BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Salıpazarı’nda terk edilmiş bir kumarhane... Meşhur rengârenk merdivenleri çıktığınızda bir sürpriz bekliyor sizi, adını bu ikonik merdivenlerden alan ‘Merdiven Art Space’. İçeri girdiğinizde önce disko toplarıyla karşılaşıyorsunuz sonra rengârenk yanıp sönen bir LOVEGAME yazısıyla... Arka fonda aşk şarkıları... Minik Serçe’den Leman Sam’a; Beatles’dan Hamiyet Yüceses’e... Bu noktaya kadar oldukça davetkâr. HT Pazar'dan Deniz Çağlar'ın haberi...

Hikâye kadife perdeleri araladıktan sonra başlıyor. Bir rulet masası, pullar ve siz... Karşınızda bir ayna. Bir anda gazetenin üçüncü sayfa haberlerinin başkahramanı oluyorsunuz. Bir sergi değil bu. Feminist sanatçı İpek Duben’in enstalasyonu: ‘LoveGame’. 80’lerden beri toplumsal konuları ele alıyor Duben. Kadın-erkek ilişkileri, kadına şiddet, ötekileştirme, cinayetler ve tecavüz olaylarına nasıl seyirci kaldığımızı gözler önüne seriyor. 

Tehlikeli bir oyunun ortasındasınız aslında. Çeviriyorlar çarkı, kurban karşında... “Şimdi pulları seç” diyorlar, “Bıçaklama mı? Tecavüz mü?’... Katilini sen seçiyorsun.

O şıkır şıkır disko toplarının parıltısı, kendini bir anda suçluluk duygusu ve sorgulayan bir iç sese bırakıyor. Rahatsız oluyorsun. Huzursuzluk veriyor. Kabuğundan çıkarıveriyor insanı. Tam da Duben’in istediği gibi; bilinç açıyor... Duben, olan biteni sözden daha etkili biçimde dışavuruyor.

LoveGame, 15 Aralık’a kadar Merdiven Art Space’de görülebilir.
 

‘MASUMİYETTEN ESER YOK’

Türkiye’de kavramsal sanatın öncülerinden olmanın yanı sıra, sanat dünyasının ‘trendsetter’larından o... ‘Türkiye’de kadının imajı’nı “Şerife”yle 1981’de işlemiş, ‘sınır’ ve ‘göç’ konuları 1998’den beri çalışmalarında. Duben’in göç projeleri 1912’den başlıyor. “Beni jurnalistik haberler ve güncel olaylar ilgilendirmiyor” diyor; “Türkiye toplumunun damarı bu konular...” Sosyal bilimler doktorası yapmış, yıllarca Türkiye’den uzakta, tam damarından kavramış olan biteni...

Duben’in üç işi var ki, Türkiye haritasına eşdeğer. “Toplumun içindeki yaralardan, problemlerden, kendi hayatımıza yansımalarından ilham alıyorum” diyor. Prensipte tüm eserleri birbiriyle ilintili. LoveGame’in bir ikizi LoveBook, 2009’da AkSanat retrospektifinde sergilenmişti. O da LoveGame’in konusu olan aile içi şiddet ve namus cinayetlerini ele alıyor. “Eskiden daha masumdu konular” diyor İpek Hanım “Kullandığım vakaların bazıları namustu, töreydi; sevdiğine kaçtı diye babası öldürüyordu. Şimdi erkeklik konusu çok şiddetli, masumiyetten eser yok. Üstelik kimsenin çekincesi de yok.”

Bir diğer projesi “What is a TURK?”te (2003) 20’nci yüzyılda Batı’nın Türklere bakışı ve ön yargıları konu ediliyor. 20. yüzyılı içeren bir proje ve Duben’e göre bu 500-600 yıllık bir mesele. “ONLAR/THEY”de (2017) farklı etnik kökenli 24 kişinin anlatılarıyla ötekileştirmeyi masaya yatırıyor. “Kürt de var, Ermeni de; gay de var, lezbiyen de... İngiltere’de gösterdiğimde büyük ilgi gördü çünkü Türkiye gerçeği olduğu kadar, evrensel bir konu” diyor.

