Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Açıklamaları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın kurula gönderdiği 14 sayfalık savunmasının detayları ortaya çıktı. Yıldırım’ın 14 sayfalık savunma metni şöyle:

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Sayın Başkanlığına

BEYANDA BULUNAN :

1- FENERBAHÇE FUTBOL A.Ş.

2- Aziz YILDIRIM

VEKİLİ: Av. Abdurrahim EROL

KONU: TFF Hukuk Müşavirliği’nin 13.01.2017 tarih ve 738 sayılı sevk yazısı ile istenen savunmanın sunulmasına ilişkindir.

İlgi yazınız ekinde gönderilen TFF Hukuk Müşavirliği’nin 13.01.2017 tarih ve 738 sayılı yazısında, 12.01.2017 tarihinde kulübün resmi internet sitesinde FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ imzasıyla KAMUOYUNA DUYURU başlığıyla yayınlanan açıklamanın, sportmenliğe aykırı açıklama olduğundan bahisle Fenerbahçe A.Ş. Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım “sportmenliğe aykırı açıklamalar” da bulunmaktan dolayı disiplin kuruluna TEDBİRSİZ OLARAK sevk edilmiştir. (Futbol Disiplin Talimatı m 38) Şevke ilişkin yazı 13.01.2017 tarihinde (Cuma günü) saat 18:11 ‘de tarafımıza faks yoluyla gönderilmiştir.

İlgide belirtilen ve TFF Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen sevk yazısında açıklamanın tamamı yazılarak SPORTMENLİĞE AYKIRI AÇILAMADA bulunduğundan sevk edildiği belirtilerek 48 saat içinde savunma talep edilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; 13.01.2017 tarihinde Cuma günü saat 18:11’de sevk işlemi yapılarak savunma süresinin tamamının hafta sonuna getirilmesi ancak kötü niyetle açıklanabilecek bir husustur. Bu tavır başlı başına adil yargılama hakkının ihlalidir. Zira savunma hakkını işlevsiz bırakan bir yaklaşımdır. Cuma günü saat 18:11’de sevk yapılmasını gerektirecek acil bir durum söz konusu değildir. Nitekim sevk yazısında aksi bir şey belirtilmemiştir.

İkinci olarak şevke konu açıklamada hangi sözlerin sportmenliğe aykırı nitelik taşıdığı belirtilmemiştir. TFF Hukuk Müşavirliği hukuki bir niteleme yapmadan, isnat edilen eylemi/sözü belirtmeden toptancı bir anlayışla yaptığı sevk işlemi en temel hukuk ilkelerine aykırıdır. Zira kişilere isnat edilen eylemin açıkla belirlenmiş olması gerekir ki savunma hakkı etkin bir şekilde kullanılabilsin. Ancak somut olayda sportmenliğe aykırı olduğu açıklama netleştirilmediğinden sevk işlemi hukuka ve usule aykırıdır.

Çünkü FDT’nun soruşturmanın açılması başlıklı 81. (3) Maddesi “Disiplin Kurullarına sevk yazılarında olayın özeti, tarihi, müsabakanın kategorisi, cezalandırılması istenen kişi ve kulüplerin isimleri belirtilir. ” Hükmünü amirdir. Anılan sevk yazısında, sevk konusu eylemin tam olarak ne olduğu ve buna ilişkin özetin yer alması gerekirken sevk konusu eylemin ne olduğu belirtilmeksizin medyada yer alan konuşmanın neredeyse tamamı deşifre edilmek suretiyle savunma talep edilmiştir.

İsnadın sebebi işlendiği iddia edilen fiildir. Burada fiil ile kastedilen de maddi olaydır. Söz konusu isnadın açık şekilde belirtilerek somut şekilde ortaya konması gerekmektedir ki savunma talep edilen taraf savunma hakkını adil şekilde kullanabilsin. Savunma hakkı, en dar anlamda kişinin kendisi hakkındaki isnatlara vereceği cevapları ifade eder. Bu doğrultuda savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için kişinin öncelikle kendisi hakkındaki isnadı etraflı şekilde öğrenmesi gerekmektedir. Bu durum Ceza hukuku açısından da disiplin hukuku açısından da böyledir. Disipline sevk edilen kişinin tam olarak hangi eylemi ve/veya söylemi nedeniyle suçlandığı sevk yazısında açık şekilde belirtilmelidir. Açıkça belirtilmeksizin yapılan sevk işlemi adil yargılanma hakkının özüne de aykırıdır. Somut olayda anılan sevk işlemi usulüne uygun şekilde yapılmamış olup, hukuka da aykırıdır.

