ŞİKE soruşturması başladığı günden bu yana “istikrarlı” olarak “Fenerbahçe küme düşmemeli” diye yazan bir tek kişi var.
Kim biliyor musunuz?
Ben.
Fatih Altaylı.
“Birkaç kişinin yaptıklarıyla Türkiye’nin en büyük spor camialarından biri cezalandırılmamalı” diyen yine bir kişi var.
O da ben.
Bunu söylemeye en Fenerbahçeli Fenerbahçelilerin bile yüreği yetmezken ben bunları yazdım.
Niye yazdım biliyor musunuz?
100 yıllık Fenerbahçe’yi babasının çiftliği zannetmeye, Fenerbahçe’nin şerefli koltuğunu kirletmeye kimsenin hakkı olmadığını düşündüğüm için.
Türk sporunun Fenerbahçe’siz olmayacağını bildiğim için.
Ben sporda spordan yanayım.
Başka bir şeyden değil.
Galatasaray’ın şirketleşme operasyonundaki “haksızlığı” da benim gazetem yazıyor, benim gazetemin yazarları yazıyor.
Çünkü biz spordan yanayız.
Fenerbahçe’nin Başkanı Aziz Yıldırım, mahkemede çıkmış gazetemi hedef gösteriyor.
Fotoğrafını basmışız.
Peki o fotoğrafa giden işleri de biz mi yaptırdık Aziz Yıldırım’a?
“Biz şike yapmadık” diyor.
Tamam şike yapmadınız.
Ama çok basit bir soru soruyorum Aziz Yıldırım’a.
“Ne işiniz vardı o adamlarla?
Çevrenize doldurduğunuz, sabıka kayıtları klasör dolduran adamlarla ne işiniz vardı?
Niye bunlarla dolmuştu çevreniz?”
Bu soruya yanıt verilmiyor elbet.
Maçlara niye bu adamlarla gidiyordunuz?
Niye bu adamlarla sahaya giriyordunuz?
Bu soruları soruyorum ben.
Siz ise bizi hedef gösteriyorsunuz.
Bakın Aziz Bey, kulübünü gerçekten seven adam, gerçek bir başkan, kulübünü kendine siper etmez. Kendini kulübüne siper eder.
Siz kendinizi 100 küsur yıllık büyük Fenerbahçe’nin arkasına saklıyor, Fenerbahçe’yi kendinize kalkan yapıyorsunuz.
Fenerbahçe’yi kurtarmaya değil, Fenerbahçe’yi kullanarak kendinizi kurtarmaya çalışıyorsunuz.