AA

Yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında Önder Gençlik'in Instagram hesabından canlı yayın olarak gerçekleştirilen programın yönetimini, Yakaza Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Birol Cürgül üstlendi.

Yaklaşık bir buçuk saat süren "Ramazan ve Sanat" başlıklı yayına memleketi Ordu'dan bağlanan Yenilmez, ilk orucunu tuttuğu köyde, 37 yıl sonra yeniden bir ramazan ayı geçirdiğini söyledi.

- "Bu ramazandaki haleti ruhiyem bir başka oldu"

Yenilmez, bu dönemi kendisiyle muhasebe içinde geçirdiğini ifade ederek, "Bizim burada aile kabristanları evlerin yakınında olur. Yanı başımda dedem, annecim ve amcalarım var. Ben nezarette de, işkencede de oruç tuttum. Başka lezzetleri vardı. Ama bu ramazandaki haleti ruhiyem bir başka oldu. Sabahları biraz annemle, biraz dedemle sohbet ediyorum. Sonra torunumla oynuyorum. Okuyorum ve yazıyorum. Yani Allah'ın bize musibet diye verdiği şeyin içinde aslında nasıl güzellikler var. Aslında neleri kaybettiğimizi, neleri gözden geçirmemiz gerektiğini de bu musibet içerisinde bize sundu. Ben bu durumu iliklerime kadar yaşıyorum." dedi.

Eski ramazan günlerinde, özellikle de Kadir Gecesinde büyük kutlamalar yapıldığını aktaran Yenilmez, şöyle devam etti:

"Dualar bittikten sonra büyük fener alayları, nümayişler ve eğlenceler yapılırmış. İftardan önce karşıdan kayıklarla gelip, en sonunda Ayasofya'da muhteşem gösteriler olurmuş. Tabii her dönemin, zamanın bir dili var. Bunun yanı sıra halkın ramazan gecesinde de İstanbul sur içinde direkler arası denilen orta oyunları, cazgırı, cambazı varmış. Keşke diyorum... Bir taraftan Karagöz, Hacivat, bir taraftan özellikle meddahlar çok önemli. Yine kendi musiki konserlerimiz... İnsanlar sahurlara kadar dururlarmış. Bir nevi son dönemde kurulan bizim Sultanahmet'teki ramazan çadırlarımız gibi."

Yenilmez, konuşmasında şair, yazar, tiyatrocu Hasan Nail Canat'ı da anarak, "Hasan ağabeyin şöyle bir özelliği vardı, bizim geleneksel Türk temaşa sanatını modern tiyatroya uygulardı. Yani tiplemeleriyle olsun, sahneye koyuş tarzıyla olsun... Sahne mizansenlerinde bile Hasan abinin o geleneksel Türk tiyatrosundan yorumlamaları vardı. Hasan abi gibi insanlar çok önemli insanlar." diye konuştu.

- "81 vilayeti dolaşarak bir imza kampanyası başlattım"

Mehmet Akif Ersoy'un hayatından kesitlere yer verdiği tek kişilik oyunu "Gitme Ey Yolcu" ile Sultan 2. Abdülhamid'in gençliğinden son günlerine kadar olan dönemi anlattığı "Usta" isimli tiyatro oyununa ilişkin bilgi veren Ahmet Yenilmez, şunları anlattı:

"Mehmet Akif'le biz 20 Aralık'ta aynı gün doğmuşuz. Muammer Karaca tiyatrosunda görev yaparken ilk günlerde Sent Antuan Kilisesi'nin yanındaki Mısır Apartmanı'nın kapısına bir tabela asıldığını gördüm 'Mehmet Akif Ersoy bu binada vefat etmiştir' diye ve orada bir tartışma çıkmıştı. Akif'le ilgili bir oyun yapmaya karar verdiğimde de, 81 vilayeti dolaşarak bir imza kampanyası başlattım. Kampanya, Mısır Apartmanı'nın bir Mehmet Akif Ersoy müzesi olmasıyla ilgiliydi. Biz Akif dedemizin son nefesini verdiği binayı Türkiye'nin en modern barı yapmışız. Tabii duramayız. Bu işleri görev addederiz. İmza kampanyası sonucunda o dönem Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da oyundan videolar yolladık. En nihayetinde binadaki Ersoy'un dairesinin Mehmet Akif Ersoy müzesi olarak yapılması kararlaştırıldı."

Yenilmez, Sultan 2. Abdülhamid'in de yaşadığı dönemde birçok önemli hizmete imza attığını aktararak, "İlk modern tiyatro salonunu Yıldız Sarayı'na açıyor. En önemlisi de tiyatro yazıyor. Devletteki aksaklıkları tiyatro olarak yapıyor. Prova yaptırıyor. Akşamları da devlet erkanını getirerek izlettiriyor. Bürokraside de 'bugün kim rezil olacak' korkusu var. Bunu Commedia dell'Arte'nin dergi editörü duyuyor ve İstanbul'a geliyor. Bir haftalığına geldiği İstanbul'da 7 ay kalıyor ve Sultan Abdülhamid Han dergiye kapak oluyor. Ben de tüm bunlara binaen 'bu adamın oyununu yapmak benim için farzdır' dedim. Vefatının 100. yılında oyunla, 81 vilayette 100 noktayı bir sezonda hiç ara vermeden dolaşarak, bir dünya rekoruna imza attık." dedi.

- "Gül yaprağına şiir yazan insanın hassasiyetiyle sanat yapıyordu"

Birol Cürgül de konuşmasında Hasan Nail Canat'ın "Sanat bir gül yaprağına incitmeden, şiir yazmaktır." sözüne işaret ederek, şunları kaydetti:

"Hasan abi sadece tiyatro yapmadı. Dizi, sinema, yazarlık, şairlik, radyoculuk ve televizyonculuk gibi her türlü sanatın birçok alanında aktifti. Gerçekten gül yaprağına şiir yazan insanın hassasiyetiyle sanat yapıyordu, hem sanata verdiği değer anlamında hem de sanata kattığı değer anlamında. Yani çok incelikle yapıyordu bu işi. Her şeyi tam anlamıyla bilerek ve elindeki imkanları en iyi şekilde kullanarak. Ben Hasan abiyi tanımadan önce tiyatroyu sevmiştim. Tanıyınca 'hem tiyatro hem de bizim dünya görüşümüze uygun sanat yapılabiliyormuş demek ki. O zaman ondan ne öğrenebilirsem kardır.' diye kendi kendime onun bile haberi yokken, onun asistanlığını yapardım. İnce ince onu takip ederdim. Gerçekten onun bir eşi yoktu o dönemde."