Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sadelik güzeldir. Özellikle de bir şey insanlara yol gösteriyor veya kanaat önderliği yapıyorsa, kanımca mümkün olduğu kadar basit ve kolay anlaşılabilir olmalıdır. Restoran derecelendirme denilince akla ilk gelen ve en ciddi kurum olan Michelin ise her nedense bunun tam aksine doğru koşuyor.

Michelin, restoranları derecelendirirken 1, 2 veya 3 yıldız veriyor. 3 yıldız almak, bir restoranı dünyada en tepeye taşıyor. Restoranın prestijini, aynı zamanda da bilinilirliğini uluslararası düzeye çıkarıyor. Buraya kadar her şey normal ve son derece anlaşılır. Karmaşa esas bundan sonra başlıyor. 1955’ten bu yana Michelin bir de göreceli olarak ucuz ve iyi kalitede hizmet veren lokantalara ‘Bib Gourmand’ adında bir ödül veriyor. 1 Michelin yıldızı almayı hak etmeyen ancak uygun fiyata, lezzetli yemek yenilebilecek lokantaları ‘Bib Gourmand’ kategorisine sokuyor. Bana soracak olursanız, esas mesele Bib Gourmand için her ülke ve şehirde farklı ‘uygun fiyat’ skalalarının belirlenmiş olması ile başlıyor. Paris’te bir restoranın ‘Bib Gourmand’ kategorisinde değerlendirilebilmesi için bir başlangıç, bir ana yemek ve bir kadeh şaraptan oluşacak mönünün 36 Euro veya altında olması gerekirken, Fransa’nın diğer tüm şehirlerinde bu sınır 32 Euro ile sabitlenmiş. Amerika Birleşik Devletleri’nin tamamı için ‘Bib Gourmand’ alabilme sınırı, aynı ortalama mönü için kişi başı 40 dolar olarak belirlenmiş.

Michelin’in bu şekilde belirlediği ‘uygun fiyatlı’ restoran tarifi, doğal olarak birçok soruyu ve sorunu da beraberinde getiriyor. Fransa örneğini incelersek, Fransa’nın güney sahillerindeki birçok turistik semtte gelir seviyesi, kiralar ve kişi başı harcama düzeyi Paris’in üzerindeyken, Michelin’in yüzde 10 gibi fark belirlemesi enteresan olmuş. Farklı bir açıdan bakıldığında, neden aynı hassasiyeti Amerika’da göstermemiş diye de sorulabilir. Bir başka eleştiri noktası da, gerçekten bir başlangıç, bir ana yemek ve bir kadeh şaraptan oluşan bir mönü için Michelin’in belirlediği 40 dolar, yani yaklaşık 145 Türk Lirası’nın ucuz veya uygun olup olmadığı.

‘MICHELIN TABAĞI’ ALDIM DİYE KİM BÖBÜRLENİR?

Michelin, ‘Bib Gourmand’ ile işleri karmaşık hale getirdiği yetmezmiş gibi geçtiğimiz yıl yeni bir ödül kategorisi daha çıkardı. Adına ‘L’Assiette Michelin’, Türkçe çevirisi ile ‘Michelin tabağı’ koydu. Artık adına ödül mü demeli bilmiyorum ama Michelin yıldızı veya ‘Bib Gourmand’ almaya hak kazanmamış ancak yine de Michelin müfettişlerinin ziyaretlerinde lezzetli yemekler yedikleri restoranlara bu dereceyi vereceklerini söylediler. Bir başka tabirle ‘L’Assiette Michelin’ için teselli ikramiyesi veya amorti denilebilir. Bu ödülü alan hiçbir şefin ‘Michelin tabağı’ aldım diyerek böbürleneceğini de düşünmüyorum.

Yaklaşık 130 yıllık tarihi olan ve tartışmasız dünyanın en saygın restoran derecelendirme sistemi olarak kabul edilen Michelin’in bu dönüşümü benim gibi, birçoklarını da rahatsız ediyor. Ülkemizdeki ödül törenlerinde “Kimse gücenmesin” veya “Dostlar kırılmasın” diyerek her katılımcıya ödül verebilmek için yeni bir kategori yaratmaya uğraşan organizasyonlardan farkı kalmıyor. 1, 2 ve 3 yıldız gibi kolay anlaşılabilir ve net çizgileri olan bir oluşumdan, “Ne verelim abime” standartlarına düşmek kanımca hiç şık olmamış...