası Hasan Sabbah’a felsefe, kelam, mantık, fıkıh ve riyaziyyat alanlarında çok iyi bir eğitim almasını sağlamıştır ve aldığı bu eğitimler ile zeki ve iyi bir lider olan Hasan Sabbah, suikastleri, fedaileri ve 35 yıl boyunca hiç dışarı çıkmadığı Alamut Kalesi ile tanınmıştır. Sürekli sorgulayan kişiliğe sahip olan ve onu diğerlerinden ayıran üstün zekâsıyla hep yeni bilgilerin peşinde koşmuştur Hasan Sabbah.

Haşhaşi tarikat lideri olan ve çok sayılan Hasan Sabbah, Alamut Kalesini üstün savaş yetenekleri ve zekası ile hiç kimse ile savaşmadan, kale sahiplerine para vererek 1090 yılında kaleyi kendi hakimiyetine almıştır. Elbruz dağlarının yamaçlarında ve kayalıkların üzerine kurulan kale o dönemlerde alınması imkansız olarak görülen kalelerden birisiydi. Ancak gerek düzenlediği suikastler gerekse de fedailerinin kendisine bağlılığı ile bilinen Hasan Sabbah döneminin en güçlü isimlerinde birisiydi ve kaleyi üstün zekası ile kolaylıkla elde etmişti.

HAŞHAŞİLER KİMDİR?

Selçuklu Devleti’nin zamanında kurulan Haşhaşiler tarikatının kurucusu olan Hasan Sabbah farklı bir dini ekole dayalı, üst düzey dini bilgi birikimine ve otoriter bir liderlik karakterine sahiptir ve kurduğu tarikatın suikaste dayanan farklı askeri taktikleri ile tanınmaktadır.

Din alimi olmak isteyen ve tahsilini devam ettirmek için Rey şehrine giden Sabbah 17 yaşına geldiğinde İsmailili Fatımî daisi olan bir refikle karşılaşmış ve bu olay onu efsanevi bir lider yapacak dönüm noktası olmuştur. Bu karşılaşma sonucunda 17 yaşına kadar bağlı kaldığı Oniki İmam Şiiliğinden, İsmaililik mezhebine geçiş yapmıştır. Hasan Sabbah'taki üstün zekâyı ve farklı olan bir yeteneği fark eden Irak bölgesi başdaisi İbn Attaş kendisine Fatımî Halifesi Müstansır'ın yanına gitmesini ve Darülhikme'de İsmaili mezhebi hakkında daha kapsamlı eğitim almasını tavsiye etti. Hasan Sabbah İsfahan civarında iki yıl İbn Attaş'ın vekili olarak görevde bulunduktan sonra Azerbaycan, Musul, Sincar, Rahbe, Şam, Sayda, Sur ve Akka üzerinden 1078 yılında nihayetinde Kahire'ye ulaşarak burada başdai Ebu Davud tarafından karşılandı ve Halife Müstansır-Billah ile görüşerek onun ilgisini çekerek alakadar olmasına vesile oldu. Halife, Hasan Sabbah’ı kendisine vekil olarak seçti ve ileride Horasan bölgesinde dailik yapmasını istedi kendisinden.

Hasan Sabbah, Halife Müstansır'dan sonra hilafet makamına veliaht olarak geçmek isteyen Nizar'ın ve Ahmed el-Müsta'li'nin yüzünden kendisinin muhalefet olarak karşısında olan vezir ve başkumandan Bedr el-Cemali, Sabbah'ı önce hapse attı ardından da ülkeden sürdü ya da diğer bir rivayete göre Sabbah Mısır'dan kaçtı. 1081 yılında İsfahan'a ulaştıktan sonra 9 yıl boyunca İran'ı baştan sona kadar dolaşarak Batıniliğin propagandasını yapan Hasan Sabbah İran'ın kuzeyine doğru yönelerek özellikle Deylem bölgesindeki İslam'ı zorla kabul etmeyen, toprakları zor fethedilen, savaşçı ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir kesim olan halkı kendi kontrolüne almak istiyordu. Sabbah’ın gerçekleştirdiği bu propagandadan oldukça etkilenen Gilan ve Mazenderan bölgelerinde 3 yıl boyunca çalışan Sabbah, dağlardaki savaşçıları ve gönderilen diğer dailer sayesinde bölge halkını tamamen yanına çekti. O dönem Hasan Sabbah'ın faaliyetlerini izleyen Selçuklu Veziri Nizâmülmülk Sabbah’ın yakalanması için emir verdi. Bunun üzerine Hasan Sabbah yine İranda bulunan Kazvin şehrine kaçtı ve Alamut Kalesi'ni kendi karargahı olarak seçip Nizârî-İsmaili Devleti'ni 4 Eylül 1090 tarihinde kurdu.

Selçuklu tarihini anlatan kaynaklara göre 1124 yılında tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanan Hasan Sabbah, 23 Mayıs 1124 tarihinde hayata gözlerini yumduğu rivayet edilmektedir.