Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Görülme sıklığıyla hem dünyada hem de Türkiye’de, bulaşıcı olmayan yaygın hastalıkların zirvesinde artık obezite var. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2016 yılı verilerine göre obezite dünya genelinde 1975 yılından bu yana 3 katına çıkmış durumda. Dünyada 1.9 milyar fazla kilolu ve 650 milyon obezitesi olan yetişkin olduğu belirtiliyor. Yine, 5 yaşın altındaki 41 milyon çocuğun da fazla kilolu veya obez olduğuna dikkat çekiliyor. Peki obezite nasıl tanımlanıyor? Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Öğretim Üyesi ve Türkiye Diyabet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Selçuk Dağdelen, obeziteyi, yağsız vücut kitlesine oranla, beden yağ oranındaki artışla giden bir hastalık olarak tanımlayarak, “Önlenebilir ve tedavi edilebilir bu sağlık sorununun önlenememesi veya tedavi edilmemesi halinde, kalp damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi hastalıkların riski artıyor”diyor.

ÖNLENEBİLİR HASTALIKLARIN İKİNCİSİ

2015 yılında toplam 68 bin 800 kişinin obezite nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor. Bu, her gün 189 kişinin obezite ve obezitenin neden olduğu hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmesi anlamına geliyor. Daha çarpıcı bir ifadeyle , obezite nedeniyle her gün bir uçak dolusu insan ölüyor. Günümüzde ABD’de tütünden sonra, önlenebilir ölümlerin ikinci en sık nedeninin obezite olduğu belirtiliyor. Bu yönüyle obezite, başta tip 2 diyabet olmak üzere; Hipertansiyon, kalp hastalığı, yağlı karaciğer hastalığı gibi çok sayıda kronik kardiyometabolik hastalığa zemin oluşturuyor. Obeziteli kişilerde kanser, safra taşları, kısırlık, astım ve solunum yolu hastalıkları ile uyku apnesine daha sık rastlanıyor. Ayrıca kas iskelet sistemine ait pek çok mekanik yakınma ve depresyon, duygu durum bozuklukları gibi ruhsal hastalıklar da bu kişilerde daha fazla görülüyor. Ülkemizdeki erişkin tip 2 Diyabet hastalarının yüzde 90’ının fazla kilolu veya obez olduğu belirtiliyor.

OBEZİTEDE AVRUPA ŞAMPİYONUYUZ

Prof. Dr. Selçuk Dağdelen, Türkiye’nin obezite konusunda Avrupa şampiyonu olduğunu söylüyor ve “DSÖ tarafından en son yayınlanan raporda yetişkin nüfusta Türkiye yüzde 32 lik oranla Avrupa’da obezitenin en yüksek olduğu ülke olmuştur. Kadınlarda obezite görülme sıklığı yüzde 40, erkeklerde ise yüzde 20’dir. Özetle obezite bugün ülkemizde her 3 kişiden birini etkilemiş bir hastalıktır” diyor. Dağdelen’e göre günümüzde bu hastalık çocuklarımızı da etkiliyor. “Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık Araştırması” verileri, 2016 yılında ilkokul öğrencileri arasında obezite oranının yüzde 10, fazla kilolu olma oranının ise yüzde 15 olduğunu gösteriyor. Bu, ülkemizde her dört çocuktan birinin, obezite veya fazla kilo sorunu ile mücadele ettiği anlamına geliyor.

YENİ BİLGİLERİN İŞARET ETTİKLERİ

Peki obezite ilgili yeni bilgiler neye işaret ediyor? Prof. Dr. Selçuk Dağdelen, hastalığa kısmen yatkınlık yaratan bazı genler bulunduğunu ancak asıl sorumlunun yaşam tarzımız olduğunu belirtiyor. Bunun en önemli nedenleri arasında; Hızlı kentleşme ve hareketsiz yaşam tarzı geliyor. Son yapılan araştırmalar; TV, bilgisayar ve akıllı telefonlar nedeniyle ekran başında günde 1 saatten az oturanların kilosunu koruyabildiğini, 4 saatten fazla oturanların ise kilosunu koruyamadığını gösteriyor.

BESLENME ZAMANI İLE KİLO İLİŞKİSİ

Önemli bir başka bilgi olarak, beslenme zamanının da obezite artışına katkısı olduğu belirtiliyor. İnsanın memeli bir canlı olarak biyolojik bir ritmi bulunuyor. Doğada bazı canlılar gece beslenip, gece yaşıyor. Oysa insan türü, genetik olarak gündüz yaşamaya kodlandığı için bu dönemde metabolizması çok daha verimli oluyor. Bu durum, yağ dokusunun metabolizmasını kontrol eden biyolojik bir saatimiz bulunmasından kaynaklanıyor. Bu noktada aynı miktarda kalori gündüz alındığında daha çok tok tutup daha çok yakılırken, akşam saatlerinde alınan kalorinin daha az tok tuttuğu ve daha az yakıldığı görülüyor. Buna karşın modern çağla gelen yaşam biçimi, güneş battıktan sonra da beslenmeye devam etmeyi getiriyor. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen konuyla ilgili olarak, “Günlük aldığımız toplam kalorinin en az yüzde 35’ inin günbatımını takiben olduğunu ve günün 16 saati boyunca besin alımının devam ettiğini ortaya çıkaran bir araştırma bize şunu gösterdi; Obez bireylerde, hiçbir özel diyet veya kalori kısıtlaması uygulamaksızın, sadece besin alımlarını gündüze kaydırarak dahi anlamlı kilo kaybı elde edilebilir. Unutulmamalı ki insan yarasa değildir. Gündüz yaşar ve metabolizması gündüz çok daha verimli çalışır. Bu nedenle 7/24 beslenme tarzı, insan biyolojisine uygun değildir” diyor.

BU BİLGİLERE DİKKAT!

*Obezite tedavi edilebilen ve önlenebilen bir hastalıktır!

*Korunmak için, alınan kalori ve günlük atılan adımları saymak iyi bir başlangıçtır!

*Öncelikli hedef kısa vadede hızlı ve abartılı kilo kaybından çok, uzun vadede kalıcı ve makul kilo kaybı olmalıdır!

*Bilimsel kanıtlara dayalı, çok branşı ilgilendiren tedavi seçenekleri mevcut olsa da (İlaç ve ameliyat gibi) öncelik yaşam tarzı değişikliğidir!

*Vücut Kitle İndeksi 27 ve üzeri herkes bir uzman hekime, endokrinoloğa başvurmalıdır.