Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler

        ÖZGÜR UĞUR / HABERTURK.COM

        ozgurugur@haberturk.com

        https://twitter.com/_ozgurugur_

        İtalya dönüşü Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili sürpriz denilebilecek bir açıklama yaptı.

        Erdoğan, 28 Şubat soruşturması bir davaya dönüşürse, müdahillik talebi olup olmayacağına ilişkin soruya, "Şu anda tabii 28 Şubat ile ilgili belli bir süreç işliyor. Ancak böyle bir dalga, iki dalga, üç dalga, dört dalga filan. Bunlar toplumun huzurunu da doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Yani atılması gereken adımlar atılır, biter, geçer. Ama bu dalgalar böyle arka arkaya geldikçe, o dalgalarda kusura bakmasınlar, ülke boğulur. Bu iş bu kadar uzatılmamalı" yanıtını verdi.

        Geçmişte Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı gibi darbe iddialarına ilişkin soruşturma süreçlerinde, "Yargı görevini yapıyor" değerlendirmesinden öteye gitmeyen Başbakan Erdoğan'ın, 28 Şubat soruşturmasının usülüyle ilgili bu çıkışı yapması ne anlama geliyor? Gazetecilere ve hukukçulara sorduk, işte yanıtları...

        ZAMAN GAZETESİ YAZARI ALİ BULAÇ:

        "Hem olumlu hem olumsuz karşıladım. Ama olumlu yanı daha ağır basıyor"

        Toplumda tabii ki bir huzursuzluk var. Fakat bir yandan da Türkiye, yakın tarihi darbelerle geçmiş olan bir ülke. Darbelerden de kesin bir şekilde artık kurtulmamız gerekiyor. Bu gözaltılar ve tutuklamaların neye göre yapıldığını ben bilemem. Ama anladığım kadarıyla biri gözaltına alınıyor ve onun verdiği bilgiler doğrultusunda yeni şahısların gözaltına alınmaları söz konusu. Herhalde bu savcılar gelişigüzel insan toplamıyorlar. Mahkemeler de elde çok somut deliller yoksa insanları tutuklamazlar. Sayın Başbakan'ın bu konudaki açıklaması bir yandan iyi bana göre. Bu gözaltıların veya tutuklamaların intikamcı veya rövanşist duygularla yapılmadığını ifade etmesi bakımından önemli. Ama bu açıklamalar yargıya etki edecek şekle gelirse olumlu olmaz. Ben hem olumlu hem de olumsuz karşıladım ama olumlu tarafı daha ağır basıyor. Umarım düzgün bir yargılamayla bu soruşturma sonuçlanır ve Türkiye bir daha

        bu darbeleri yaşamaz.

        GAZETECİ - YAZAR FİKRİ AKYÜZ:

        "Hakikaten iş çığrından çıkmış vaziyette"

        Sayın Başbakan'ın açıklamasından bir gün önce ben de bir televizyon kanalında aynı rahatsızlığımı dile getirmiştim. Hakikaten iş çığrından çıkmış vaziyette. 28 Şubat süreciyle ilgili mutlaka bir soruşturma yapılmalı. Hatta işin medya ayağından işadamı ayağına kadar sorgulanmalı. Kimse dokunulmaz olmamalı. İfadelerine başvurulabilmeli. Tutuklanır ya da tutuklanmaz, dava açılır veya açılmaz; ama mutlaka ifadelerine başvurulmalı. 28 Şubat tarihi çok eski bir tarih olmadığı için bütün belgeler ve tanıklar ortadadır. Ama açık söylemek gerekirse; aktörler, yapımcılar, yönetmenler, resim seçiciler, figüranlar, ulaştırmacılara dalga dalga yayılması hem pratikte anlamsızdır, hem absürt bir durumdur hem de hukuk tekniğine aykırıdır. Toplumun huzuru açısından da anlamsızdır. Toplu bir şekilde insanlar çağrılmalı, ifadelerine başvurulmalı ve çok önemli bir dava olması nedeniyle özel yetkili mahkemeler bünyesinde bu soruşturmaya özel bir birim kurulmalı. 'Şu kişilere ulaşılmasın, şu kişilere bulaşılmasın' tarzında bir düşüncem yok. Herkes çağrılmalı ve ifadesi alınmalı. Bu işin kaç dalgada biteceğini hiç kimse bilmiyor. 6 yıldır her sabah kalkıyoruz 'dalga, dalga, dalga, dalga'...O yüzden ben soruşturmanın prosedür manasında sağlıklı yürümediğini düşünüyorum.

        Bu açıklamayı yargıya müdahale olarak değerlendirmek de yanlış olur. Çünkü Başbakan, 'Şu gazeteciler, şu generaller neden gözaltına alınıyor' demiyor. Soruşturmanın esasına ilişkin değil, usülüne ilişkin itirazda bulunuyor.

        ESKİ ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK:

        "Toplumda huzursuzluk var. Sayın Başbakan endişesini paylaştı"

        15 yıl önce olan bir olay ve MGK anayasal bir organ. O süreçte görev almış insanların bir suç işleyip işlemediği yargının karar vereceği bir husus. Ama aradan bu kadar zaman geçtikten sonra bir tutuklama sürecinin yaşanması, adeta geçmişten intikam alma biçiminde gelişiyor. Soruşturma dalga dalga yürüyor. Bu da toplumda büyük bir endişeye yol açtı. O dönemde görev yapmış olan hiç kimse yarınından emin değil. Sayın Başbakan da bunu gördü. Toplumda huzursuzluk olacağına yönelik duyduğu kaygıyı ifade ediyor. Başbakan o dönemden hesap sorulmasına karşı değil ama soruşturmanın yürütülme biçimi Sayın Başbakan'ı da kaygılandırıyor. Her gün bir belirsizlik var.

        Bu işin ucu nereye kadar gidecek?

        Bu iş yargının işi. Anayasa'nın 138. maddesine göre hiçbir organ, makam, mevki ya da kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiyede ve telkinde bulunamaz. Buna baktığınızda Başbakan, 'Bu şekilde yürütmeyin' diyerek telkinde bulunmuş oluyor. Sayın Başbakan bu kadar endişelenmiş durumda.

        CUMHURİYET GAZETESİ YAZARI ÜMİT ZİLELİ:

        "İleri demokrasilerde demek ki bu işler böyle oluyor"

        Başbakan'ın söylediklerine ve sonrasında yapılanlara bakmak lazım. Başbakan'ı eleştirenlerin 'Bu operasyonlar talimatla yapılıyor' iddiasının doğru olduğu anlaşılıyor. Yürütmenin bu şekilde bir ifadeyi hem de Başbakan'ın ağzından söylemesi garip değil mi? Bu soruyu sormak lazım önce. Daha önceki açıklamalarına bakın... Başbakan ne söylediyse mucizevi bir şekilde o dediği gerçekleşiyor. Dolayısıyla bir iki toparlamayla bu soruşturmanın da tamamına erdirileceğini görmek mümkün. Ucu açık Ergenekon, Balyoz ve benzer davalar toplumda güvensizlik yarattı. Aynı olay bu soruşturmada da olacaktı. Başbakan bunu gördü ve bu yüzden böyle bir açıklama yaptı. İleri demokrasilerde demek ki bu işler böyle oluyor!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