Maden Sanayii İşverenleri Sendikası (MASİS) Başkanı Naci İlci, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) basın sohbetleri kapsamında bir grup gazeteciyle buluşmasında sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini anlatarak, soruları yanıtladı. Türkiye’de son yıllarda madencilik sektörüne yatırımcı ilgisinin azaldığını, bunun ruhsat sayılarına yansıdığını kaydeden İlci, 2010 yılında 43 bin 166 olan arama ve işletme ruhsatı sayısının bu yıl eylül ayı itibarıyla 16 bin 452’ye gerilediğini söyledi. İlci 2010 yılında 9 bin 461 olan madencilik ruhsatı müracaat sayısının, 2018’de bin 708, bu yılın 9 aylık döneminde de 803 olarak gerçekleştiğini dile getirdi.

Türkiye’nin 2017 yılında 4.7 milyar, 2018 yılında da 4.6 milyar dolar maden ihracatı gerçekleştirildiğini vurgulayan Naci İlci, madenciliğin önünün açılması halinde faaliyetlerinin on kat artacağını, dış borcun kalmayacağını belirtti. İlci, “Bir ülke kendi madenini üretemezse, maden üreten ülkelerin müşterisi olur. Maden hayatımızın her alanında yer alıyor. Kullandığımız her şeyde maden bulunuyor. Türkiye’nin son yıllarda atılım yaptığı savunma sanayisi de madenin en fazla kullanıldığı sektörlerin başında geliyor” diye konuştu.

“DİYANET DIŞINDA HER YERE BAĞLIYIZ”

Madencilik sektöründe faaliyet gösterenlerin tüm kurumlardan ayrı ayrı izin aldığını ve bu izinler için ücret ödediğini belirten İlci, “Diyanet İşleri Başkanlığı hariç galiba Türkiye’deki her kuruma bağlıyız” diye espri yaptı.

ORMANLARIN BİNDE 2.5’İ

Naci İlci, madencilik sektörünün ormanlarla çok fazla gündeme gelmesinin sektörle ilgili olumsuz algı oluşturduğunu, madencilik yapılan sahaların yeniden ağaçlandırıldığı güzel örneklerin bulunduğunu ancak bunları kamuoyuna yeterince tanıtamadıklarını söyledi. Orman izin bedellerinin yüksekliği nedeniyle yer altı kaynaklarının yeterince değerlendirilemediğini kaydeden İlci, 1 hektarlık alan için orman izin bedelinin Kanada’da 17 TL, Norveç’te 58 TL, ABD’de 116 TL, Türkiye’de ise 15.000 TL olduğunu belirtti. İlci, Türkiye’de orman alanlarının sadece binde 2.5’lik kısmında madencilik yapıldığını, bu alanların da yarıya yakınının orman vasfını yitirmiş çalı çırpıdan oluştuğunu söyledi.

MADENCİLİK KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ

Madencilik Kanunu’nun çok eski olduğunu ve yapılan değişiklikler ile yamalı bohçaya döndüğünü belirten İlci, altın mevzuatındaki kuralların kömüre, mermerdekilerin diğer madenlere uygulandığını, tek bir kanunla tüm sektörün yönetildiğini savundu. İlci, sektörde ruhsat güvencesi olmamasının madencilik sektörünün yatırım için kredi kullanmasını da zorlaştırdığını kaydetti. İlci, Maden Kanunu ile ilgili önerilerini şöyle sıraladı:

- Orman izin bedelleri, ruhsat bedelleri gibi ağır mali yükümlülükler yurt dışında rekabet etmemizi baltalamaktadır. Bedeller makul düzeylere indirilerek, hakkaniyet dışı uygulamalara son verilmeli.

- Ruhsat güvencesinin olmaması, sık sık mevzuat değişiklikleri, kazanılmış hakların korunmaması sektörün sürdürülebilirliğini ve yatırım ortamını olumsuz etkilemektedir. Yeni Maden Kanunu ile yatırımcıların kendilerini teminat altında hissetmesi sağlanmalıdır.

- Yaptırım ve cezalar kanunla düzenlenmeli, yasalardan kaynaklanmayan fiili uygulamalara son verilmelidir.

- Yeni Maden Kanunu sade, öngörülebilir ve anlaşılır bir yapıda hazırlanmalıdır. Diğer kanun ve yönetmeliklerde yer alan düzenlemelere Maden Kanunu’nda mükerrer olarak yer verilmemelidir.

- Uyarı mekanizması atlanarak doğrudan cezalandırma yoluna gidilmemelidir.

 

1881 -
1938