Üçüncü olarak belirtmek gerekir ki; şevke konu edilen açıklamanın “sportmenliğe aykırı açıklama” olarak kabul edilebilmesi de mümkün değildir. Bir açıklamanın sportmenliğe aykırı açıklama olarak nitelendirilebilmesi için belli kişi veya kişileri rencide etmek, aşağılamak, belirli kişi ve/veya kişileri hedef alarak kişilik haklarına saldırı amacıyla söylendiğinin tespit edilmiş olması gerekir.

Söz konusu açıklamada kullanılan ifadeler hakaret, aşağılama, sövme gibi hususları içermemekte olup, eleştiri sınırları içerisinde kalan düşünce açıklamalarından ibarettir. Spor ahlakına aykırı, TFF’nin saygınlığını zedeleyici, futbolun değerini düşürücü, sporda şiddet ve düzensizliği teşvik eden, taraftar eylemlerine sebebiyet verebilecek nitelikte herhangi bir beyan söz konusu olmamıştır. Anılan açıklama, düşünce ve kanaat açıklama hakkı çerçevesinde yapılmış olup, sportmenliğe aykırı açıklama olarak nitelendirilemez, unsurlarının oluştuğundan bahsedilemez.

Türkiye Süper Liginin 2016-2017 sezonunun ilk devresinde hemen hemen her takım idarecisi, hocası veya futbolcusu hakemlerin doğrudan sonuca etki edecek şekilde maçlar yönettiğini beyan etmiştir. Hakemlerin bazen verdikleri bazen de vermedikleri kararlarla müsabakaların sonucuna etki ettikleri, bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu hususları yayıncı kuruluşun görüntüleri üzerinden tek tek ortaya koymak mümkündür. Nitekim bu hususta kulübümüz tarafından 27.12.2016 tarih ve 756 sayılı yazımızla TFF Başkanlığına başvuruda bulunulmuştur. Bahsi geçen yazının ekinde söz konusu edilen hakem hatalarını içeren görüntüleri de sunduk. Dolayısıyla hakemlerin müsabakaları kötü yönettikleri, buna rağmen aynı isimlerin müsabakalara atandıkları, bu kişilerin her hangi bir yaptırıma maruz kalmadıkları ve bu durumun tüm futbol ailesini olumsuz etkilediği izahtan varestedir.

Hal böyleyken Antalya’da yapılan 2016-2017 Sezonu Devre Arası Seminerinde TFF Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu, sanki hakemler sezonun ilk devresinde mükemmel bir yönetim göstermişçesine açıklamada bulunması ve hakemlerin müsabakaların sonucunu doğrudan etkileyen yanlış kararları yokmuşçasına beyanda bulunması üzerine tarafımızca 12.01.2017 tarihinde şevke konu zorunlu açıklamanın yapılması mecburiyetini doğurmuştur.

TFF Hukuk Müşavirliği, şevkte bu husus sanki hiç olmamış gibi davranmış ve bu silsileden hiçbir şekilde bahsetmemiştir. Birbiriyle ilişkili bu açıklamalar hukuk kurullarınca verilecek kararların mahiyetini doğrudan belirleyecek niteliktedir ve ilişkili beyanların yok sayılması, görmezden gelinmesi hukuki bir tavır değildir.

Dördüncü olarak belirtmek istediğimiz husus ise şudur. Benzer nitellikteki açıklamaları yapan başka kulüp veya idarecileri disiplin kuruluna sevk edilmezken söz konusu Fenerbahçe olunca ve konunun her hangi bir aciliyeti bulunmamasına rağmen bir Cuma günü mesai saati bitiminden sonra saat 18:11 ‘de sevk işlemin gerçekleştirilmiş olmasıdır.

