O soruya yanıt vermedi
Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu: Ailemin güvenliğini tehdit eden bazı durumlar söz konusu
ABONE OLTaraf gazetesi yazarı Emre Uslu, Söz Sende'de Balçiçek İlter'in sorularını yanıtladı. Geçmişi hakkında bilinmeyenleri anlatan ve ortaya atılan iddiaları yanıtlayan Uslu, “Nerelisiniz?” sorusuna cevap veremeyeceğini söyleyerek nedenini de şöyle açıkladı: “Bu soru benim için kritik bir soru. Ailemin güvenliğini tehdit eden bazı durumlar söz konusu. Ancak Doğu'dan bir yerden olduğumu söyleyebilirim”
İşte Emre Uslu'nun o açıklamaları....
“KOYU BİR MİLLİYETÇİYDİM”
Niye polis olmayı seçtiniz?
Tamamen şansızlık. Ben Ankara Üniversitesi Dil Tarih Edebiyat'ta okuyordum ve edebiyat profesörü olmak istiyordum. Tamamen ekonomik koşullar gereği Polis Akademisi'nin sınavlarına girdim. Zaten Polis Akademisi'nin son iki senesinde de bir yolunu bulup kendimi üniversiteye atma hesapları yapıyordum. Mezun olduktan sonra da ilk işim iletişim alanında bir master yapmak oldu.
Polislik devam ediyor muydu bu sırada?
Ediyordu. Hem polis olarak çalışıyordum hem de boş zamanlarımda master derslerine devam ediyordum. O dönem tam Susurluk'un patladığı dönemdi. Biz de o zaman bir formasyanla mezun olduk üniversiteden. Koyu-katı milliyetçi bir formasyon. İngiltere'den gelen hocalarımız hariç bir tane bile liberal hocamız yoktu.
Ne kadar katı bir milliyetçilikten bahsediyoruz?
Türkiye'nin dünyanın en önemli ülkesi olduğunu düşünürdüm. Tipik bir milliyetçide hangi tür hastalıklar varsa bende de vardı. Mesela PKK'nın Ermeni uşağı olduğuna inanırdım. Aşağıdaki çocukların kandırılmış olduğuna, yukarıdakilerin de dış güçlerin maşası olduğuna inanırdık. Daha sonra bu konuda akademik çalışma yapınca bunun faydasını da fark ettim. Türkler böyle inandığı için Kürt komşularıyla bir çatışmaya girmediler, bir iç savaş çıkmadı. Bu yalana özellikle Türk milliyetçileri o kadar inandı ki Kürtler ve PKK'yı ayırdılar ve Kürtleri asla öteki görmediler. Çünkü Kürtler bizden, kandırılmış, masum insanlardı.
“TERÖR DAİRESİ'NDE AHMET KAYA DİNLİYORDUK”
Bu sırada Susurluk olayı oldu....
O zamanlar ben Terör Dairesi'nde çalışıyordum. Aynı zamanda da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne gidiyordum. Duvarlarda sarı, kırmızı, yeşil kartonlar asılıydı. İlk düşündüğüm şey şuydu: Bizim terörist diye uğraştığımız adamlar, fikirlerini üniversitede çok açık bir şekilde duvarlara asmışlar. Ankara İletişim'de bu çocuklarla tanıştım.