Habertürk’ten Emrah Doğru’nun Haberine göre, yaklaşık 2 milyon takipçisiyle Valilik onaylı yüz binlerce liralık tedavi kampanyalarını çok hızlı sürede tamamlanmasıyla bilinen Ergin, "Günümüzde sosyal medyanın önemi büyük bir hal aldı. Geriye dönüp baktığımızda sosyal medya sadece sosyal sohbet için kullanılırdı. Günümüzde ise artık sosyal sorumluluk amaçlı da kullanıldığını görebiliyoruz. İnsanlar seslerini duyurabildiği için sosyal medya artık önemli bir araç haline geldi. 12 yıldır sosyal sorumlulukla ilgileniyorum. Valilik onaylı tedavi kampanyaları ve adli konuların yanında erzak, burs, iş, kan duyurularında her gün binlerce talep geliyor." diye konuştu.

 

"SAHUR VAKTİ HERKES HASTANEYE KOŞTU"

“Sosyal medyada sosyal sohbet yerine sosyal sorumluluk bilinciyle hareket edersek toplumsal konuların tamamı çözüm bulabilir” diyen Ergin şöyle devam etti:

Sosyal medyada tabii istismar edici durumlar da arttı özellikle maddi yardım talebinde bulunanların maddi durumları teyit edilmeli, bunun için de Valilik veya Kaymakamlık yasal izin belgesi istenebilir. Kuşku uyandırıcı durumda ise ilgili kurumu aramakta ya da bakanlık üzerinden belgeyi sorgulatmakta fayda var. Burs isteniyorsa öğrenci belgesi istenebilir. Erzak isteniyorsa belediye siteleri üzerinden muhtarlıklarla irtibata geçilip teyit edilebilir ya da aynı şehirde ise yerinde görülebilir. Sosyal medyada sosyal sorumluluk hakikaten önemlidir. Bir örnek vermek gerekirse, geçtiğimiz yıl Ramazan ayı sahur vaktinde bir tanıdığın arkadaşının Üsküdar’da bir trafik kazası yaşadığı, kızının durumunun ağır olduğu ve acilen çok sayıda kan ünitesi ihtiyacı olduğu bilgisi geldi. Kadın öyle bir ağlıyordu ki, halen de sesi kulağımdan gitmiyor. “Ne olur yardımcı olun kızım ölmesin ne olur” diye ağlıyordu. Küçük kızın kalbi durmuştu, zor da olsa çalıştırmışlardı. Sahur vakti tweeti atınca kadının deyimiyle Türkiye kadını aramıştı. Yani sahur vakti herkes yemeği bırakıp oruçlu halde gündüz daha fazla acıkmayı göze alarak hastaneye koştu. Neticede halkımızın duyarlılığıyla vesilesiyle o kardeşimiz sağlığına kavuştu. Yine geçtiğimiz gün Bitlis Valiliği onaylı yasal kampanyada 1 günde 100 bin lira topladığımız Bitlisli Yiğit Ali Akkol için banka kayıtları gelmişti. 100 bin lirada tam 4 bin kişinin parası vardı. Yanlış duymadınız tam 4 bin kişinin. ‘25 kuruş atıp abi öğrenciyim son param bu.' diyenler var. 'Askerim hakkınızı helal edin 5 TL gönderiyorum.' diyenler var. 'Abi hesabımda 3 lira kalmış ama inanın tekrar göndereceğim.' diyenler var. Sürekli yüz binlerce kampanya düzenliyoruz, her kampanyada bu durumu görüyorum. Yüz binlerce liralık kampanyaların her birinde binlerce kişinin katkısı var. 3, 5 , 2, 10 bakmadan gönderiyorlar. Esnafı, öğrencisi, işçisi, işsizi, memuru elinden geldiğince gönderiyor. Yani sosyal medya üzerinden birlik olmak muazzam bir şeydir. 25 kuruşların da muazzam katkısı oluyor. Sonuçta, damlaya damlaya göl olur derler ya. Keşke fabrikatörü, holdingcisi de böyle birlik olsa. Her zaman her yerde söylüyorum sosyal medya hesaplarınızı sosyal sorumluluk için kullanın. ” İfadelerini kullandı...

 

"OYUNCAĞIM YOKTU DİYE KİMSE BENİ OYUNA ALMAZDI"

Hayat hikayesinin de dikkat çekici olduğunu sorduğumuzda Ergin, "Küçüklüğümde çok zor zamanlar geçirdim. Oyuncağım yoktu diye kimse beni oyuna almazdı. Arkadaşım hiç yoktu. Küçücük yıkık dökük evden dışarıya çıkamazdım. Hep gökyüzüne bakardım. Babam tevafuk bir şekilde bir firmada işe girince, 2001'de durumumuz biraz iyi oldu. Babaannem bana oyuncak almıştı. Bir an önce eve gelip oynamak istiyordum. Eve vardık, ben su içmek için dolaba geçtim, babaannem ise duşa geçmişti. Oyuncağa bakıyordum su içerken, gidip oynamayı hayal ediyordum. Ses geldi, büyükannem kayıp vefat etmiş. O oyuncağı bir daha elime alamadım. Madem benim olmadı kardeşlerimin olsun istedim, paralarımı biriktirip onlara çokça oyuncaklar aldım. Gittiğimiz yerlere ya da köylere giderken hep bakkala koşar oradaki çocuklara paralarımla yiyecekler alır götürürdüm. Böyle başladı bilinç. 3 farklı yazım 3 farklı kategoride ülke genelinde ödüle layık görülmüştü. Yerelde ilgi odağı olunca, Adana’da yerel bir gazetede yazmaya başladım. Zamanla ulusal medyaya yükseldim. 2008’den itibaren ulusal medyada yer edinmeye başladım. Biraz takipçim olmuştu nasıl topluma fayda sağlarım diye düşünürken sosyal sorumluluğu sosyal medyada paylaşma fikri geldi aklıma. O gün bugündür sosyal medya hesaplarımı sosyal sorumluluk için kullanıyorum. Bir zamanlar en büyük hayalim oyuncaktı, 6 yaşımdan itibaren oyuncak hayalimden vazgeçerek dünya genelinde insanlığa fayda sağlayabilmenin hayalleriyle yaşadım hep. Dünya genelinde talepler geliyor ama şu ankinden çok çok daha daha fazla kişiye ulaşmak isterim. Sağ olsunlar insanlarımız duyarsız değil. Şunu da eklemek istiyorum, takipçilerim olmasa bunlar olmazdı. Bana her zaman güvendiler, her zaman yanımda oldular, herkese yetiştiler. İyi ki varlar. Benden ziyade onlar teşekkürü hak ediyor." şeklinde konuştu.