20 sene süren bir gelenek elbette çok önemlidir.

Hele hele 60 dakika 10 kişi oynadığın maçta, üstelik son yılların en zayıf kadrosu ile çıktığın bir müsabakada yine yenilmemek elbette başarıdır.

Ancak ben artık 'Kadıköy Yenilmezliği'nin psikolojik yükünün Fenerbahçe'nin sırtında olduğunu düşünüyorum.

Aykut Kocaman'ın ilk sezonu olan 2010-11'e kadar F.Bahçe 10 yıl boyunca kendi evinde G.Saray'ı hep yendi.

İlk kez o 0-0'lık sonuçla seri iki ihtimal bazına çekildi. Sonraki 10 yılda F.Bahçe, G.Saray'la tam 6 kez berabere kaldı.

Aykut Kocaman ile 4 kez berabere kalındı.

Bunlardan ilki galibiyet serisinin kırıldığı 0-0'lık maçtı.

İkincisi ertesi sezon 2-0'dan 2-2'ye gelen ve son saniyede Baros'un vuruşunun direkten döndüğü maçtı. Aynı sezon Play-Off'un son maçı 0-0 bitti.

Kocaman ile geçen sezon da 0-0 biten bir derbi izledik, Maicon'un frikiği direkten dışarı gitti, son dakikada Tolga Ciğerci golü atamadı. Yani bu 4 beraberliğin 3'ünde galibiyeti kaçıran G.Saray oldu.

Vitor Pereira döneminde 1-1 berabere kalındı.

Son beraberlik ise geçtiğimiz pazar Yanal dönemindeydi.

Son 10 yılda iç sahada kazanılan 4 maçın ikisi tek farkla alınmış. (Aykut Kocaman ile zaten Kadıköy'e şampiyon olmuş şekilde gelen rakibe karşı 2-1 ve İsmail Kartal dönemindeki 1-0'lık sonuç)

Nisanda şampiyonluk senesinde ve Dick Advocaat döneminde 2-0'lık galibiyetler alınmış. Yani F.Bahçe son 10 yılda, serinin başladığı ilk 10 yıla nispeten etkisini yavaş yavaş yitirmiş.

Ondan evvelki 10 yılda 6-0; 4-0; 4-1; 3-1, 2-0 gibi daha net skorlarla kazanılmış müsabakalar var. Mesela Rapaiç'in golüyle 1-0 kazanılan bir maç var ama G.Saray 7 kişi kalmış ve F.Bahçe 5 tane yüzde yüz golü atamamış.

Özetle F.Bahçe, 20 yıllık serinin ilk 10 yılında rakibini hep yenmiş ve ekseriyetle oyun dominasyonunu da elde tutmuş. Oysa son 10 yılda 6 kez berabere kalmış, bunların 2'sinde mağlubiyetin kıyısından dönmüş oyun olarak da sadece 2 maçta (Yanal ilk sezon ve Advocaat takımları) dominasyona sahip olmuş.

Bunun 2 temel sebebi var.

Birinci sebep serinin başladığı 99-2000 ve Luis Aragones'li 2008-09 sezonları haricinde F.Bahçe kadrosu hep G.Saray'dan üstündü. Bu 10 yıllık periyotta F.Bahçe sadece 6-0'lık galibiyetin alındığı sezon ligden erken kopmuştu. Hep zirve mücadelelerinin içindeydi. Ekseriyetle de kadrosu rakibinden daha kaliteliydi.

İkinci 10 yıllık periyotta ise kadro kalitesi özellikle 3 Temmuz döneminden sonra git gide eridi. G.Saray kadro kalitesi artarken F.Bahçe'ninki geriledi. Bunun tek istisna sezonu Pereira ve Yanal sezonlarıdır. Bu süreçte oyun dominasyonu kuracak kalite olmadığından genelde F.Bahçe zor kazanan bir takım haline geldi, beraberlikleri de "yine yenemediler" mottosuyla 'yeterli' gördü. Gittikçe her sezon da baskı arttı ve F.Bahçe'ye pozitif etki yaratan "Kadıköy'de yenilmez" durumu ters tepmeye başladı.

Antrenörler ve yönetimler için "aman bize denk gelmesin de.." durumu oluştu.

Bu da giderek tribünü gerdi. Misal son maçta tribün, 60 dakikanın 55 dakikasını rakibi ıslıklamakla geçirmek zorunda kaldı.

Son 10 yılda gerileyen F.Bahçe baskınlığı bir yana, bu dönemde takım 2 kez şampiyon olabildi. G.Saray ise 4 kere. En önemlisi ise seri başladığında rakibinden 2 şampiyonluk önde olan F.Bahçe şimdi.2 şampiyonluk geride.

Özetle eskiden F.Bahçe için "Kadıköy'de Galatasaray'ı yenmek" bir araçtı, yıllar içinde temel amaç halini aldı.

Başarısız sezonların teselli ikramiyesi sayıldı. Kocaman önderliğinde tam 3 final kaybedildi. Beraberliğin.G.Saray'ın işine yaradığı unutularak "yine yenilmedik"in arkasına sığınıldı.

☆☆

Demem o ki bu pazar yenilmemek mühimdi. Berbat geçen bir sezonda bir de bu serinin bozulması Koç yönetimini de Yanal'ı da yıpratırdı. Fener Ol projesi sekteye uğrardı.

O nedenle 10 kişi ile 1-1 ehven-i şer'dir.

Ancak seneye gerekirse Kadıköy'deki seri bitsin ama şampiyonluk gelsin. Seneye önemli olan tek sonuç budur. Elbette hem G.Saray galibiyeti hem de şampiyonluk istemek ve beklemek haktır. Ama ben artık Kadıköy psikozunun F.Bahçe'nin sırtında yük oluşturduğuna inanıyorum. Varsın yenilsinler, ancak sezon sonu şampiyon olsunlar. G.Saray'ı yenince 45-50 milyon Euro kazanmıyorsun, şampiyon olursan kazanıyorsun. Bu rahatlığı, yani "şampiyon olun da yenilseniz de önemli değil" mesajını camia verirse zaten psikolojikman rahatlayan takımın galibiyet alması daha da olasıdır. Seneye Kadıköy'deki G.Saray maçını bu zihniyetle seyredeceğim.