Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İsmail Hacıoğlu, HT Magazin’den Arif Hür’ün sorularını yanıtladı.

‘AYLA SEVGİYİ HATIRLATTI’

Türkiye’yi ağlatan, gişede rekora koşan Oscar adayı ‘Ayla’da Süleyman Dilbirliği’ni canlandıran İsmail Hacıoğlu, filmin önemli bir misyon üstlendiğini söylüyor.

1950’DE Kore Savaşı sırasında yetim kalan bir kıza sahip çıkan Süleyman Astsubay’ın öyküsünü konu alan ‘Ayla’, Türkiye’yi derinden etkiledi. Vurucu hikâyesinin yanı sıra Çetin Tekindor, İsmail Hacıoğlu, Büşra Develi, Ali Atay, Altan Erkekli ve Murat Yıldırım’ın aralarında bulunduğu zengin oyuncu kadrosuyla da öne çıkan filmin Oscar adaylığı gişe başarısıyla taçlandı. Süleyman Dilbirliği karakterini canlandıran ve “Böyle teklifler 10 yılda bir gelir. Piyango bana vurdu. Herkes gönlünün ekmeğini yer” diyerek mutluluğunu tarif eden İsmail Hacıoğlu ile filmin konusundan Oscar yolculuğuna kadar her şeyi konuştuk...

‘Ayla’nın bu kadar ses getireceğini düşünüyor muydunuz?

Milyonlarla bu kadar çabuk sarmaş dolaş olacağını hiç ummazdım. Bu işe baş koyduğumuz günden bu yana evrensel bir hikâye anlattığımızın bilincindeydik ama seyircilerle birlikte gözyaşlarını akıtmak gerçekten tarifi imkânsız bir duygu.

Süleyman Dilbirliği’ni canlandırırken neler hissettiniz?

Kocaman yürekli bir adamı oynamak bana nasip oldu, o yüzden yaşadığım mutluluğu kelimelerle ifade etmem zor. Süleyman Dilbirliği, yaşadığı olumsuzluklara bile iyiliklerle yaklaşan, yediği kazıklara iyiliklerle cevap veren birisi. Karakterlerin hayatta olması ise bu işi özel kılan noktalardan biri.


'DOSTLUKLARIN TEMELİ YENİDEN ATILABİLİR’

Çekimler 4.5 ay sürmüş. Uzun ve yorucu bir süreç olsa gerek?

Resmen kısa dönem askerlik yaptım! Ama bu süreçte bol bol düşünme fırsatım oldu.

Ne düşündünüz?

Geçen yıllar içerisinde birbirimize karşı sevgiyi ve saygıyı nasıl yitirdiğimizi düşündüm. 67 yılda bu kadar değer nasıl kaybolabilir ki? Film aracılığıyla buluştuğumuz o dönemin insanları, o yıllarda birbirine daha saygılı ve özenliymiş. İnsanların illa fötr şapka takması gerekmiyor. Komşuna selam vererek bile dostlukların temeli yeniden atılabilir.

50’li yıllarda yaşamak ister miydiniz?

Çok isterdim! Tarihimizi incelediğimde 1920’lerde doğup, 1980’lerde falan da bu dünyadan göç etmek en iyisiymiş. Zirvede bırakmak gibi! Her şeye rağmen umudumu kaybetmiş değilim. ‘Ayla’ sayesinde unuttuğumuz sevgi bağlarını yeniden hatırlattık.


'İPLER BİZİM ELİMİZDE’

Yaşanılabilir bir dünya mümkün mü sizce?

Herkes kendi yüreğini temizlese bir sıkıntı kalmaz. Tuncel Kurtiz’in dediği gibi, bu dünya bir gül bahçesine dönmek zorunda. Sevgiyi tüket, aşkı tüket, yemeği tüket, ilacı tüket nereye kadar yani? İpler bizim elimizde, başka kurtuluşumuz yok!

‘DON KİŞOT'LARA İHTİYACIMIZ VAR’

Beyazperdede tarihi filmlerden ziyade komedi filmlerine ağırlık veriliyor. Sizin filminiz bazı şeyleri değiştirebilir mi?

Bu topraklarda binlerce hikâye var ama film çıkmıyor maalesef. Tarihimizin kıymetini hiç bilmiyoruz. En basitinden turistler ülkemize geldiklerinde onlara tarihi yapıtlar hakkında bilgi veremiyoruz.


