Mehmet Çalışkan

5 yıl önce aynı zamanda ilk yapımcılık deneyimi olan 'Yapışık Kardeşler' ile ilk yönetmenlik çalışmasına da imza attı.
Başrol oyuncusu da olduğu film, 1.014.630 kişi tarafından izlenmesine rağmen yeni bir film için neden 5 yıl beklediğini merak ettiğim kişi.
İlker Ayrık...
'O gün orada olmasaydı, Tolga Çevik'in dikkatini çekmeyip sahneye çıkmasaydı kariyerinin ne olacağını, madem hep oyuncu olmak istiyordu da neden psikoloji öğrenimi gördüğünü merak ettiğim kişi.
Hande Soral...

İlker Ayrık ile Hande Soral, o soruların cevaplarını konuk oldukları Habertürk HT Stüdyo'da verdi.
Ve yeni filmlerini de anlattılar.
'Müstakbel Damat...

'Müstakbel Damat'ın hikâyesinin fikri ortaya nasıl çıktı?
İlker Ayrık: Pervasız Yapım'daki diğer iki ortak arkadaşım Serdar (Fırat) ile Serhat (Sarı) ve benim masamda birikmiş birçok hikâye vardı. 'Hangi hikâyeye yoğunlaşalım?' diye düşünürken ön plana 'Müstakbel Damat' çıktı. Çok uzun zamandır televizyonda yaptığımız için kadın - erkek ilişkisi ve etrafında örülü aile ilişkileri üzerine çok fazla hikâye dinledik. Dinlediğimiz o hikâyelerden tecrübelendik. Dolayısıyla kendimizi en kuvvetli hissettiğimiz, tecrübeli olduğumuza inandığımız konudan yola çıkmak istedik. İlk filmimiz 'Yapışık Kardeşler' den sonra daha iyisini yapabilmek için sinemayı bir 5 sene kadar beklettik. Daha sonrasında güvendiğimiz konuyla 'Geri dönelim' dedik. Aslında 'Müstakbel Damat' filmi ortaya böyle çıktı.

Bir aile komedisi niteliğindeki 'Müstakbel Damat', İlker Ayrık'ın kariyerinin 14, Hande Soral'ın ise 3'üncü filmi olarak gösterime 13 Mart'ta girecek.

Teklif geldiğinde hikâyenin hangi özellikleri sizi etkiledi?
Hande Soral: İlk kez bir komedi yapımı için teklif aldım. Sağ olsunlar beni düşünmüşler. Çok uzun zamandır bir komedi yapımında yer almak istiyordum. Beni ilk cezbeden kısmı tabii ki filmin senaryosuydu.

Hande Hanım'ın komedi oyunculuğunu nasıl değerlendirirsiniz?
İlker Ayrık: Gerçekten çok iyi. Tam benim hayal ettiğim gibi oldu. Zaten kıymetli izleyicilerimiz de sinema salonlarında izlediklerinde takdir edeceklerdir ki Hande çok iyi bir oyunculuk sergiledi.

Daha önce komedi filminde yer almamış biri olarak Hande Soral'ı neden tercih ettiniz?
İlker Ayrık: Bunu hiç düşünmemiştim. Hande çok başarılı bir oyuncu, neden olmasın? İyi olacağını düşündük ve haklı çıktık. İzleyenler zaten bunu görecekler. İnşallah bu hem arkadaş olarak hem de meslektaş olarak çıktığımız yolun bir mihenk taşıdır diye temenni ediyorum. Çünkü kendisiyle her zaman çok çalışmak isterim.
Hande Soral: Aslında benim için çok avantajlı bir durumdu. İlk komedi işimde İlker ile Erdal Ağabey (Özyağcılar) Nilgün Abla (Kasapbaşoğlu),Ayça (Erturan) ve Aykut (Taşkın) ile komedi klasmanında çok önemli isimlerle bir arada olup onların desteğiyle çalışmak çok keyifliydi ve benim için öğreticiydi.

Neden özellikle komedi yapımında oynamak istediniz?
Hande Soral: Her oyuncunun her türde iş yapmak istediğini düşünüyorum. 'Sen hem güzel kadınsın hem de komedi mi oynayacaksın?' deniyordu. Tabii ki komedi oynamayı istiyordum. Kendimi bu alanda da görüp, denemek istiyordum.

