BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Aslında, o müthiş trollemeyi anlamak için tarihe bakmak yeterliydi ama, rakamlarla aramız iyi olmadığı için bakmadık. Aklımıza bile gelmedi. İki yıl önce Sırma’yla Viyana sokaklarında dolaşırken görmüştük tabelayı; Kumpfgasse’de. Duvardaki plaket diyordu ki; “Mozart ve Schubert birbirini bu sokakta düelloya davet etti. İkisi de gelmedi - 1785”... Bizde bir merak. İki besteci neden düelloya tutuşur ki? Peter Schaffer’in Amadeus’undaki trajik Salieri kurgusundan çok daha hakiki bir hikâye olabilirdi altında. Husumetin nedeni notalar mıydı? Bir kadın fatihi olarak Mozart’ın yaramazlığı neticesinde olabileceği tabii akla daha yakındı. Prusya Kralı 2. Friedrich Wilhelm’in metresi soprano Henriette’ye abayı yakacak kadar ileri giden Mozart, Schubert cephesinden bir kadınla da gönül macerası yaşamış olabilirdi. Ama tek bir kaynak yoktu konuya dair. Kimlere sormadım ki. Alman Filolojisi’nden arkadaşıma, Mozart’ın aidiyeti bakımından bir mason arkadaşıma vs. Hiç kimse bulamadı. Ayşe Özek Karasu'nun HT Pazar'da yer alan yazısı...

Ve Sırma geçen ay Viyana’ya gittiğinde bir fotoğraf attı; “Bak anne, o tabela gitmiş” diyerek. Düelloya davet plaketinden geriye duvardaki izi kalmıştı. Sadece izi vardı çünkü gerçek değildi. En başta tarih ele veriyordu trollemeyi. Düelloya davet tarihi 1785’ti ve Wolfgang Amadeus Mozart 1791’de henüz 35 yaşında göçüp gitmişti. Tamam ama Franz Schubert’in dünyaya gelmesine daha 6 yıl vardı. Besteci 1797’de Viyana’da dünyaya gelmiş, 1828’de ölmüştü. Aynı yüzyılda yaşayan fakat çağdaş olmayan iki besteci arasındaki düello hikâyesinin gerçeklikle hiçbir alakası yoktu.

Çünkü Viyanalı sokak sanatçısı Tabby’ye göre tarihi vakalar sıkıcıydı, o da Viyana’ya dair kendi kurgu realitesini yaratmıştı. Twitter’daki mesajında öyle diyordu. Tabelaların sağ alt köşesinde “Vienna historical facts” yazıyordu. Turistik hissi versin diye İngilizce sanırım.

Bu arada “tabelaların” diyorum çünkü başkalarını da serpiştirmiş kentin sokak arası duvarlarına. “Mozart, metresi Tabbathy’yle ilk aşk ilişkisini bu binada yaşamıştı - 1782” tabelası da varmış mesela. Görsek kesinlikle inanır ve kimmiş bu Tabbathy diye araştırırdık. Ama yok öyle bir Tabbathy tabii ki.

“Turkuvaz renginin mucidi Alfred Kitzel’in doğum yeri - 1724” diye de bir tabela varmış ki, görmedim. Görsek, “Palavraya bak” demeyi bilirdik. Türkiye menşeli opak taşın isim anne/ babasının Fransızlar olduğunu biliyoruz herhalde. “Hitler gece boyu kafayı çektikten sonra bu noktada kusmuştu - 1938...” de mevcut. Tabelaya bir de şişe görseli iliştirilmiş.

SPREY ÇETESİ

Tabby’nin dünya çapında ünü yok ama, dünya çapında şöhret sahibi İngiliz sokak sanatçısı Banksy gibi kimliği meçhul. Çünkü gece yarıları ıssızlıkta sadece duvarları spreylemekle kalmayıp, metro trenlerini de boydan boya boyadığı için vandalizmin sınırlarını zorluyor. Nitekim İsviçreli graffiti sanatçısı Puber, bir yıl boyunca Viyana duvarlarında “Puber” yazısıyla terör estirdikten sonra yakalanıp 14 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Haberlerde sanatçı tanımından çok “1 numaralı halk düşmanı, vandal” kavramı geçiyordu. Şehirde yıllık graffiti zararının 1.2 milyon Euro’yu bulduğu hesaplanıyor. Tabby, 13-14 yaşlarında marker kalemiyle duvarları çizerek başlamış. Bir metro istasyonundaki ilk sprey boyalı faaliyetinde neredeyse yakalanıyormuş köpekli devriye polislerine. Feci adrenalin salgılamış, sonraki işlerde iyice pişkinleşmiş. Yıllar içinde grup da edinmiş. Haftada bir sprey kutularını alıp maskelerini de takarak dalıyorlarmış gecelere. Tuna kanalında legal faaliyetin ardından araçlarına binip illegal sprey eylemine girişecekleri boş istasyon avına çıkıyorlarmış.

Tabby bunları, Avusturya medyasında çıkan adı gizli ya da değiştirilmiş ropörtajlarında anlatıyor. Hayatın sıkıcı olduğunu ve kent yaşamını küçük sürprizlerle şenlendirmek için duvarları resimlediğini söylüyor. Nefreti değil, sevgiyi sevdiğini anlatıyor. Gerçekten de, tabbythis.com sitesinde duvar galerisindeki eserleri barış, aşk ve hümanizmi kucaklıyor, şiddete yer görünmüyor. Bu arada Viyana, dünyanın en yaşanası şehirleri listesinde birinci sırada ama Tabby sıkıcı buluyor. Rahat batıyor olsa gerek.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300