Beşiktaş A.Ş. Başkanı Fikret orman; 02.03.2016 günü düzenlediği basın toplantısında;

KONYASPOR MAÇININ HAKEMİ ŞAİBEİLİDİR. Hakemin değiştirilmesi gereklidir Biz de hakem odası basacak kapasitedeyiz. Ama şimdi ikaz ediyoruz. Hakem odası basmalarını rapora yazamıyorlar. Bu şartlar oluşacak ve biz dur demeyeceğiz. Artık demeyeceğiz. Atamalar nasıl yapılıyor bilgimiz yok. Ortada bir durum var. Konyalı hakem maça veriliyor. Bu hakemi değiştirmeleri lazım. Mehmet Akif in bir şiiri vardır; yumuşak başlı isem koyun da değilimdir, diye… Sahadaki oyuna şaibe gelmesini istemiyoruz. Hakem şaibelidir. Konya maçının hakeminin değişmesini istiyoruz. Yapılan hakareti rapora yazamamış Cüneyt Çakır’ı derbiye veriyorsunuz. Beşiktaş’ın hakları yeniyor. Şimdi her gün çıkıp toplantı düzenleyip bağıralım mı? Bundan sonra derbilerde Cüneyt Çakır'ı görmek istemiyoruz.

Şeklindeki beyanında hakemi şaibeli olmakla itham etmesine ve hakem odası basmakla tehdit etmesine rağmen TFF HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ BU SÖZLERİ HUKUKA UYGUN OLARAK DEĞERLENDİRMİŞ VE DİSİPLİN KURULUNA ŞEVKE GEREK GÖRMEMİŞTİR. Bu örnek bile aleyhimizdeki sevk işleminin taraflı ve hukuksuz olduğunu net olarak göstermektedir.

Beşiktaş A.Ş. Başkanı Fikret Orman 02.12.2016 günü müsabakanın hakemi ile ilgili soru üzerine yaptığı açıklamada;

“Beşiktaş ne zaman yukarıya çıksa, bir şekilde aşağıya çekilmeye çalışılıyor”

Şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu açıklama ile maçın hakemlerinin müsabakaların sonucuna etki ettiğinin kast edildiği herkesin malumudur. Ancak TFF Hukuk Müşavirliği bu açıklamayı SPORTMENLİĞE UYGUN OLARAK GÖRMÜŞ VE DİSİPLİN KURULUNA SEVK İŞLEMİ YAPMAMIŞTIR.

Başka bir örnek olayda ise 11.02.2016 günü BEŞİKTAŞ Kulübünün resmi internet sitesinde aşağıdaki şekilde bir açıklama yapılmıştır.

“10 Şubat günü Konyaspor ile oynadığımız Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final maçında bir kez daha vahim ve artık kasıtlı bulduğumuz hakem hatalarıyla Beşiktaş’ın hakları çiğnendi. Maç içinde Cenk Tosun’un 6. dakikada girdiği gol pozisyonunda rakip oyuncunun eline çarpan topu ve hemen ardından futbolcumuza yapılan faulü görülmeyerek penaltı çalınmaması kusuru aşan vahim bir karardır. Zira aynı pozisyonda ard arda iki hata atlanmıştır. Maçın 65. dakikasında ise çıplak gözle bile fark edilen ofsaytı göremeyen hakem heyetinin ofsayt pozisyonunun ardından stoperimiz Marcelo’ya gösterdiği kırmızı kart bütünüyle maçın skorunu ve Beşiktaş’ın o dakikaya kadar oyuna kurduğu hakimiyeti ortadan kaldırmaya yönelik BİLİNÇLİ BİR KARAR ALGISINI YARATMIŞTIR. Her iki pozisyonda görüntülerden de anlaşılacağı gibi Orta Hakem Tolsa Özkalfa ve Yan Hakem Serkan Gencerler’in pozisyona çok yakın olmalarına rağmen yaptıkları BU HATALARIN SEHVEN OLMADIĞI İNANCINA SAHİBİZ. ZİRA TOLGA ÖZKALFA VE ÖZELLİKLE SERKAN GENCERLER’İN GEÇMİŞTE BEŞİKTAŞ’I ŞAMPİYONLUK YOLUNDAN UZAKLAŞTIRAN. HAKKIMIZI ÇİĞNEYEN PEK ÇOK KARARI HA FIZA MIZDA DIR. GENCERLER SOYADININ MESLEKİ SİCİLİ MALUMUMUZDUR.”

TFF Hukuk Müşavirliği 11.02.2016 tarihinde Beşiktaş A.Ş.’nin resmi internet işteşinde yapılan açıklamadan dolayı bu sefer sportmenliğe aykırı açıklama yapıldığından bahisle sevk işlemi yapmıştır.

TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu: “bir kez daha vahim ve artık kasıtlı bulduğumuz hakem hatalarıyla Beşiktaş’ın hakları çiğnendi Beşiktaş’ın o dakikaya kadar oyuna kurduğu hakimiyeti ortadan kaldırmaya yönelik BİLİNÇLİ BİR KARAR ALGISINI YARATMIŞTIR Orta Hakem Tolga Ozkalfa ve Yan Hakem Serkan Gençerler’in pozisyona çok yakın olmalarına rağmen yaptıkları BU HATALARIN SEHVEN OLMADIĞI İNANCINA SAHİBİZ, ZİRA TOLGA ÖZKALFA VE ÖZELLİKLE SERKAN GENCERLERLN GEÇMİŞTE BEŞİKTAŞ’I ŞAMPİYONLUK YOLUNDAN UZAKLAŞTIRAN HAKKIMIZI ÇİĞNEYEN PEK ÇOK KARARI HAFIZAMIZDADIR. GENCERLER SOYADININ MESLEKİ SİCİLİ MALUMUMUZDUR.” açıklamalarını sportmenliğe uygun açıklama olarak kabul etmiş ve 16.02.2016 tarih ve 59 sayılı toplantısında verdiği kararla CEZAYA GEREK OLMADIĞINA HÜKMETMİŞTİR.

Yine başka bir olayda; 21.02.2016 günü Galatasaray – Trabzonspor arasında oynanan maçtan birkaç saat sonra Trabzonspor başkanı Muharrem USTA düzenlediği basın toplantısında; Önemli bir dönüşüm gecesini yaşıyoruz. Çok ağır ifadeler kullanılabilir ama Türkiye’de ağır ifadeler bir şey değiştirmiyor. Fakat değişmemiz şart. Ülke futbolunun bu dar boğazdan çıkması için bir şeyler olması gerekiyor. En hafif tabiriyle bu gece utanç gecesi ama daha ağırını kullanmayalım Okullarda çocuklarımıza öğretilen birkaç temel kelime vardır. O kelimelerden birisi ONURDUR Bizim kalede de Onur var. Bir diğeri ŞEREFTİR, HAYSİYETTİR, GURURDUR. Bunlar önemli kelimeler. Çocuklarımızın hayatı boyunca kullanması gereken kelimeler. Bunu çocuklarına babalar öğretecek. Yani bizler, hakemler…

İNSANIN YALNIZ EKMEĞE DEĞİL ŞEREFE DE İHTİYACI VARDIR.

Türkiye’de spor üzerinden bunları konuşmamız hoş değil ama sporu ülkede kamplaşma olmasın, insanlar hafta sonunu mutlulukla geçirsin diye yapıyoruz. Spor bütün dünyada medeniyetin inşası için bir araçtır. Ülkemizde bir sorun var. Üzücü ama maalesef var. Bu maç, Özer’in ikinci sarı kartı ile zaten bilmişti. Sonrasında bize verilen penaltı inanılır gibi değil. Ya da Aykut’a verilen kırmızı kartta yan hakem içeri koştu ve ‘sarı kartı ver’ diye hakemi uyardı. Marin orada itilirken yan hakem ne iş yapıyordu. Orada koşma burada koş öyle mi? Başta söylediğim kelimeler milyonlarca Türk futbolseverin kamplaştırılması için kötü anlamda kullanılamaz. Buna kimsenin hakkı yoktur. Bu ülkenin spor üzerinden lekelenmesine araç olan insanların aramızda olmaması lazım. Seferberlik halinde bu insanlara bu kelimeleri öğretmemiz lazım…Maç bir dakika uzatıldı. 86. dakikada penaltı oldu. Dört tane kırmızı kart çıkarıldı. Üstelik Trabzonspor’un 90 dakikada toplam yaptığı faul sayısı sadece yedi. Yedi faul, 4 kırmızı kart var. İLK BAŞTA SÖYLEDİĞİM KAVRAMLARDAN NASİBİNİ ALAN BİRİLERİ OLSA BU MAÇI 7 DAKİKA UZATIR ve gerekirse Trabzonspor 81 yenilir. Mahsuru yok, yapabilirsiniz. Bir dakika uzatıyorsunuz, onu da uzatamıyorsunuz. OLAN TİYATROYU DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ? FIFA kokartlı hakemimiz, Deniz Ateş Bitnel, sen git fıtness merkezine ne iş isliyorsan onu yap. SENİN HAKEMLİĞİN BİTTİ. Yarından itibaren nereye istersen git ama fıtnessantrenörü olduğunu biliyorum. Git orada hocalık yap BÖYLE BİR