Bir röportajınızda kendinizi özel biri olarak hissetmediğinizi söylemiştiniz. 8 tiyatro oyunu, 14 film, 8 dizi ve 6 TV programınız var. Daha fazla ne yaparsanız kendinizi özel biri olarak hissedeceksiniz?
İlker Ayrık: Estağfurullah. Daha çok ve daha iyi çalışmaya devam etmem, daha iyisini yapmam gerekiyor. Yapılacak çok iş var. Orada nicelikle niteliği ayırmak lazım. Şimdi bu saydığımız aslında üst üste koyduğumuz bir skor. Nicelik olarak çok şükür boş zamanım pek olmadı. Tiyatro okumaya başladığım günden bugüne gerçekten dolu dolu bir meslek hayatım olduğunu ifade edebilirim. Nicelik olarak çok mutluyum ama nitelik olarak yapılacak hâlâ çok işim var. Daha iyi filmler, daha iyi tiyatro oyunları gibi... Dolayısıyla daha fazla çalışmak lazım.

Oyunculuğa 2001'de konuk oyuncu olarak başladınız. Gün sonunda yapımcı, yönetmen ve başrol oyuncususunuz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
İlker Ayrık: Çalışkan bir insanım. Bu bana hayatın bir lütfu. Balıkesir'de doğdum ve büyüdüm. Hayalimde yan yana gelmeyi tahmin bile edemeyeceğim insanlarla yan yana gelerek iş yaptım. Bunlar gerçekten bana hayatın bir lütfu. Erdal Ağabey (Özyağcılar) ile bir filmde oynayabileceğim, ona yönetmenlik yapabileceğim aklımın ucundan dahi geçmezdi. Ya da Meral Çetinkaya, Köksal Engür, Nilgün Kasapbaşoğlu ile bir 'Keşanlı Ali Destanı' oyunu oynayıp, sahneye çıkacağım aklıma gelemezdi. Bunlar bana hayatın bir lütfu. Teşekkür ediyorum, şu anda kendimi iyi hissediyorum.

Hande Hanım, madem oyuncu olacaktınız neden psikoloji okudunuz?
Hande Soral: Aslında oyuncu olmak için psikoloji okudum. Oyunculuk çocukluğumdan beri hayalimdi. Sadece konservatuvara girememiş oldum. Deneyip girememek değil, bir tercih meselesi olarak girememiş oldum. 'Adam akıllı bir mesleğin olsun' dediler. Demek ki oyunculuğu adam akıllı görmüyorlardı. Ben de lisedeydim ve tabii ki öğretmenlerimi dinledim. O yüzden de psikoloji seçtim. Oyunculuk yapmayı hep istediğim için 'En yakın ve benim işime yarayabilecek ne var?' diye düşünerek tercihlerimi psikolojiden yana kullandım.
İlker Ayrık: Aslında şans diye bir şey yoktur. Ön çalışmayla fırsatın buluştuğu ana biz şans diyoruz. Dolayısıyla Hande'nin başarısı yaptığı ön çalışmaların üzerine gördüğü bir fırsatın eşleşmesidir.

Psikolojinin oyunculuğa katkısı nedir?
Hande Soral: Bence konservatuvarlarda da olması gereken hatta birçok eğitim sisteminde ders olarak psikolojinin olması gerektiğini düşünüyorum. Biz bir karakter yaratıyoruz ya da bir karaktere hayat vermeye çalışıyoruz. Tabii ki burada psikolojinin çok büyük etkilerini görüyorum. Sadece oyunculuk hayatımda değil. Kendi hayatımda da görüyorum.
İlker Ayrık: Bir karakter yaratmanın parçalarından bir tanesi psikolojidir. Tabii ki bunun içinde tarih de var, sosyoloji de var. Her şey var. Psikoloji de bunun en kıymetlilerinden. Neticede oyuncular, insanların hayatlarını, tutkularını, kıskançlıklarını taklit ederek hayatlarını devam ettiriyorlar. Dolayısıyla psikoloji de bunun en temel taşlarından bir tanesidir. Yöntem olarak psikoloji bilgisini bir karakter yaratmak, bir rol çıkartmak üzerine kullanabildiğiniz anda zaten çok iyi bir analizci ve oyuncu olabiliyorsunuz.

Yönetmenlik ve yapımcılığa merak nasıl doğdu?
İlker Ayrık:
Yapım şirketinde 3 arkadaşız. Bizimki bir mecburiyet. Aslında bir evrak meselesi. Ortak hayal ettiğimiz şeyleri hayata geçirebilmenin mevzuattaki karşılığı yapımcı olmaktı. Yoksa yapımcılık bahsettiğimiz yapımcılık anlamında değil. Bizim için Pervasız Yapım hayatta yapmak istediğimiz ve hayal ettiklerimizi bir araya getirebildiğimiz manevi bir yapı. Yapımcılıkta bunun sektördeki adı.

