Akıllarından ne geçtiğini asla bilemezsiniz
Fatih Altaylı yazdı: ABD'ye güvenip bölgede plan proje yapmayın
ABONE OLFATİH ALTAYLI / HT GAZETE
TÜRKİYE, "liderlik" arzusunda bir ülke olduğunu saklamıyor.
Ülkenin genlerinde var olan bir duygu bu.
Uzun yıllar bu duygu bastırıldı, saklandı.
Ama AK Parti iktidarıyla birlikte yeniden canlandı ve yüksek sesle talep olarak dile
Pgetirilmeye başlandı.
Bu talep, dünyada "ciddiye" alınan bir talep.
Çünkü herkes biliyor ki, tarihte birkaç kez bunu başarmış bir "millet" bunu yine başarabilir. Ne var ki, bunun ciddiye alınması Türkiye'nin pek de lehine bir durum değil.
Çünkü hiç kimse "pazar payını" kaptırmak niyetinde olamaz.
Bunu söyledikten sonra, Türkiye'nin öncelikli hedefi olan "bölgesel liderlik" meselesine gelelim.
Türkiye, şimdilik, en azından kendi bölgesinde, Ortadoğu coğrafyasında "lider ülke" olma arzusu içinde.
Bu arzuyla hareket ediyor, bu arzuya göre planlar yapıyor.
Bunda bir mahzur yok.
Ancak mahzur, bu konuda ABD ile işbirliği yapmak söz konusu ya, hele hele söz konusu bölge Ortadoğu ise güvenerek plan yapmak, insanı sadece ve sadece "hüsrana" götürür.
Çünkü ABD'nin burada ne oyun kurguladığını asla ve asla bilemezsiniz.
Bu planların herhangi bir yerinde ilkeye falan da rastlayamazsınız.
Niye mi?
Gelin şöyle bir bakalım.
EL KAİDE YÜZÜNDEN SADDAM'A
Mesela 1990'ların başına, 1. Körfez Harekâtı öncesi Irak'ın Kuveyt'i işgaline bakalım.
Saddam, Kuveyt'i işgal etmeden önce ABD ile arasında derinleşmiş bir sorun yoktu.
O sırada ABD'nin Bağdat Büyükelçisi olan April Gillespie, Saddam'ın Kuveyt'i işgal etmek istediği bilinirken Saddam'a bir "resmi mektup" yazmış ve "Irak'ın komşularıyla olan sınır sorunları ve geçmişinden doğan tarihi haklarını araması ABD'nin karışacağı bir konu değildir" mealinde sözler sarf etmişti.
Bu mektuptan cesaret alan Saddam, Kuveyt'e dalmıştı. Bu harekâtta işi bitirmesi mümkün olan ABD nedense harekâtı yarım bırakmış, 12 yıl sonra yeniden Irak'ı işgal etmesine imkân sağlayacak bir yapıyı arkasında bırakarak çekilmişti.