Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

GALATASARAY NASIL TUR ATLAR? - HALİL ÖZER

Belki bu skora dudak bükebilirsiniz. Ama 1-1’lik skor bence şahane bir skor. Şimdi düşünün bir kere. Yetersizliğin tavan yaptığı, kadro sıkıntısının bas bas bağırdığı, fizik gücünün yerlerde olduğu, taktik anlamda bir sürü soru işareti ile dolu bir maçtan Galatasaray yenilmeden bir skorla ayrılabiliyorsa bu gerçekten büyük başarıdır.

Lazio, Avrupa’da kalite olarak gücü kalmamış bir ligin vasat takımlarından birisi. Ancak rakibi Galatasaray o kadar kötü ve güçsüz, coşkusuz, fiziği cılız bir takım ki Lazio insanın gözüne yüksek standartlarda bir takım olarak gözükebilir. Ama öyle değil. Sadece defans futbolunu iyi biliyor. Öyle ya da böyle bir oyun düzeni var. Disiplinli ve duran toplarda çok etkili. Ama asla ve asla yaratıcı özellikleri olmayan bir ekip. Ayrıca bu haldeki bir Galatasaray’ı yenemiyorlarsa kendilerini sorgulamalılar.

Sahaya çıkan Galatasaray kadrosu normal şartlarda langırtta bile yan yana dizmeyi düşünmeyeceğiniz bir kadro. Bu kadar çok savunma oyuncusu ile sahaya çıkmanın anlamını ben oyun içinde, yani 93 dakikada çözemedim.

Ama şu var. Galatasaray’ın kapasitesi her türlü zorlu Avrupa kupaları için asla ve asla yeterli değil. Bırakın Avrupa’yı, kendi ligi için dahi yetersiz bir kadro var ortalıkta. O yüzden Mustafa Hoca ne yaparsa yapsın, hangi kadroyu çıkarırsa çıkarsın bu maçın sonucu bence değişmezdi. Şimdi maça bakın. Sadece 88. dakikada Denayer’in ortasından gelen bir kanat atağı var. Onun dışında sıfır kanatla oynayan bir takım Galatasaray. Eğer İtalyan’a karşı kanadın yoksa göbekten delmek gerçekten çok zor. Buna rağmen Galatasaray golünü sürpriz bir atakla göbeğin arkasından attı. Ama bir daha da oraya giremedi. Giremediğini göre göre oyun içinde hiç araştırmadı. Özellikle orta alanda çaresiz ve kimin ne yaptığı belli değildi. İtalyanlar’ın fizik gücü altında ezildi. Genel olarak baktığımızda zaten, sadece Muslera yediği gole rağmen Sneijder ile birlikte bu kadronun üstünde olduklarını gösterdiler. Ama ben Sneijder’ın çok fazla sorumluluk almadığını ve takımın kötü gidişinin akışına kendini bıraktığını hissettim. Yani tribünlere de şu mesajı veriyor. “Ben bu kalitesizlikle bir şey yapamam.” Hele bir de dün Donk vatandaşı olmasaydı o kadar top kaybına Wesley’nin gösterdiği tepkinin şiddetinin ne olacağını gerçekten merak ediyorum. Ama her şeye rağmen ikinci maç için hala umut var. Eğer bu oyunun dört gömlek üstüne çıkarsa, her futbolcu en üst performansı sergilerse, Muslera yine devleşirse, buna karşı Lazio bir kırmızı filan görürse, şans da Galatasaray’ın yanında olursa takımımız turu atlayabilir. Lazio da dün kaçırdıklarına yanar durur.

CAROLE

Şimdi soruyorum. Galatasaray’ın scout ekibi bu oyuncuyu hangi özellikleri ile transfer etti? Gerçekten çok merak ediyorum. Son haftaların formda oyuncusu Olcan dururken neden oynar, o da ayrı bir soru.

MUSTAFA DENİZLİ

Biz futbolu hocayla öğrendik. Daha doğrusu bu ülkenin ufkunu o açtı. Ama hocam böyle olmuyor. Yardımcısız olmuyor. Fizik ve kondisyoncu olmadan takım çöküyor. Takımın ortak bir aklı ve heyecanı yok. Takım zaten kötüydü. Ama kötünün kötüsü olmaya başlayınca ibre hocaya dönecektir. Keşke oyuna hiç dahil olmasaydın hocam.

