O şimdi 39 yaşında!
Tarihini biliyor musunuz?
RECEP BOLAT / İSTANBUL (AJANS HABERTÜRK)
Belgeler 1900'lü yıllarda "tüp geçit" benzeri bir projenin varlığını doğrulasa da Anadolu le Avrupa kıtalarını birleştirecek köprünün hazırlıkları ancak Cumhuriyet döneminde başladı. Boğaziçi Köprüsü'nün temeli, 21 pare top atışıyla 20 Şubat 1970'te atıldı. Avrupa'yı Asya'ya bağlayan köprünün Beylerbeyi ve Ortaköy ayaklarının kazısı aynı yılın Mart ayında başladı, 1971 yılında kulelerin montajı tüm hızıyla devam ederken İstanbul boğazının iki yakasını birleştirecek yapının biçimine dair işaretler de görülmeye başladı. 1972'nin Ocak ayında her iki çelik kule Boğaz'ın iki yakasında yükseldi. Kuleler tamamlanınca Ortaköy'den Beylerbeyi'ne kadar deniz yüzeyine, birbirine paralel iki kılavuz halat serildi ve halatlar aynı anda çekilerek boğazın iki yakası ilk kez birleştirildi. Köprünün silüeti de böylece ortaya çıktı.
10 Haziran 1972'de tellerin gerilim ve büküm işlemleri başladı ve bu çalışma köprünün açılışına kadar sürdü. İtalya ve İngiltere'de hazırlanan, içi boş kutular şeklindeki 60 adet tabliyeyi oluşturacak paneller, demonte halde denizyoluyla getirildi. Panellerin montajı Göksu birleştirme şantiyesinde başladı. Aralık 1972'de ilk tabliye, köprüye gerilen çelik halatlara salıncak sistemiyle monte edildi. İçi boş tabliyeler, kulelerin tepesindeki vinçler ve palangalar aracılığıyla askı halatlarına bağlandı. Paneller, köprünün ortasından iki uca doğru eşit şekilde yerleştirildi. 26 Mart 1973'te son tabliye de montajlandı ve ardından 60 adet tabliye birbirine kaynaklandı. Asya'dan Avrupa'ya ilk geçenler de köprü çalışanları oldu. Bu arada çevre yollarıyla viyadüklerin inşası da sürüyordu.
ONBİNLERCE KİŞİ KÖPRÜYÜ YAYA GEÇTİ
8 Haziran 1973'te ilk araçla geçiş denemesi yapıldı. 1973'ün sonlarında Haliç Köprüsünün yapımı tamamlandı, yollar bitti. 30 Ekim 1973'te açılış için tüm davetliler tören alanında yerini aldı. Köprü, onbinlerce kişinin Asya'dan Avrupa'ya yürüyüşüyle başladı. Vatandaşların kıtalar arasındaki yürüyüşü sürerken adımların çokluğu ve yoğunluğun köprü yüzeyine yayılması sonucu rezonans artışı had safhaya ulaştı. Köprü salıncak gibi sallanırken yıkılması korkusuyla yaya geçişlerine son verildi. Ertesi gün gazetelere yansıyan sütünlardan birinde şu örnek yer almıştı: "Köprüden arka arkaya tanklar geçse o derece risk oluşturmaz ama, bir tabur asker uygun adımla köprüyü geçmeye çalışırsa, ayakların aynı anda yere vurması nedeniyle bu daha büyük tehlikedir."