Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        Bu yaz “Kaset İşi”, “Kötü Komşular”, “Hayatımın En Kötü Gecesi” ve “Liseli Polisler 2” ile komediye doyduk. Hollywood mamulü komedi filmlerinde oyuncu seçiminin, doğru projenin ve mizahın dengesinin değerli olduğunu anladık. Bu eserlerden bir kısmının DVD’lerinin raflara girmesini fırsat bilerek yılın Amerikan komedilerindeki eğilimleri gözden geçirdim.

        Bu sene ABD’nin blockbuster kavramıyla anılan yaz sezonu, “Galaksinin Koruyucuları”nı (“Guardians of the Galaxy”, 2014) bir kenara bırakınca tatsız geçti. ‘X-Men’ ön bölümü elbette zekiceydi. Ama mesele tatmin etmeye gelince aman aman bir üretim veya hayran bırakacak bir orijinallik göremedik. Bunun aksine Hollywood geleneğinde var olmayı alışkanlık haline getirmiş ‘komedi’ türü, belki ciddiye alınmayacak, ama öte yandan fazlasıyla keyifli ve mayası tutmuş eserler verdi. Üstelik Will Ferrell gibi bir dehanın herhangi bir filminin vizyona girmediği bir senede…

        DEVAM FİLMLERİ ŞİMDİDEN HAZIR MI?

        Charlie Chaplin, Buster Keaton, Marx Kardeşler, Laurel-Hardy, Jerry Lewis, Peter Sellers, Steve Martin gibi ikonlar çıkaran bir ülkeden başkasını de bekleyemezdik. Açıkçası “Kötü Komşular” (“Neighbors”, 2014), “Zor Biraderler” (“Ride Along”, 2014), “Çakma Polisler” (“Let’s Be Cops”, 2014) ve “Liseli Polisler 2” (“22 Jump Street”, 2014) bu dönemi en mutlu kapatan filmler oldular. ABD’de bütçelerini beşe katlayarak zirveyi gördüler.

        Böylece devam filmleri için adımlar attı. Açıkçası şu sıralar düşler ülkesinde daha ziyade ‘diyalog komedisi’ni günümüze uygun replikler ve karakter tanımlarıyla saran Apatow ekolünün yan etkileri var. Bu sene de o gelenekten kopup gelen isimlerin “Kötü Komşular” ve “Kaset İşi” (“Sex Tape”, 2014) ile verimli olması şaşırtıcı eğil.

        İNTERNET VE KUŞAK ÇATIŞMASI

        Zira Apatow’un yapımcılığını üstlendiği “Aşkzede” (“Forgetting Sarah Marshall”, 2008), “Zorlu Görev” (“Get Him to the Greek”, 2010) ve “Uzatmalı Nişanlım” (“The Five-Year Engagement”, 2012) ile parlayan Nicholas Stoller, bu kez Zac Efron ve Rose Byrne’ı da kullanan bir konunun etrafında dönüyordu. Artık ‘evlilik’ aşamasına gelen Seth Rogen’ı, yetişme sürecindeki yan komşularla sarıp kuşak çatışmasına dikkat çekti. “Çılgınlar Okulu” (“Animal House”, 1978) ile “Kaza Kurşunu”nun (“Knocked Up”, 2007) buluşmasında cinsellikle ilgili esprileri diyalog komedisine iliştiren harman lezzetliydi.

        “Kaset İşi” ise daha ziyade meselenin ‘seks’ tarafıyla ilgileniyor. Onda da ot içme, bir rahatlatma aracı olarak var. Ama esasen Jake Kasdan’in “Kötü Öğretmen”de (“Bad Teacher”, 2012) de gördüğümüz müstehcen öğeleri öne çıkarma anlayışını ‘romantik seks komedisi’ne transfer etme anlayışıyla yükseliyor. İnternete düşen gizli kasetin peşinde ortaya çıkan şaşkınlık, cinsellik ve yanlış anlaşılmalardan destek alan iyi kurulmuş bir mizahtan besleniyor. Aslında en temelinden ‘X kuşağı ile Y kuşağının çatışması’ ve ‘internete düşen kaset’ durumları modern donanımlarla, yeni milenyum kültürüyle sarılıp eğlence kaynağına dönüşüyordu.

        İKİ KAFADAR KOMEDİSİ YILIN FURYASIYDI

        Aslında Sean Anders-John Morris gibi tuvalet komedisinde becerikli iki ismin katkı verdiği, Kasım’da vizyona giren devam filmi “Salak ile Avanak Geri Dönüyor” (“Dumb and Dumber To”, 2014) da bu eğilimle akraba olarak görülebilir. Carrey ile Daniels’ın getirdiği ‘iki kafadar’ enerjisi iş bitirirken, günümüze uygun esprilerden besleniyor. Yanlış anlaşılmaları, fiziksel mizahla ve belden aşağı esprilerle destekliyor. Farrelly Kardeşler de böylece 20 sene öncesindeki en formda haline geri dönme şansı yakalıyor.

