Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Helal sana Fenerbahçe... Çok büyüksün Fenerbahçe... Sarı-Lacivertiler, İstanbul’daki finalde Olympiakos’u 16 sayı farkla parkeden sildi... Tüm ülkeye muhteşem bir zafer yaşatan Kanarya, ‘Kupa 1’in ilk şampiyonu olarak Türk basketbol tarihine geçti. Türk sporu için 3 kere: SAĞ OL, SAĞ OL, SAĞ OL!..

ERCAN TANER: TEŞEKKÜRLER FENERBAHÇE!

1-Finaller hep zordur, çünkü şanslar eşit olarak başlar, final maçlarında... Finalleri kazanmak, hep küçük ayrıntılarda gizlidir...

2-Finale gelinceye kadar, 37.4 ribaund ortalamasıyla oynayan Olympiakos, özellikle ikinci çeyrekte, bu üstünlüğünü kabul ettirmeye çalıştı, Fenerbahçe’ye...

3-Maça fırtına gibi başlayan Fenerbahçe, karşısında sakinliğini hep koruyan bir takım bulacağını biliyordu..

4-İkili oyunlar çok iyi olunca, Fenerbahçe basketleri kolay buldu... Kalinic ve Veseley, ilk yarının sonuna kadar oyuna damga vurdular... Ama Bogdanovic’in erken faul problemine girmesi, maçın sonları için problem olabilirdi..

5-Spanoulis, CSKA maçında 14 sayı ve 6 asisti sonlara doğru buldu... Obradovic, onun hareket alanını ilk iki periyotta çok iyi daralttı... Kafamı bulandıran tek husus, erken faul problemiydi, Fenerbahçe’nin...

6-Her şey üçüncü periyotun son bölümünde belli olmaya başladı. Fenerbahçe mesajı verdi, şahane taraftarla: “Ben, şampiyon olacağım!”

7-Obradovic ve öğrencilerini ayakta alkışlıyorum, teşekkürler Fenerbahçe...

Fenerbahçe kupayı düzenlenen törenle havaya kaldırdı. Karşılaşmadan sonra saha içinde kurulan platformda Fenerbahçeli oyuncuların her birine önce küçük kupaları verildi. Daha sonra Avrupa Ligi Başkanı Jordi Bertomeu, sarı-lacivertlileri bir yıl boyunca kazanmak için ter döktükleri kupaya kavuşturdu

GÖKHAN TÜRE: YAŞA FENERBAHÇE!

Her şey o şarkı ile başlamıştı; “sevdik seni her şeyden çok, Fenerbahçe, bize bu yoldan geri dönüş yok” diyerek ateşi çoktan yakmıştı Fenerbahçeli taraftarlar...

Geçen sene dillere dolanan, tüm sezon devam edip Berlin’deki Final-Four’da O2 Arena’da kulakları çınlatan o nakarat, birçok şeyi anlatıyordu aslında...

Özünde sevgi ve inanmışlık olan bu slogan, belki orada muradına eremedi ama döndü dolaştı ve şükürler olsun ki sonunda hedefi tutturdu dün!..

Kanarya, o geri dönüşü olmayan yolun sonunu Olympiakos gibi inatçı, iyi ve tecrübeli bir takımı sahadan silerek getirdi...

Sarı-Lacivertliler’in kalite olarak rakipten çok daha üstün olduğunu, kaderi değiştirecek oyuncu alternatiflerinin çokluğunu dile getirmiş, küçük detaylara daha özen gösterdiği taktirde Kanarya’nın taraftar desteği ve Obradovic faktörüyle kupayı kaldırmaya çok yakın olduğunu ifade etmiştik. Dün aynen böyle oldu.

Fenerbahçe'nin İtalyan yıldızı Luigi Datome, şampiyon olmaları durumunda saçlarını kesme sözünü tuttu. Saha ortasına gelen makası alan sarı-lacivertlilerin Makedon oyuncusu Pero Antic, Datome'nin saçlarını kesti. Kesilen saçı havaya kaldıran Antic'i taraftarlar alkışladı

Boyalı alanda rakibini sahadan sildi attı Sarı-Lacivertliler... 5’i Udoh imzalı 9 blokla adeta hava sahasını kapadılar Olympiakos’a... Udoh- Vesely ikilisi pota altında arı gibi çalışırken, Kalinic yine ekstra işler yaptı. Sırp forvet daha ilk çeyrekte 12 sayıya ulaşırken, işin değişmeli savunma kısmında kısaya da uzuna da kök söktürdü hep; üç kişilik oynadı sanki!..

Evet, Kalinic gerçekten muhteşemdi dün... Ama öyle bir Ekpe Udoh varkı ki sahada, o bile gölgede kaldı!.. ABD’li pivot, tıpkı Real Madrid karşısında olduğu gibi rakibin korkulu rüyasıydı. Ve o rüya neredeyse tüm Olympiakoslu oyuncular için kabusa dönüştü hep!.. 5 blok, 10 sayı, 9 ribaund, 4 asist... Fazla söze gerek yok; MVP olmayı fazlasıyla haketmişti Udoh...

Kalite farkı dedik ya; son çeyreğin başında “balyoz” Olympiakos’un başına inerken tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Ateşi Datome yaktı, Antic, Bogdanovic, Kalinic de üzerine benzini attı, sanki alev aldı Sinan Erdem Arena...

Tüm bireyleriyle “takım” olmayı başarıp bileğinin hakkıyla hedefe ulaştı Kanarya...

Birkaç cümle de coachların coachu “efsaneye”, Zeljko Obradovic’e...

25 yıl önce İstanbul’da Partizan’la kupayı kaldırırken,Abdi İpekçi’de O’nu gıpta ile izlemiştim. Kısmet buymuş ki, 25 yıl sonra bu kez Fenerbahçe’nin başında O kupayı kaldırırken, ben de tribünde bu muhteşem sahneyi bu kez keyifle izlemenin gururunu yaşadım... Ne mutlu bana...

Zeljko Obradovic; 1992- İstanbul'da ilk Euroleague Şampiyonluğu | 2017- İstanbul'da 9. Euroleague Şampiyonluğu 

Ne mutlu Obradovic gibi bir efsaneyi getirip bu başarının temellerini atan Başkan Aziz Yıldırım’a ve ne mutlu tüm Fenerbahçeliler’e... İzmir Marşı’nı söyleyip, Mustafa Kemal’in askerleri olduğunu her defasında dile getiren o müthiş taraftarları da unutmalayım... Takımlarını, Avrupa’daki örneklerini bile kıskandıracak kadar centilmence ve coşkuyla destekleyip rakip oyuncuları alkışlama inceliğini gösteren Sarı-Lacivertli taraftarlar da bu mutluluğu fazlasıyla hakettiler...

Fenerbahçe dün “Avrupa’nın elitler kulübüne” adım attı. Ama bundan da önemlisi, Türk basketbolu adına Avrupa’da yeni çağı başlattı.