HAKEMİN BÖYLE OPERASYONA SOYUNMASININ ARKASINDAKİ İKLİMİ SORGULAMAK LAZIM.Deniz Ateş Bitnel sorun sen değilsin. Keşke öyle olsa ve Türkiye’deki bu iklim temizlense. Bu iklime kimler sebep oluyor? Bunun değişmesi lazım. GALATASARAY İLE TRABZON’DA DA BİR MAÇIMIZ VARDI. BU DA İKİNCİSİ. KİMLERİ KURTARMA OPERASYONU YAPIYORSUNUZ. HANGİ GÜÇLE DEVASA TARAFTARI OLAN, ANADOLU’DAN BİR DÜNYA MARKASI OLAN TRABZONSPOR İLE OYNAMA CESARETİNİ NEREDEN BULUYORSUNUZ. Tüm Türkiye’den mesajlar yağıyor, ‘Utanıyoruz’ diye. Bu akşam, dünyaya rezil olan Türkiye’nin futboludur. BBC, L’equipe, BildSport, The Sun, Daily Mail ve daha sayamayacağım neler var. Salih Dursun bu gece Türk futboluna kırmızı kartı göstermiştir. Bu bir isyan hareketi değildir. Dönüşümün sembolüdür. Bütün dünya basınında bunlar dönüyor MİLYONLARIN YAŞADIĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ DÜNYAYA REZİL ETMEYİ NASIL BECERİYORSUNUZ. KİRLİ DÜZENİN SPOR SAHALARINA VE SEYİRCİLERE VERDİĞİ ZARARI, DAHA ÖNEMLİSİ TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA REZİL ETMEYE DOĞRU GİDEN YAPIYI GÖRMÜYOR MUSUNUZ. HİÇ Mİ SORUMLULUK DUYGUMUZ YOK. O MAKAMLARA GELENLER, İLK BAŞTA SÖYLEDİĞİM KELİMELERİ TÜRK DİL KURUMUNDAN OKUMALARI LAZIM. Milyonların yaşadığı ülkeyi, spor gibi centilmenliğin, dostluğun ve barışın olduğu bir şeyle dünyaya nasıl rezil etmeyi başarıyorsunuz” şeklinde beyanları nedeniyle Sportmenliğe aykırı açıklamada bulunmaktan bahisle müvekkilimize de ceza vermiş olan TFF Profesyonel Futbol Disiplin kuruluna sevk edilmiştir.

(Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta’nın basına yaptığı 21.2.2016 tarihli açıklaması)

Yukarıda özetlenen açıklamalarda açıkça görüldüğü üzere Muharrem Usta; ONUR, ŞEREF VE HAYSİYET kavramları önemlidir şeklinde bir doğru tespit yaptıktan sonra, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde ‘…İLK BAŞTA SÖYLEDİĞİM KAVRAMLARDAN NASİBİNİ ALAN BİRİLERİ OLSA BU MAÇI 7 DAKİKA UZATIR….” cümlesini sarf etmiştir. Maçı uzatma yetkisi hakem heyetinde olduğuna göre bu kavramlardan nasibini almamış olan kişiler, yani ONURSUZ, ŞEREFSİZ, HAYSİYETSİZ OLANLAR kamu görevlisi sayılan hakemlerdir, sonucu kendiliğinden çıkmaktadır. Konuşmanın devamında yaşanılanları ” OLAN TİYATROYU DÜŞÜNEBİLİYOR MUSUNUZ? ” sözleriyle bir tiyatro o/arak nite/emiş ve hemen arkasından sarf ettiği “SENİN HAKEMLİĞİN BİTTİ. ” sözleriyle açıkça tehdit etmiştir. Konuşmasının devamında sarf ettiği ” BÖYLE BİR HAKEMİN BÖYLE OPERASYONA SOYUNMASININ ARKASINDAKİ İKLİMİ SORGULAMAK LAZIM. GALATASARAY İLE TRABZON’DA DA BİR MAÇIMIZ VARDI (Atıf yapılan ilk maçta da hakem tarafından bariz şekilde Trabzonspor lehine Galatasaray lehine bariz hatalar yapılmış ve maçın sonucuna etki edilmiştir). BU DA İKİNCİSİ. KİMLERİ KURTARMA OPERASYONU YAPIYORSUNUZ.” sözleriyle yapılanın kasti olduğunu açıkça beyan etmiştir.