KORKAKLIĞIN SONU - ERHAN TELLİ

Mustafa Denizli’nin sahaya çıkardığı o acayip kadroyu görünce, sadece siz düşünmediniz emin olun... Florya’da tahtaya yazılan bu 11’i görünce, futbolcular da aynen sizin gibi düşünüp, ‘Hocamız kaybetmekten korkuyor’ diye birbirleriyle bir köşede fısıldaşmışlardır.

Nasıl düşünmesinler ki?

Ben Galatasaray’da oynayan bir oyuncu olsam ve teknik direktörümün kendi evindeki bir maça 5 tane stoperle çıktığını görsem, ‘Bu adam ne yapmaya çalışıyor?’ diye kendi kendime sorardım...

Tamam, her maç her takımdan gol yeme potansiyelin var mı, ‘evet’ var. Ama basit bir yan topta bile iki kişinin arasından adama kafa vurduruyorsan, 5 değil, 10 stoper özelliği taşıyan adamla da maça çıksan, yine de o golü yersin... Sağ kanatta mı, yoksa santraforda mı oynadığı belli olmayan Sabri ile gol atıp öne geçsen bile, bu senin maça yanlış kadro ve yanlış dizilişle çıktığın gerçeğini yine de değiştirmez!

Mustafa Hoca haftalardır ne yapmaya çalışıyor, gerçekten anlamak mümkün değil... Hayır, fikstüre yanlış baktı da ilk maçı İstanbul’da değil de Roma’da mı oynanacak sanıyordu da böyle bir kadro yaptı, yoksa kafasında oynadığı maçlardan birini 2-0 kazandı da, Roma’daki rövanşa mı hazırlık yaptı, gerçekten anlamış değilim!...

Sahaya çıkardığı kadroyla, daha maça başlamadan adamlara ‘Buyurun, turun anahtarını alın gidin’ dedi resmen. Onlarda bu ikramı geri çevirmediler tabii.. Güle oynaya, istedikleri neticeyi alıp döndüler bir güzel...

Şayet Galatasaray haftaya Roma’ya turistik bir gezi için gitmiyorsa, bu tamamen kalesinde yine devleşen Muslera ve herkesin beğenmediği o Sabri Sarıoğlu sayesindedir, emin olun...

Ve bir dip not...

Son dakikalara girilirken, Wesley Sneijder gibi bir usta oyuncu ancak takım öndeyken taraftara alkışlatmak için oyundan çıkarılır... Gole ihtiyaç duyulurken çıkarılmaz! Çünkü taraftar da bilir ki, öyle bir 10 numaranın 90. dakikada bile ne yapacağı belli olmaz. Uzaktan bir çakar, sana turu getirir. Ama çıkarırsan, o seyirci yine onu alkışlar fakat seni ıslıklar...

GALATASARAY'IN PENALTISI GÜME GİTTİ - BÜLENT YAVUZ

İngiliz hakem Michael Oliver, henüz 30 yaşında ve dolayısıyla da çok genç. UEFA da verdiği görevlerle onu ön plana çıkarmayı hedefliyor.

G.Saray-Lazio maçı önemli bir karşılaşmaydı. Hakem yeterli tecrübeye sahip olmamasına rağmen maçı kontrol etmekte zorlanmadı. Ama kritik pozisyonlarda da hiç risk almadı. 42. dakikada, ceza alanı içerisinde Laziolu Konko’nun Podolski’ye olan müdahalesi açık bir penaltıydı.

Aynı hakem, benzer pozisyonda Donk’a hem faul çalıp hem de sarı kart gösterirken, Podolski’ye yapılan müdahaleyi es geçmesi kabul edilemez. G.Saray’ın bal gibi penaltısı güme gitti.  Lazio’nun iki penaltı beklentisi var, ikisi de kesinlikle penaltı değildi. Chedjou’nun yatarak topa müdahalesi temizdi. Laziolu Matri kendini kolay bıraktı ama hakemi aldatamadı.

Keza Olcan’ın ceza alanı içerisinde düşerken belinin arkasından dirseğine gelen topta da bir kasıt yoktu. Asla penaltı olmazdı. Sonuç olarak Galatassaray’ın net penaltısı verilmedi. Lazio’nun iddia edilen penaltı pozisyonlarında da bir şey yoktu.

NOTUM: 7.9 (YETERSİZ)