Tarihimize sahip çıkmıyoruz, bu acı bir gerçek! Sinema sektörü için de durum öyle. Mustafa Uslu gibi Don Kişot’lara ihtiyaç var.


'AYLA'NIN HAK ETTİĞİ GİŞE 5 MİLYON’

Ayla’, sezonun en iyi gişe yapan filmi oldu. Bu başarı size ne hissettirdi?

PR kısmında arkadaşlarımızın ne kadar çok çalıştığını bildiğim için daha yüksek bir gişe rakamı bekliyordum. Açılış bizim sinemamız için yüksek bir rakam değil! Filmin hak ettiği gişe 4-5 milyon. Neden? Çünkü yapımcıların böyle hikâyelere para yatıralım demeleri için bu filmin izlenmesi önemli. Gişe yapalım diye kısa yoldan çekilen filmler bizim sinemamızı zedeliyor. ‘Ayla’, gerek kadro gerek hikâye gerekse segment olarak vizyondaki diğer filmlerden ayrı bir noktada duruyor.


'ARTİSTLİĞİ KAMERA ÖNÜNDE SEVİYORUM’

16 yıllık kariyerinizde hem fizik olarak hem de zihin olarak çok fazla erozyon yaşamadığınızı görüyoruz. Bunu nasıl açıklarsınız?

“Küçük dağları ben yarattım” edasıyla havalara girsem elime ne geçer ki? Bugüne kadar cerrahlık yapıp birinin hayatını mı kurtardım? Hayır. Artistliği sadece kamera önünde seviyorum kamera arkasında değil!

‘BİZİM BİNLERCE HİKÂYEMİZ VAR’

‘Ayla’nın Oscar adayı olmasını bekliyor muydunuz?

Hayır, beklemiyordum ama yapımcımız Mustafa Uslu bekliyordu! Oscar’ı alır mıyız almaz mıyız bilemem ama adımızın Los Angeles semalarında dolaşması bile müthiş. Önemli olan oraları zorlamak! Bizim Avrupalılardan neyimiz eksik? Yabancıların hikâyesi bize göre daha kısıtlı ama teknolojileri var. Bizim de binlerce hikâyemiz var ama teknolojimiz onlara göre kısıtlı. Teknolojiyi para vererek alabilirsiniz ama hikâyeyi para ödeyerek alamazsınız! Umarım marttaki ödül törenine gidebileceğiz ama gidemezsek de canımız sağ olsun! Oscar’ı putlaştırmanın âlemi yok!


Filmdeki partneri Büşra Develi için ünlü oyuncu, “Büşra oldukça sinematografik bir yüze sahip. Duygularını güçlü bir biçimde yansıtıyor. Tam bir dönem kadını oldu” ifadelerini kullandı.

Hacıoğlu, filmin yapımcısı Mustafa Uslu için, “Çalıştığım en deli yapımcı oldu. Bu süreçte olumsuz haberlerle yıpratılmaya çalışıldı. Ama artık çok geç. Kötü niyetli hiçbir insanın nazarı bize değemeyecek, artık bu iş yürüdü gitti!” dedi.


‘BABALIK ŞAHANE BİR DUYGUYMUŞ’

Biraz da özel hayatınızdan bahsedelim… Geçtiğimiz yıl Duygu Kaya Kumarki ile evlendiniz ve kızınız ‘Yemin’i kucağınıza aldınız. Hayatınızda neler değişti?

Baba olmak dünyanın en şahane duygusuymuş. İkinci çocuğu da istiyorum ama eşim henüz düşünmüyor. Allah herkese Duygu gibi vicdan sahibi bir hanım nasip eylesin. ‘Ayla’nın başarısından ötürü gözyaşlarını tutamayıp “Seninle gurur duyuyorum” diyerek boynuma atladı. Daha ne olsun!


Kahramanlarının hâlâ hayatta olduğu ‘Ayla’, dil-din ve ırk tanımadan, vicdanın nasıl da gerçek bir sevgiyle insanları buluşturabileceğini ve savaşa rağmen gerçek insanlığın nasıl da birleştirici olabileceğini anlatıyor.

‘Ayla’ dördüncü haftasında 2 milyon 774 bin seyirciye ulaştı.

BAKMADAN GEÇME