Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Heyecan arayanlara hitap eden ve genç kuşağın büyük ilgi gösterdiği korku evleri, ciddi sağlık sorunu risklerini de beraberinde getiriyor. Habertürk muhabirleri, Türkiye’de sayıları 500’ü bulduğu tahmin edilen korku evlerinin izini İstanbul’da, Kadıköy ve Taksim’de sürdü.

Fiyatları 20 ile 100 lira arasında değişen korku evleri ya terk edilmiş bir binada, bir işhanında ya da bir otopark zemininde hizmet veriyor.

Gazete Habertürk'ten Öznur Karslı'nın haberine göre, öncelikle internet üzerinden randevu gerekiyor. Korku evi açabilmek için ise eğlence merkezi veya oyun salonu ruhsatı almak gerekiyor. Ancak kayıt dışı çalışan, vergi ödemeyen çok sayıda korku evi bulunduğu tahmin ediliyor. Çünkü birçoğunun tabelası bile yok.



Maliye Bakanlığı, korku evleri ve benzeri yerleri 2016’da mercek altına almış, ancak savcılık açık bir hüküm olmadığı gerekçesiyle bu işletmelerin “Kabahatler Kanunu’na göre ele alınabileceği kararını vermişti.

Sokak aralarında sayıları artan korku evleri, ciddi sağlık riskleri taşıyor.

Çalışanlar bazı mekânlarda elektroşok verildiğini itiraf ederken, evlerden kaçış kurgusu üzerinde gerçekleştirilen oyunlar sırasında bayılanlar da oluyor.

Genellikle küçük yaşta çocuklara emanet edilen korku senaryolu mekânlarda ilkyardım bilen yok gibi. Korku evlerinin bazıları oyunla ilgili uyulması gereken kuralları müşterilere ya sözle aktarıyorlar ya da bir broşürle bilgilendirme yapıyorlar. Bu broşürlerde kalp, tansiyon, klostrofobi gibi rahatsızlıkları olanların oyun için uygun olmadığı yazsa da bu durum çok sorgulanmıyor. Bazılarında ise kişilerin herhangi bir hastalığı olup olmadığı sorulmuyor.

"BASTIRILAN KAYGI ORTAYA ÇIKABİLİR"

Klinik psikolog Beril Yardımcı katılımcıların korku evi oyunundaki amacının, belli sürede büyülü bir evde sıkışıp kalmak, ipuçları toplamaya çalışmak ve evden bir an önce kaçmak olduğunu hatırlatarak bu durumun sinir sistemini uyardığını söylüyor:

“Kişinin zihni bunun bir oyun ve kurgu olduğunu bilir. Ancak kaygı seviyesi yüksek olan veya kaygı bozukluğu ve panik yaşamaya yatkınlığı olan kişiler için bu ortam sinir sistemi açısından tetikleyici olabilir. Heyecan ve korku, oyun içerisinde ortaya çıksa da otomatik algıda bir panik durum olarak yorumlanabilir ve bastırılan kaygıyı ortaya çıkarabilir.”

"ETKİSİ YILLAR İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR"

Uzmanlar korku evleri tipi mekânların, bireyin ailesinden gelen sağlık riskleri nedeniyle bile ciddi tahlikelere yol açabileceğini söylüyor.

Psikiyatr Armağan Samancı, korkunun deneyimle oluştuğunu ve hafızada kalabileceğini belirterek şu uyarıları yapıyor:


Korku evlerine küçük yaşta giden çocuklarda ileriye yönelik kalıcı bozukluklar ve kaygı bozuklukları oluşabilir. Erişkinlerin kaygıya eğilimli olanlarında, panik bozukluk ve kaygı bozuklukları oluşturabilir.

Bu tarz yerlerin eğlence değil sağlıkla ilgili bir yer olarak denetlenmesi gerekir.

Kullanılan ses, ışık ve simülasyonun kontrolü de şart. En büyük risk ise buraya gidenlerin bu durumu gerçek bir olaymış gibi yaşamaları.

Yaşanan etkiler ve ruhsal sonuçlarının fark edilmesi yıllar alacağından şimdiden bu denetimlerin başlaması gerekir. Günümüz ekonomisi her duygu ve dürtüyü ticari olarak kullanmaktadır.

Bireyin zayıflıklarını ve korkularını seyrederek haz alma bazıları için sadistik ve narsistik bir eylem olup sorunlu olan kontrol ve hükmetme duygusunu beslemektedir.”