Müsabakanın sonucu sadece Galatasaray lehine olmuştur. Muharrem Usta’nın dediği gibi bir kurtarma operasyonu var ise fıkstür ve sıralama açısından bu tanıma uyabilecek tek takım Galatasaray’dır.

Peki yukarıdaki vahim açıklamayı yapan kulüp başkanına, TFF profesyonel Disiplin Kurulu ne kadar ceza vermiştir?

TFF mensubu olan hakemleri onur, haysiyet, şeref kavramlarına sahip olmamakla, operasyon yapmakla suçlayan bu açıklamalara TEK BİR GÜN DAHİ CEZA VERMEMİŞTİR. Zira TFF PFDK 25.02.2015 tarih ve 62 sayılı kararla; CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA HÜKMETMİŞTİR.

(TFF PFDK’nın 25.02.2015 tarih ve 62 sayılı ceza tayinine ver olmadığına dair kararı)

Galatasaray kulübü yönetim kurulu üyesi Ali Dürüst; 26.10.2011 tarihli müsabaka sonrasında çeşitli basın organlarına”…SAHADAKİ HAKEMLERİN, BAŞKALARINDAN ALDIĞI TALİMATLA ÇIKTIĞINI DŞÜNÜYORUM…HAKEMLİK ADINA UTANÇ VERİCİ BİR GECEYDİ…. ” şeklinde açıklama yapmıştır. PFDK 28.10.2011 tarih ve 24 sayılı toplantısında aldığı kararla CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA HÜKMETMİŞTİR. (Galatasaray A.Ş. idarecisi Ali Dürüst’e ceza verilmesine ver olmadığına dair 28.10.2011 tarihli TFF PFDK kararı)

Yukarıda sunduğumuz örnekler dikkate alındığında kulübümüz tarafından 12.01.2017 günü yapılan açıklamadaki ifadelerle kıyas kabul edilemeyecek derecede ağır nitelikteki açıklamaların önemli bir kısmının TFF HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ TARAFINDAN DİSİPLİN KURULUNA SEVK BİLE EDİLMEDİĞİ AÇIKÇA ANLAŞILMKATADIR. BİR KISIM AÇIKLAMALAR TFF HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ TARAFINDAN DİSİPLİN KURULUNA SEVK EDİLMİŞSE DE BUNLARIN TAMAMINDA TFF PROFESYONEL FUTBOL DİSİPLİN KURULU TARAFINDAN SPORTMENLİĞE UYGUN AÇIKLA MA OLARAK DEĞERLENDİRİLİP CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARAR VERİLMİŞTİR.

TFF’nin kendi kurullarınca verilen ve verilmeyen kararlar dikkate alındığında sevk konu açıklamadan dolayı ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyoruz.

Şevke konu yazı genel hukuk ilkeleri, Yargıtay İçtihatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ılığında da değerlendirildiğinde CEZA VERİLMESİ YER OLMADIĞINA DAİR KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.07.2015 tarih ve 2015/2742 esas 2015/2316 karar sayılı ilamında;

“….İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, samsın nevruz etkinlikleri sırasında bul un duşu ARAÇ CAMINDAN DIŞARIYA SARKARAK TERÖR ÖRGÜTÜ LEHİNE SLOGANLAR ATTIĞI, DAHA SONRA İÇİNDE BULUNDUĞU TOPLULUĞUN CEBİR VE ŞİDDETE BAŞVURMADAN KENDİLİĞİNDEN DAĞILDIĞI olayda propaganda suçunun oluştuğu serekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de atılan sloganların terör örşütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru şösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadışı BU SÖZLERİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HALDE. yasal olmayan gerekçeyle propaganda suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…. “.

Görüldüğü üzere terör örgütü lehine slogan atılması olayında bile Yargıtay, terör örgütü lehine atılan sloganların İFADE HÜRRİYETİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİRKEN HAKEM HATALARININ AYYUKA ÇIKTIĞI VE NERDEYSE HER KULÜBÜN ŞİKAYET ETTİĞİ BİR ZAMANDA YAPILAN AÇIKLAMANIN İFADE HÜRRİYETİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMEYİP ŞEVKE KONU EDİLMESİ HER YÖNÜYLE HUKUKA AYKIRIDIR. (Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.07.2015 tarih ve 2015/2742 esas 2015/2316 kararı)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dc ifade özgürlüğüne dair Sözleşmenin 10. maddesini yorumlarken, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin demokratik toplumunun karakteristik özelliklerinden olduğunu, bu değerlere sahip olmayan sistemin demokratik toplum olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların bu değerlere aykırı düşmemesi ve meşru amaçla orantılı olması gerektiğini, sadece zararsız ve lehte olan düşünceler değil, devlet veya toplumun bir bölümü için rahatsız edici, saldırgan veya şok edici düşüncelerin de maddenin korumasına gireceğini belirtmektedir. (1976 tarihli Handyside & Birleşik Krallık Kararı paragraf 49)