Sormadan edemiyorum, “Toplumsal konuları bu kadar irdelemenizin sebebi ne? Travmatik bir olay mı yaşadınız? Ne bileyim bir tecavüz, yakın çevrenizde bir cinayet?”. Hiçbirini yaşamamış. Son derece laik bir aileden geliyor. Anımsadığı tek bir kare var: “...13 yaşındaydık. Kuzenimi bir oğlanla Kabataş’ta yürürken görmüşler. Kızcağızı derhal okuldan aldırdılar, sonra da zorla evlendirdiler.”

İpek Duben’in gözünden LOVEGAME: “Aile içi şiddet, tecavüz; ölüm yaratan kadınlar, kocalar, babalar, anneler, sevgililer ve kendi irademiz dışında kaderin oyunu. Oyunda her şey bilinmez, şans vardır. Yaşam gibi.”

KAVRAMSAL SANAT: SANAT GÖZ İÇİN Mİ ZİHİN İÇİN Mİ?

Duben’in 1979’dan 2015’e tüm çalışmaları tek iş gibi. Hepsi benzer meselelerin etrafında... Tümü kavramsal. Kavramsal sanat; estetik, vurgu, toplum için olma, yetenek barındırma, nadir olma gibi geleneksel anlamda bir eserin barındırması beklenen kriterleri umursamaz. İçinde ‘zekâ’ ve anlatanın bir derdi olan işlerdir. Sanatçı “tamamlanmış bir eser” ortaya koymaktan çok; aktarmak istediği fikre odaklanır; estetik kaygılar arka planda kalır. Kısaca “fikir sanatı” denebilir.

“Türk izleyicinin kavramsal sanata bugünkü bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? 80’lerden bugüne neler değişti?” diye soruyorum İpek Hanım’a... “Marcel Duchamp Batı dışı toplumlara ilaç gibi geldi” diyor. “İslam kültüründe maddesel gerçeklik zayıftır. Müslü- manlıkta gerçekçi resimlere, figüratif resimlere yer yoktur. Türk resim tarihinde tabii figüratif resim yapıldı, ama kavramsal sanata geçildiğinde bir patlama oldu. Çok iyi işler çıkıyor.”

Gelecek projesini merak ediyorum Duben’in, o an karar veriyor: “İkiyüzlülük.” “Günümüz Türkiye’sini tek bir işle temsil edecek olsa hangisini seçerdiniz” diye sorduğumda ise cevabı “LoveGame ve Onlar” oluyor.

Yeni sanat mekânı: Merdiven

İstanbul sanat dünyasına renk kattı Merdiven Art Space. Karaköy-Tophane’de, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nden başlayan yürüyüş hattında, İstanbul Modern ve Depo’yla peş peşe geliyor. Nazlı ve Yasemin Çarmıklı ev sahipliğinde, gencecik, müthiş dinamik bir ekip var başında. Kâr amacı gütmeyen bir mekân burası, galeri değil. En çok da bu kısım heyecan verici. Ticari endişelerden uzak, haliyle yenilikten korkmuyor, yaratıcı fikirlere açıklılıkta sınır tanımıyorlar. Programın açılışını İpek Duben’in yıllara meydan okuyan enstalasyonuyla yapsalar da asıl hedefleri üretim sahasının gelişimine destek; yani gençler... Müze ve galerilerin 2 yıl önceden belli olan sanat takvimleri yerine, burada 15 Aralık’tan sonrası bilinmiyor. Sürpriz. İster yeni mezun sanatçı olun, ister küratör, “Bir fikrim var” deyip gidebileceğiniz bir mekân burası. Yeter ki fikir altyapısı güçlü olsun, özgünlükten ödün vermesin. Şehrin ihtiyaç duyduğu yenilikçi ruhu bana hızla hayatımıza kazandıracak gibi geliyor Merdiven.

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300