Yönetmenlik?
İlker Ayrık: Umuyorum usta yönetmenler bana kızmaz. Her şeyden önce bir hikâye anlatma meselesi. Ben de hikâye anlatmayı çok seviyorum. Sinema bir oyuncak gibi. Parçalarını bir araya getirdiğinizde lego yapmak gibi... Bu tutku, serüven, hikâyecilik beni ziyadesiyle baştan çıkarıyor. Ben hiçbir yerde sağda solda kendime yönetmen demiyorum. Her film çekenin yönetmen olduğu anlamına gelmiyor. Her resim yapanın ressam olmadığı gibi... Sadece bir film var ve bunun idaresi yönetmenliği bana geldi. Yani öyle bir görev aldım. Hikâye anlatmak, iyi hikâyeci olmak istiyorum. Anlatacak daha çok hikâyem var. Bunlar sadece komedi üzerine de değil.

İlker Bey'in yönetmenliğini nasıl değerlendirirsiniz?
Hande Soral: İlker ile oyuncu olarak çalışmak da harikaydı. Yönetmen olarak kendisiyle bu kadar yakından çalışmak tabii ki de çok büyük bir avantajdı. İlker'in yönetmenliğini değerlendirmek bana düşmez ama onunla çalışmak çok keyifliydi. Umarım uzun seneler tekrar birlikte işler yaparız.

Türk sineması son 15 yıldır yükseliş döneminde ve bu yükseliş ağırlıkla komedi filmleri üzerine. Bu durumun devam edebilmesi için sizce neler yapılmalı?
İlker Ayrık: Yeni türler de çok fazla izleyici tarafından takdir görüyor. Çok iyi dram filmleri iyi gişeler yapıyor. Biyografik filmler son derece revaçta. Bir dönem özellikle yapılmış komediye zorlayan filmlerin de gittikçe izleyici tarafından takdir görmediğini de görüyoruz. Bunu bir yere sataşmak için söylemiyorum. Zaten öyle bir adam değilim. Filmin türü ne olursa olsun izleyici iyi hikâye görmek istiyor. Çünkü iyi filmin özünde iyi hikâye ve senaryo var. Komiklik yok. Komedi hayatın bir parçası. Filmin çok komik tarafları da var çok hüzünlü ve belki de izleyiciyi gözyaşıyla muhattab edecek yanları da var. Aynı hayat gibi... Komedi ve hüzün sanki bir elmanın iki yarısı gibidir. Ben filmimizin bu anlamda kıymetli bir hikâyesi ve kıymetli bir anlatım dili olduğuna inanıyorum. Sorunuza cevaben; bunun sinemanın özü, şimdisi ve geleceği olduğuna inanıyorum. Sinemanın özü iyi hikâyeden kaynaklıdır. Hiçbir film acayip ağlatıyor diye iyi veya hiçbir film acayip güldürüyor diye iyi bir film olmaz. İyi bir film, iyi hikâyesi olan bir filmdir.

Komedi yapımında rol almakla dram yapımında rol almanın ne gibi farklılıkları var? Farklı bir hazırlık dönemi mi geçirmeniz gerekiyor?
Hande Soral: Hazırlık dönemi olarak değil ama set olarak tabii ki çok daha eğlenceli oluyor. Bence dramda hikâyenin ağırlığı sete de yansıyor gibi hissediyorum. Komedi çekerken ise eğlenceli sahnede gülmeye başladığın zaman set arkasında da gülmeye devam ediyorsun. Aslında tek fark bu.
İlker Ayrık: O ambiyanslar filmi etkiliyor. Mesela Kıbrıs'ta bir sahne çekecektik ve bir anda neşemiz kaçtı. İstediğimizi tam olarak çekemedik. Ara verip o sahneyi sonra çektik. Para gitmesin diye filmle ilgili kıymetli bir anı kıymetsiz bir anla değişmek bence daha pahalı.

