Prof. Dr. A. Tamer Aker: 9 saat arayla olan 2 büyük deprem kuşaktan kuşağa aktarılacak zihinsel etkiye neden olabilir.
Deprem sadece evleri yıkıp insanları öldürmekle kalmıyor. Bir toplumun bilincinde kuşaktan kuşağa aktarılacak önemli bir zihinsel etkiye de neden oluyor. 9 saat farkla meydana gelen 2 büyük depremde donduran soğukta yokluğu yaşayanlar, enkaz altından çıkanlar, sevdiklerini kaybedenler, kurtarma çalışmalarına katılıp unutulmayacak anların tanığı olanlar ve çaresizliğe çare bulmak için çabalayanlar. Bu feleketin psikolojik boyutunu unutmayalım. İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Ruh Sağlığı Programı Direktörü Prof. Dr. A. Tamer Aker, Habertürk Sağlık Yazarı Ceyda Erenoğlu'nun deprem travmasıyla ilgili sorularını yanıtladı
ABONE OLKişinin yaşamını veya yaşamsal bütünlüğünü tehdit eden, cinsel şiddet içeren olaylara “Travmatik olaylar” diyoruz. Bunların varlığı insanda; korku, şiddet, çaresizlik, derin bir suçluluk ve utanç gibi duygulara neden olabilir. Deprem, sel gibi doğal afetler, savaşlar, cinsel ya da fiziksel saldırıya uğrama, terör saldırıları, maden kazaları travmatik olay örneklerindendir. Çocuklukta yaşanan cinsel taciz ve tecavüzler, işkence görme, zorla kaçırılma, trafik kazaları, ölü bir vücut ya da vücut parçasıyla karşılaşma, kişinin bir yakınının kaybolması veya ölümü gibi zorlayıcı ve başa çıkma yeteneğini aşan olaylar da travmatik olay örnekleri arasında sayılabilir.
Prof. Dr. A. Tamer AkerElbette vardır. Ülkemizde travmatik olaylar ve afetlerle çok yaygın karşılaşılmasına karşın ilişkili hastalıkları aynı yaygınlıkta saptamak mümkün değildir. Aksine, “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” (TSSB) başta olmak üzere ortaya çıkan hastalıklar travmatik olayların yaygınlığına göre oldukça düşük. Herkeste bir hastalık veya psikiyatrik sorun ortaya çıkması şart değildir. Bu sorunların ortaya çıkmasını kolaylaştıran bir takım yatkınlık yaratıcı risk etkenleri vardır. Bu etkenlerin başında yoksulluk ve yoksunluk gelir. Eğitim düzeyi düşüklüğü, yaş ve cinsiyet gibi etkenler önemli olsa da yoksul ve yoksun çevrelerin afetlere çok açık olduğunu biliyoruz. Bu noktada yoksulluk ve yoksunluğun bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret etmek de mümkündür. Travma sonrası ruhsal sorunların ortaya çıkmasında geçirilmiş psikiyatrik hastalıklar ve kişilik yapısı gibi risk etkenlerinin de önemi vardır. Örneğin çekingen insanların yardım isteme davranışları az olduğu için travmatik olaylardan daha çok etkilenip ruhsal sorunlar geliştirme oranları daha yüksektir.