AİHM; 1976 tarihli bu içtihadındaki kriterleri bugüne kadar sistemli bir şekil de uygulamış ve bugün dahi Handyside & Birleşik Krallık kararındaki ilkeleri dikkate alarak ifade hürriyetine ilişkin başvurulan karara bağlamaktadır.

Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim dalında öğretim üyesi Fatih Birtek tarafından kaleme alınan ve İstanbul Barosu dergisinde (Cilt 81 sayı 2 yıl 2007 sayfa 610 vd) yayınlanan makalede AİHM kararları ışığında ifade hürriyeti değerlendirilmiştir. Makalede yer verilen kararlarda göz önüne alındığında itiraz konu karar her yönüyle hukuka aykırıdır.

Aksoy/Türkiye: şiddete başvurma, silahı direniş veya bir başkaldırının teşvikinin söz konusu olmayan ve kamuoyunun bilgilendirilmesi amacı taşıyan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu

Sürek ve Ozdemir/ Türkiye: … bir mülakatın devlet politikasına ciddi eleştiriler getiriyor olması ve ülkenin bir bölümündeki problemin kaynağı veya sorumluları hakkında tek taraflı görüşler aktarıyor olması sebebiyle ifade özgürlüğüne müdahale edilmesinin meşru amacının olmadığı,

Arslan/ Türkiye: Düşmanca bir üslupla kaleme alınmış olmakla birlikte, halkı şiddete ve silahlı direnişe, ayaklanmaya teşvik olmadığı sürece ifadenin sırf düşmanca bir üslup taşıdığı gerekçesiyle cezalandırılmayacağı, ulusal güvenlik ve kamu düzeni bakımında tehlike oluşturmayacağı,

Ceylan/ Türkiye: şiddet övülmediği, silahlı mücadeleye ve ayaklanmaya teşvik olmadığı müddetçe ifadelerin saldırgan nitelik taşıdığı gerekçesiyle müdahalenin hukuki olarak nitelendiril emeyeceği.

Başkaya ve Okçuoğlu/ Türkiye: şiddete teşvik söz konusu olmadığı, şiddete çağrı anlamında anlatım tarzı benimsenme dikçe devletin resmi politikasın eleştirilebileceği, şiddete, silahlı isyana teşvik olmadığından bahisle müdahalenin meşru amacı olmadığı yönünde kriterlere başvurmuş ve daha sonraki başvurular hakkında karar verirken de bu ölçütleri dayanak olarak kullanmıştır.

Kulüp internet sitesinden yapılan açıklamanın AİHM kriterleri çerçevesinde de değerlendirildiğinde ifade hürriyeti kapsamında kaldığı, yapılan sevk işlemi tahtında cezalandırma isteğinin ifade hürriyetine müdahale olduğu ve bu müdahalenin hukuka aykırı olduğu son derece nettir.

Yargıtay ve Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin ifade hürriyetine ilişkin kararları dikkate şevke konu yazının ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu nedenle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyoruz.

Anılan açıklama ile futbol kamuoyunun gündeminde yer alan güncel ve herkesin şikayet ettiği HAKEM KARARLARININ MÜSABAKA SONUÇLARINI ETKİLEMESİ konusunda ve bizatihi MERKEZ HAKEM KOMİTESİ BAŞKANININ KONUYA İLİŞKİN BASINA YANSIYAN AÇIKLAMALARIMA ilişkin bir durum tespiti ve izahat yapılmıştır.

