Oscar'da beklenen oldu
Kerem Akça, 84. Oscar Ödülleri'nin sonuçlarını değerlendirdi
26 Şubat gecesi altı aydır incelediğimiz süreç nihayete ererken, Eylül ayında 36. Toronto Film Festivali sonrasında söylediğimiz Meryl Streep ile Christopher Plummer’ın dallarındaki favoriliği ödülle mükafatlandırıldı. Bunun yanında Weinstein Kardeşler, geçen sene “Zoraki Kral” ile yaptıkları Oscar dönüşünde bir zeki pazarlama kampanyası ile de “Artist”le üç ana dal dahil beş heykelciğe ulaştı. Son bir ayda bahsettiğimiz bu ‘öne çıkma’ sürecinin gerçekleşmesiyle birlikte az sürprizle atlatılan bir geceyi tükettik. 84. Oscar Ödülleri’nden çıkarılacak sonuç ise son beş senedir olduğu gibi Toronto Film Festivali’nde prömiyerini yapan filmin Oscar’a uzanacağının bir kez daha belgelenmesi. Bu konuya odaklanmak için ise artık 85. Oscar Ödülleri'nde Weinstein, Fox Searchlight ve araya girecek diğer bağımsız şirketlerin stratejilerine bakış atmaya başlayabiliriz.
2006’dan bu yana geçen yedi senede “Köstebek” (“The Departed”, 2007) istisnasını saymazsak, ‘En İyi Film’ Oscar’ı Eylül ayında düzenlenen Toronto Film Festivali’nden çıkıyor. İşte bu istatistiğe, 84. Oscar Ödüllleri’nde de daha önce belirttiğimiz gibi ‘Artist’ eklemesi yapılmış oldu bu yıl. “Artist” (“The Artist”, 2011), “Çarpışma” (“Crash”), “İhtiyarlara Yer Yok” (“No Country for Old Men”), “Milyoner” (“Slumdog Millionaire”), “Ölümcül Tuzak” (“The Hurt Locker”) ve “Zoraki Kral”ın (“The King’s Speech”) ardından bu onuru yaşayan altıncı film olurken, 2008-2012 arasında gerçekleşen bu konudaki ‘yüzde yüzlük rekor’ darbe almadan yoluna devam etti.
Weinstein’lerin ‘En İyi Film’ Oscar’ı adedi dörde çıktı
Bu durum Amerika veya dünya prömiyeri için Toronto’dan başlayan çıkışların ‘bağımsız proje’ çerçevesindeki değerini bir kez daha aktif hale getirdi. Weinstein Kardeşler’in, Miramax ile yaşadıkları “Aşık Shakespeare” (“Shakespeare in Love”, 1998) ve “Chicago” (2002) zaferlerinin ardından yeni şirketleri Weinstein Company ile tattıkları zafer sayısı ise ‘iki’ye çıktı. Şimdilerde artık altı aydır bahsettiğimiz süreç tamamlandığına göre şirketlerin 85. Oscar Ödülleri için stratejilerini takip etme zamanı yaklaştı derim.
Zira Weinstein’lerin “Demir Leydi” (“The Iron Lady”) üzerinden Meryl Streep faktörünü 2010’un ikinci yarısından itibaren faaliyete sokmasının mükafatını almasının yanında, “Artist”in ‘En İyi Film’, ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Erkek Oyuncu’ gibi üç ana dalda da yaptıkları lobi faaliyetleri sonuç vermiş gözüküyor. Çünkü bize sürecin söyledikleri, Fransız filmi, sessiz film, tam ekran farketmeden Akademi üyelerinin o seneye uygun ‘başarı-irade hikayesi’ damarını ‘özgün’ bir anlatıdan yakalama faktörünü harekete geçirmek.
Fox Searchlight’ın 2013 için atı yarışın durumunu belli edecektir
Fox Searchlight’ın “Milyoner” (“Slumdog Millionaire”) ile yaşadığı 2009 zaferinin ardından son iki senede “Siyah Kuğu” (“Black Swan”) ve “Senden Bana Kalan”la kısıtlı ödüle sıkışmasına karşın işlevlerini devam ettireceği gözüküyor. Daha iddialı bir yolu arşınlayacağına kesin gözüyle bakılabilir. Zira bir başka Fox markası 20th Century Fox, “Avatar” (2009) gibi kendini kabul ettirmiş bir ‘stüdyo ürünü’nü devreye sokunca dahi ‘bağımsız projeler’in önünü kesemedi. Scorsese’nin de bir diğer yandan GK Films gibi bir şirketle, Oscar’ın favorilerinden birine dönüşmesi sürpriz değil. Bunun da sebebi filmin ‘Paramount’ın dağıtımcı desteğini arkasına alması aslında...
Nihayetinde Kodak Tiyatrosu’nda 26 Şubat gecesi düzenlenen ödül töreninde geçen sene de “Sosyal Ağ” (“The Social Network”, 2010) ile ‘En İyi Kurgu’ ödülüne uzanan Kik Baxter-Angus Wall ikilisinin “Ejderha Dövmeli Kız”da (“The Girl with the Dragon Tattoo”, 2011) da fark yaratmalarıyla bu ödülü kucaklaması dışında bir sürpriz yaşanmamış gözüküyor. Zira son yılların en iyi görüntü yönetmenlerinden Emmanuel Lubezki’nin yine törenden boynu bükük ayrılıp ödülü “Hugo”ya kaptırması konusunda ‘beklenebilecek bir süreç’ yorumunu yapmıştık.
Sacha Baron Cohen ve Billy Crystal’ın imzasını taşıyan bir gece
Bunun yanında bu seneki töreni görkemli Cirque du Soleil şovu ve Billy Crystal’ın her zaman aktif olan ‘filmlerden sahneleri yeniden canlandırma’ zekasıyla gelen ustalıklı mizah dolayısıyla anabiliriz. Zira genel anlamda baktığımızda onur ödüllerinin yanında şarkı performanslarının da tören dışı kalması, bir dinamiklik getirmişti organizasyona. Bir diğer taraftan da Will Ferrell-Zach Galifianakis ikilisinin tek ödüllük ‘sunucu’ katkısı gerçekten müthiş bir eğlence aşıladı!
Sacha Baron Cohen’in ‘Diktatör’ ya da daha doğru bir tanımla Saddam Hüseyin kılığında törene gelip (mayısta vizyona girecek yeni filminin karakterine bürünerek) Kim Jong-Il’in külleri dağıttıktan kırmızı halıdan uzaklaştırılması da herhalde Oscar tarihinin en unutulmaz anlarından biri olarak zihinlerde yer edecek. Ama elbette bu detayı siyasi açıdan tartışmak şart!
keremakca@haberturk.com