        Kabul etmeliyiz ki, bu yılın ana furyası olan diğer ‘iki kafadar komedisi’ örneklerinden “Liseli Polisler 2” de kahkaha tufanı garantisi verdi. Phil Lord-Chris Miller ikilisinin kurmacaya daha da alışmasıyla beliren beceri, bu film özelinde bir dinamizmle sarılmış gibi. Karikarütize anlar ve hızlı kurgu ‘gençlik polisiye-komedisi’ne yakışırken, tuvalet mizahından da bolca besleniyor.

        “Zor Biraderler” yeni bir “Çılgın İkili” (“Bad Boys”, 1995) olamazken, “Çakma Polisler” (“Let’s Be Cops”, 2014) kılık değiştirme hamlesine karşın yönetmenine ve antipatik oyuncularına takılıyor. Öte yandan “Yeni Başlayanlar için Vahşi Batı” (“A Million Ways to Die in the West”, 2014) ve bize iki filmiyle uğrayan ‘Anormal Aktivite’ (‘A Haunted House’) serisi gibi parodi filmi denemeleri ise ‘tonu tutmamış eserler’ sınıflandırmasına sokulabilir.

        YÖNETMEN ETKİSİ VE MİZAH ŞEKLİ

        Kadın filmlerinde ‘Sex and the City’ ile bağ kuran “Öteki Kadın”ın (“The Other Woman”, 2014), “Ateşli ve Tatlı”nın (“The Sweetest Thing”, 2002) seviyesine gelemeden çiğ durması, “Hayatımın En Kötü Gecesi”nin (“Walk of Shame”, 2014) ise yanlış anlaşılmalardan beslenen madcap komediyi becerikli hale getirmesi gözlerden kaçmadı. Elizabeth Banks belki de kendine en uygun rolü buluyordu. Bu dönemin hit oyuncuları Cameron Diaz, Rob Riggle iken, hayal kırıklıkları Seth MacFarlane, Kevin Hart, Jake Johnson ve Ice Cube oldu.

        Açıkçası Nicholas Stoller, Steven Brill, Farrelly Kardeşler gibi yönetmenlik koltuğunda, oyuncular, diyaloglar ile sinematografinin dengesini tutturabilen isimler ‘gizli kahramanlar’ olarak öne çıktı. Zira yazılı metinlerle de oyuncuların geleneğiyle de bağ kurmak değer kazanabiliyor. Araya Nick Cassavetes, Luke Greenfield, Tim Story gibi meseleye hakim olmayan isimlerin girmesinin ise üslup ve görsellik konusunda zafiyete yol açtığı kesindi. Bu isimlerin varlıkları mizahın ayarını kaçırıp faydalı olabilecek yan öğeleri baltalarken, mizansenleri de anlamsızlaştırdı. Cube ile Hart’ın birbirlerini paralamaları bile “Zor Biraderler”i kurtaramıyor örneğin…

        Genel anlamda ABD’lilerin ‘gross out comedy’ olarak andığı tuvalet komedisinin sektörde hakimiyet kurması bu döneme de damga vurmuş gibi. Bu şablonu iyi uygulayabilenler veya dozunda kullanabilenler zirveye çıkarken, bu konuda beceriksiz isimler seviyeyi düşürüp ‘kaba’ olarak anıldılar. Çıplaklık, cinsellik ve dışkılarla ilgili sözlü, görsel veya işitsel esprileri konumlandırmak, güncel Hollywood komedisinin pozitif ve negatif taraflarını incelemek için ana kıstasa dönüşüyor aslında.

        KEREM AKÇA’NIN TÜRKİYE’DE YENİ PİYASAYA ÇIKAN DVD’LERDEN ÖNERİLERİ

        1-Tanrının Oğlu (Child of God)

        2-Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel)

        3-Zafere Hücum (Rush)

        4-Ayin (The Sacrament)

        5-Panzehir

        6-Locke

        7-Şeker Portakalı (Meu Pé de Laranja Lima)

        8-İtalya Tatili (Walking on Sunshine)

        9-Tek Atış (A Single Shot)

        10-Uçuş 7500 (7500)

        11-Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti (Dawn of the Planet of the Apes)

        12-Kötü Komşular (Neighbours)

        13-Hayatımın En Kötü Gecesi (Walk of Shame)

        14-Kötü Sözler (Bad Words)

        15-Saroyan Ülkesi

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