Bu çerçevede yapılan açıklama ve yukarıda verilen örnek kararlar ile TFF Hukuk Müşavirliğinin şevke gerek görmediği açıklamalar dikkate alındığında 12.01.2017 tarihinde Fenerbahçe kulübünün internet sitesinden yapılan açıklamanın İFADE HÜRRİYETİ KAPSAMINDA OLDUĞU, SPORTMENLİĞE AYKIRI BİR UNSUR İÇERMEDİĞİ, NİTEKİM SEVK YAZISINDA BİLE SPORTMENLİĞE AYKIRI BİR İFADEYE VURGU YAPILMADIĞI GEREKÇESİYLE ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyoruz. Zira Anayasamızın 2. Maddesinde belirtildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal bir HUKUK DEVLETİDİR. Bu ilke gereğince her kişi ve kurum eleştirilebilir. Nitekim başta sayın Cumhurbaşkanı ve sayın Başbakan olmak üzere herkes hakkında sayısız eleştiri yapılmaktadır. Devletin en önemli kurum ve şahsiyetleri çok ağır bir şekilde eleştiriliyorken hakemlerin veya TFF’nin eleştiriden muaf olduğunu kabul etmek ve yapıcı her eleştiriyi SPORTMENLİĞE AYKIRI AÇIKLAMA adı altında cezalandırmaya çalışmak hukuka aykırı olduğu gibi futbolu da yönetilemez hale getireceği açıktır.

Gerek yukarıda yapılan açıklamalar gerek söz konusu şevkten sonra oynanan Atiker Konyaspor – Galatasaray A.Ş. arasında 14.01.2017 günü oynanan müsabakada da hakemler sonuca etki edecek kararlar vermiştir. Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen; bu müsabakadaki hakem kararlarına atfen “HAKEMLER ÇOK KÖTÜ, LİGE ARAVERİLEBİLİR, ALİ ÇAMDALTN GÖRDÜĞÜ KARTLAR HATALIYDI, SNEİJDER GALATASARAYDA DEĞİL KAYSERİ DE OYNASAYDI KIRMIZI KART GÖRÜRDÜ…” şeklindeki beyanı, hakem kararlarının ve pratiğinin vehametini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle TFF’nin bu kadar önemli bir konuda kulüpleri ve idarecilerini cezai yaptırımlara tabi tutmaya çalışmak yerine hakemleri eğitmeli, kamuoyunda artık güvenirliliğini yitirmiş, sportif performansı yetersiz, her müsabakasında skandal kararlara imza atan hakemleri ismine ve sayısına bakmaksızın futbol ailesinin dışına çıkarmalıdır. Bunun içinde gerekli alt yapı ve eğitim çalışmalarına hız vermeli, kulüplerden gelen eleştirileri de bu kapsamda değerlendirmelidir.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve resen tespit edilecek nedenlerle; sevk konusu eylem ile ilgili Fenerbahçe Futbol A.Ş. ve Fenerbahçe Futbol A.Ş. Başkanı Sn. Aziz Yıldırım hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.

BİLGİ İÇİN DAĞITIM:

1- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği

2- TFF Yönetim Kurulu Başkanlığı

EKLER:

I – Vekaletname

2- Şevke konu edilen Fenerbahçe kulübü resmi internet sitesinde yayınlanan 12.01.2017 tarihli açıklama

3- TFF Hukuk Müşavirliğinin 13.01.2017 tarih ve 738 sayılı sevk yazısı

4- TFF Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu’nun açıklamaları

5- Fenerbahçe A.Ş. tarafından TFF Başkanlığına gönderilen 27.12.2016 tarih ve 756 sayılı yazısı

6- TFF Hukuk Müşavirliği tarafından şevke dahi gerek görülmeyen ve çeşitli tarihlerde diğer kulüp idarecileri tarafından yapılan açıklama metinleri

7- Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 16.02.2016 tarih ve 59 sayılı toplantısında FİKRET ORMAN hakkinda almış olduğu CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARARI

8- Trabzonspor Başkanı MUHARREM USTA’nın basına yaptığı 21.2.2016 tarihli açıklaması

9- TFF PFDK’nın MUHARREM USTA hakkında vermiş olduğu 25.02.2015 tarih ve 62 sayılı CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA DAİR KARARI

10-Galatasaray kulübü yönetim kurulu üyesi ALİ DÜRÜST; 26.10.2011 tarihli açıklaması

II – Galatasaray kulübü yönetim kurulu üyesi ALİ DÜRÜST’e ceza verilmesine

yer olmadığına dair 28.10.2011 tarihli TFF PFDK kararı 12-Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.07.2015 tarih ve 2015/2742 esas 2015/2316 kararı

13-Rıdvan Dilmen’in Atiker Konyaspor- Galatasaray arasında oynanan 14.01.2017 tarihli müsabakadan sonra müsabaka hakemi hakkındaki yorumu