'Müstakbel Damat' hayatlarınızdan da izler taşıyor mu?
İlker Ayrık: Evet, taşıyor. Evlenme sürecime girdiğimde saçlarım uzundu ve kulağımda küpe vardı. Kayınpederim emekli albay. Bu durumdan dolayı çok gerildim. Sağ olsun, babam çok tatlı bir adam. Çok yardımcı oldu. Kız istemeye giderken de ben 9 buçuk yaşında babamı kaybettiğim için Müjdat Gezen hocam bana babalık yaptı. Birlikte kız istemeye gittik. Sokağa girdik. Müjdat hocaya dedim ki ‘Çok heyecanlıyım. Sanki bir perde açılacak'. Müjdat hocam da 'Aaa İlkerciğim, perde kapanıyor' dedi. Benim kız istemeyle ilgili hikayem bu. Her damat ile kayınpederin arası bir gergindir. Sonra açılır. Baştaki tanışmak, kavuşmaya dönene kadar sıkıntılı bir süreçtir. Filmin özellikle bir aile komedisi olduğunun altını çizebilirim. Bunu özellikle söylüyorum. Kimseye sataşmak için söylemiyorum. Sadece bizim hikâyemizin kahramanlarının hayatında küfür yok. Öyle bir senaryo olur ki küfür etmezsen sorun olur ama bizim filmimiz bir aile arasında geçtiği için küfür edilecek bir durum yok. Dolayısıyla içinde hüzün de olan tatlı bir aile komedisi. Çok komik olduğuna inandığımız herkesin eşiyle, dostuyla, çocuklarıyla izleyebileceği bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Kendimi de bu kadar iyi bir oyuncu kadrosuyla çalıştığım için şanslı görüyorum. Burada bizim filmimizde emeği geçen bütün ekip arkadaşlarıma huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.

İlker Bey oyuncuyken gişe rakamları sizi ne kadar ilgilendiriyordu bilmiyorum ama yönetmen ve yapımcıyken izleyici sayısına daha mı farklı bakılıyor?
İlker Ayrık:
Elbette farklı. İki ortağım sağ olsunlar beni bu filmde yapımcılık ödevlerim ve görevlerimden muaf tuttular. Çünkü ikisini bir arada yaparken çok zorlanacağımı biliyorlardı. Bana sadece oyunculuk ve yönetmenlik kaldı. Film vizyona girdiği andan itibaren tabii ki yapımcı olarak bir beklentimiz var. Bu beklentimiz de acayip zengin olmak değil, hikâye anlatma kuvvetimizin elimizden alınmamasını istiyoruz. Film kendisini döndürsün ki yeni bir hikâye anlatalım. Yoksa hayatımızı geçindiriyoruz. 'Müstakbel Damat'tan yapımcı olarak beklentim budur.
Hande Soral: Film, ne kadar çok izleyiciye ulaşırsa beni o kadar mutlu eder. İlker'in de dediği gibi oyuncu olarak bizi heyecanlandıran kısımlardan biri ne kadar izleyiciye ulaştığımızdır. Bir de beni heyecanlandıran diğer kısmı belki devam filmini de çekebileceğimiz.

Böyle bir plan var mı?
İlker Ayrık: Tabii ki var. Filmin finalinde zaten 'Şimdilik son' yazıyoruz. Çünkü hikâyemiz devam ediyor. İzleyicimiz takdir ederse ikincisini çekmeyi planlıyoruz.

100 yılın en iyi oyunu seçilen 'Keşanlı Ali Destanı' oyununu yeniden sahneliyorsunuz. Sizi bu oyunu sahnelemeye iten nedenler nedir?
İlker Ayrık:
Pervasız Yapım, Pervasız Tiyatro olarak iki ayrı kuruluş. Pervasız Tiyatro olarak uzun zamandır bir tiyatro oyunu yapma ihtiyacı duyuyorduk. Bütün oklar bizi 'Keşanlı Ali Destanı' oyununa çevirdi. Bu oyun geleneksel Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en iyi oyunu. Bu bizim için bir kıymet. İçerik bakımdan da sanki Haldun Taner'in daktilosundan daha dün çıkmış gibi tazeliğini ve güncelliğini koruduğu için seçtik. Yönetmeniz Yücel Erten, Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerinden biridir. Bu sayede kendimize çok büyük bir hediye vermiş olduk. Yapılmış bütün 'Keşanlı Ali Destanı' oyunlarının afişleri Haldun Taner müzesinde yer alıyor. Afişimizin Haldun Taner Müzesi'nde sergilenecek olması benim uykularımı kaçırıyor. Yanağımı yastığa koyarken yüreğim pır pır ediyor. Dolayısıyla çok kıymetli bir iş.