Bayrak çekme töreninin açılışında konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sadrettin Pençe, 14 Mart 1827’nin yenilikçi gelişimci ruhu, 14 Mart 1919’un cesur ve direnişçi ruhu, 15 Temmuz’un milli şuuru özünden hiçbir şey kaybetmeden yaşamaktadır dedi.

Pençe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de okuyan tıbbiyeliler istiklal ve istikbalin tehdit altında kaldığı her durumda mücadelenin en ön saflarında yer aldılar. Çanakkale başta olmak üzere pek çok cephede şehadete yürüyen, 1915 yılında 1. sınıfta olup cepheye giden toplam 765 tıp öğrencisinden 346’sı ya şehit düştü ya geriye dönmedi ve Tıbbiye 1921’de hiç mezun vermedi.

13 Kasım 1918’de müttefik donanmaları savaşarak geçemedikleri Çanakkale’den geçerek İstanbul’a girdi. Müttefik askerler nasıl bir direnişle karşılaşacaklarını bilmeden 3 Şubat 1919’de okulu işgal ettiler. Bu durumu hazmedemeyen tıbbiyelilerin bir kısmı Anadolu’da savaşmaya gitti, bir kısmı cephaneleri Anadolu’ya, sevk etmede yardım etti.

Okulda müttefiklerin baskısıyla her türlü imkanları ellerinden alınan, buna rağmen okumaya devam eden tıbbiyeli öğrenciler ise İngiliz işgalini protesto toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Dr. Memduh Necdet “…Korkmuyoruz buradayız burada kalacağız,
İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır,
İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır,
İstanbul bizimdir çünkü İstiklal buradadır” derken,
bir grup tıbbiyelinin iki kule arasına, ebediyen inmeyecek istiklalimizin ve istikbalimizin nişanesi olan bayrağımızı asmaları, düşmanı çileden çıkardı.

14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanan o gün aynı zamanda 15 Temmuz ruhudur. İçinde vatanseverlik, cesaret, kahramanlık olan destansı bir direnişin sembolü olan 14 Mart 1919 günü işgal edilen İstanbul’un göğsüne namahrem eli değmesin diyerek, vatan söz konusu olunca canlarını hiçe sayan kahramanlar, tarihin farklı zamanlarında aynı bayrak için direnip ülkelerini işgalden ve esaretten kurtarıyorlar.

"15 TEMMUZ'UN MİLLİ ŞUURU ÖZÜNDEN HİÇBİR ŞEY KAYBETMEMİŞTİR"

14 Mart 1827’nin yenilikçi gelişimci ruhu, 14 Mart 1919’un cesur ve direnişçi ruhu, 15 Temmuz’un milli şuuru özünden hiçbir şey kaybetmemiştir.

Tıbbiyelilerin torunları 15 Temmuz’da gerçekleşen hain darbe girişimine yine aynı cesaret ve kararlılıkla karşı durup darbenin akamete uğratılmasında aktif rol üstlendiler. Bu uğurda şehit oldular gazi oldular. 15 Temmuz’da görüldü ki tıbbiyeli ruhu dün olduğu gibi bugün de özünden hiçbir şey kaybetmeden yaşıyor. 14 Mart 1919’da kadim başkentimiz İstanbul’u işgal etmeye kalkanlara karşı direnen tıbbiyelerden miras kalan milli ruhu hiçbir güç söndüremeyecektir.
Bu milletin acılarla yoğrulmuş şanlı tarihinin üzerimize yüklediği sorumluluğun her zamankinden daha fazla farkındayız. Bu alçakça saldırılarla ölüm kusan insanlık düşmanları kaybedecek, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen medeniyet anlayışını temsil eden Büyük Türk milleti kazanacaktır.

Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane ailesi olarak, milletimizin birliğine ve ecdadımızdan miras aldığımız bağımsızlık ruhuna büyük bir onurla sahip çıkacağımıza söz veriyoruz. Terörün; huzurumuzu kaçırmasına, milli birliğimizi nifak tohumları saçarak bozmasına fırsat vermeyeceğiz.

Milletimizle birlikte; acımızın da umudumuzun da kaderimizin de bir olduğunu haykırmaya, insanımız ve insanlık için çalışmaya devam edeceğiz."