BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Mercan Selçuk ile ismini verdiği dans topluluğunun yeni dans gösterisi ‘Bizim Hikâyemiz’ ve ‘Dünya Dans Günü’ vesilesiyle buluştuk. “Hedefim, ne kadar çok insanın gönlüne dans sevgisini düşürebilirsek kârdır” diyen Selçuk, sanatın içine doğdu; klasik Türk müziğinin duayeni Münir Nurettin Selçuk’un torunu ve usta müzisyen Timur Selçuk’un kızı... Başarılı dançı ile Londra’dan Türkiye’ye yolculuğunu ve dansı konuştuk... HT Cumartesi'nden Serdar Yazıcı'nın haberi...

Müziğin içine doğdunuz ama dans tutkunuz nasıl başladı?

4 yaşımda başladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda bale bölümünde okudum. Mezun olduktan sonra Londra’da Rambert School of Ballet and Contemporary Dance okulunda okudum. Londra’nın çok sahiplendiği, meşhur bir okuldur. Eğitim sürecinde hem Türkiye’de hem de yurtdışında çok şey öğrendim. Bu iş esas Batı’nın sanatı, yani biz ikinci el olarak yapıyoruz. Türkiye’de balenin tarihi de aşağı yukarı 70 yıl. Yurtdışında eğitimlerimi aldım ama ülkeme hizmet etmek, burada bu sanatı yüceltmek için 2008’de döndüm. Bu ülkeyi, bu coğrafyayı çok seviyorum. Sanatın da hayatı yaşanılır kılmak için en güzel hediye olduğunu düşünüyorum. Bu ülkenin buna çok ihtiyacı var. Muhteşem değerleri var bu ülkenin.

Dansçı olabilmek için gerekli koşullar nedir?

Klasik bale sanatı gerçekten çok çok zor bir sanat dalı. Gerek fiziksel, gerekse ruhsal olarak hiç kolay değil. Dolayısıyla profesyonel anlamda konservatuvara yönlenen çocukların fiziksel özelliklerinin klasik bale sanatına uygun olması gerekiyor. Bizim 2-3 aşamalı sınavımız var ve bunlara bakıyoruz. Tepeden tırnağa, gerçekten ayak bileğinden başa kadar bakıyoruz. Önemli bir şey daha var; gönülden, yürekten, aşkla bu işi istemesi. Modern dans sanatı ise fiziksel olarak bale kadar bir askeri disiplin istemiyor. Biraz daha kusurlara açık, daha doğal, daha hayatın içinde.

Ekibe dahil ettiğiniz çocukları, yetişkinleri seçerken dans yeteneği hariç başka nelere bakıyorsunuz?

Bu gönül işi. Herkesin bir hayatı var sonuçta. Çocukların okul hayatı, konservatuvarda olan dansçıların da... Kişilik karakterlerinin özellikleri de benim seçmeme çok büyük etken oldu.

Dans bir çocuğa, yetişkine neler katar?

Çocuklara müthiş bir koordinasyon yeteneği sağlıyor. Hareket algısı önce beyinde başlıyor ondan sonra onu vücuda geçirmek ve bunu sahne üstünde hiçbir şey yokmuş gibi sunmak... Müzik kulağını, müzik kültürünü geliştiriyor. Sanata dokunan çocuk bambaşka oluyor, aydınlanıyor.

Klasik bale ve modern dans sanatını, hem Batı hem de Türk bestecileriyle buluşturuyorsunuz. Doğu-Batı sentezi sanatta, müzikte birçok alanda son yıllarda etkili. Siz bu sentezi nasıl yorumluyorsunuz?

Mercan Selçuk Dans Topluluğu’nu kurdum. Burada kullandığım müzikler hem Türk müziği hem de Batı müziği. Bu el ele hali beni çok etkiliyor. Benim ailem de müzisyen olduğu için kanımda, genimde var bu. Ama gün gelecek belki sadece bir Batı bestecinin eserlerinden oluşan bir koreografi yapacağım. İlk dans topluluğuna koyduğumuz ‘Bizim Hikâyemiz’ eseri Batı ve Doğu’nun çok güzel bir birleşmesi. İçinde tasavvuf, Türk müziği, modern sema, klasik bale ve modern dans var.

‘Mercan Selçuk Dans Topluluğu’nun ‘Bizim Hikâyemiz’ performansı sahnede neyi anlatıyor?

‘Bizim Hikâyemiz’ çocukluktan olgunluğa bir dans sanatçısının hayatındaki ilişkileri, zaman zaman kaybettiğimiz özgüveni, onu yeniden kazanmayı, hiçbir zaman vazgeçmemeyi ve benim de eğitim hayatımda ve sonrasında yaşadığım bir hikâyeyi anlatıyor.

Özellikle balet bulma konusunda zorluk yaşıyor musunuz? Türk toplumundaki algı ne durumda?

Tabii ki yaşıyoruz. Algı değişiyor. Performanslar çoğaldıkça, gösteriler arttıkça algı değişecektir. Bizlere çok görev düşüyor, okullara gidip ne olursa olsun belki orada performans sırasında gülecekler ama bunu sunmamız gerekiyor. Görecek, aydınlanacak, anlayacak, onun hayatında bu görsel normalleşecek ki ondan sonra çoğalacak.

‘SANAT NE KADAR COŞARSA O KADAR AYDINLANIRIZ’

Yarın ‘Dünya Dans Günü’. Sizin için önemi nedir?

Türkiye’nin birçok yerinde etkinlik var. Keyifli bir hafta.

Herkes dans etse dünya nasıl bir yer olur?

(Kahkahalar.) Bize öğretilen bir şey vardır; bu kapıdan içeri girerken bütün üzüntünü, sıkıntını her şeyini onun dışında bırak öyle gir. Biz o üzüntülerle girdik, dışarıda bırakamadık. Ama o dersin sonunda o müzikle, ter atarak dans etmenin sonunda gerçekten “Oh be iyi ki ben bu işi yapıyorum” dedim. Yetişkin öğrencilerim sıkıntılı bir işgününden geliyor ama “Oh be Mercan çok iyi hissediyorum” diyerek çıkıyorlar. O yüzden güzel olurdu. Sanatın her alanı için geçerli bence bu. Bir ülkede sanat ne kadar coşarsa o kadar aydınlanma olacaktır diye düşünüyorum.

Mercan Selçuk Dans Topluluğu’nun ‘Bizim Hikâyemiz’ gösterisi 7 Haziran saat 20.30’da Baba Sahne, Kadıköy’de...

‘Dedem Münir Nurettin Selçuk ve babam Timur Selçuk bana sadece gurur kattı’

Münir Nurettin Selçuk’un torunu ve Timur Selçuk’un kızı olmak size neler kattı?

Valla sadece gurur kattı. Trilyon verseniz alabileceğiniz bir hediye değil. Hem aile bireyleri olmasının getirdiği ayrı bir sevgi var ama sanatçı olarak da son derece hayranım onlara. Biz de onların yolunun yolcusuyuz. Belki başka bir sanat dalından ama aynı yolda yürüyoruz.

Baskısını hissediyor musunuz? ‘Ya yanlış bir şey yaparsam’ diye...

Öyle bir eğitim verdiler ki asla böyle bir korkum yok. Onların olması sadece destek ve gururdur

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300